Etiket arşivi: TEKNİK TAKİP DOSYASI

TEKNİK TAKİP DOSYASI : ‘Bütün ülkelerde istihbarat teşkilatları bu kanunların istisnasıdır’

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, "Kişisel Verilerin Korunması Kanunu olan bütün ülkelerde istihbarat teşkilatları yüzde 100 bu kanunların istisnasıdır’’

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, TBMM Genel Kurul’da görüşülmekte olan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı hakkında bilgi verdi. Bozdağ, kanunla özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde yasa istisnai sınırlayan kural yetmediğini belirterek, "Bir de Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun belirlediği yeterli koruma önlemleri de olacak. Bu önlemler vars ona da uyacak, öyle işleyecek. Mezhebi, dini çıkartabiliriz. Çıkardığımız zaman bunlar koruma altında olmaktan çıkar. O zaman ne olur? Bunlar korumasız kalır, herkes bunları dilediği gibi işleyebilir. ‘Herkes bunları işlemesin’ diyoruz. İşlemesini yasaklıyoruz. Hangi şartlarda olacağını açık açık ifade ediyoruz’’ ifadelerini kullandı.

"Bunları daha etkin korumak için getirdik. İstisnalar konusu çok tartışıldı" diyen Bozdağ, şöyle devam etti:

"28. madde istisnaları düzenliyor. Birinci istisna, aynı konutta oturan kişilerin birlikte oturduğu kişilerle ilgili veriyi işlemesi. Siz babasınız, annesiniz. Kişi ailesiyle ilgili veriyi istediği gibi değerlendirsin. İki, TÜİK bugün birçok istatistik yapıyor. Araştırma şirketleri inceleme yapıyor, planlama yapıyor, bunları anonimleştirmek suretiyle ancak yapacaklar. Araştırma şirketlerini kapatalım mı, istisna mı tutalım? Biz bunu koymazsak, işini yapamaz. Üçüncü istisna, edebiyat, tarih, bilimsel amaçla ya da ifade özgürlüğü kapsamın da kişisel verilerin işlenmesini istisna tutuyoruz. Sanatla ilgili, edebiyatla ilgili birçok veri işleniyor. Televizyonlar, gazeteler haber yapıyorlar. Bu istisnayı koymazsak, televizyonlar, gazeteler haber yapamaz. Onun özgürce çalışması için, vazifesini milletin beklentilerine uygun yapması için konmuş bir istisnadır. Yoksa kişisel verileri işlemesi için değil, Mili savunma, milli güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni, ekonomik güvenlik, özel hayatın gizliliği, kişi haklarını ihlal etmemek ve suç olmamak kaydıyla bunları yapabilir diyoruz. Dördüncü olarak. Kişisel verilerin mili savunma, milli güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni, ekonomik güvenlik sağlamaya yönelik önleyici, koruyucu faaliyetler kapsamında verilerin işlenmesi. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu olan bütün ülkelerde istihbarat teşkilatları yüzde 100 bu kanunların istisnasıdır."

TEKNİK TAKİP DOSYASI : 18 Ocak 2016 Tarihli Kişisel Verilerin Ko runması Kanun Tasarısı

Kişisel veri nedir?

Kişisel veri kısaca, belirli veya belirlenebilir bir kişiyle ilgili her türlü bilgiyi ifade eder. Örneğin bir kişinin kimlik, iletişim, sağlık ve mali bilgileri ile dini inancına dair bilgi birer kişisel veridir. Kişisel veriler üzerinde ilgili kişilerin bir hakkı bulunur. Bu, Federal Alman Anayasa Mahkemesi’nin 1983 tarihli meşhur Nüfus Sayımı (Census) kararında belirtilmiştir. Kişisel veriler üzerinde ilgili kişilerin bir hakkı bulunması, ilgililere bu haklarının korunmasını talep etme hakkı verir. Kişisel verilerin korunması konusu ise hukukta “veri koruma” (data protection) tabiri ile ifade edilir.

Kişisel verilerin kanunla korunması yeni bir gelişme midir?

Tabiki hayır. Zira Dünya üzerindeki devletlere baktığımızda ilk defa 1970 yılında Almanya’nın Hessen Eyaletinde kişisel verilerin korunması kanununun kabul edildiği, 1973 yılında İsveç’te, ardından 1974 yılında ABD olmak üzere bugün dünya üzerinde 100’den fazla ülkede –ki Avrupa Birliği üyesi 28 ülkenin her birinde– bu nitelikteki kanunların kabul edildiği bilinmektedir. Ayrıca başta OECD, UNESCO, BM ve Avrupa Konseyi olmak üzere uluslararası ve bölgesel kuruluşlar da kişisel verilerin korunması konusunda düzenlemeler yapmıştır. Avrupa Birliği (AB) de bu konuda 24 Ekim 1995 tarihli ve 95/46/EC sayılı “Kişisel Verilerin İşlenmesi İle İlgili Olarak Bireylerin Korunması ve Bu Verilerin Serbest Dolaşımı” Direktifini (Veri Koruma Direktifi) kabul etmiştir. Üstelik AB, bu Direktifin yerine yeni bir Veri Koruma Direktifini kabul etme aşamasındadır.

Türkiye niçin kişisel verilerin korunması kanunu çıkartmaktadır?

Her şeyden önce, 1970’li yıllardan beri Dünya üzerinde kişisel verileri kanunla koruma trendine baktığımızda Türkiye’nin bu konuda geç bile kaldığı söylenebilir. Kişisel verilerin korunması kanunu ile kişisel veriler, hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olarak; doğru ve güncel bir şekilde; belirli, açık ve meşru amaçlar içinde; işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü şekilde ve de ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar işlenebilecektir.

Ayrıca kişisel verilerin korunmasına dair bir kanun çıkartmak Türkiye’nin uluslararası taahhütlerinin bir gereğidir. Zira Türkiye, üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin 108 sayılı “Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi”ni 28 Ocak 1981 tarihinde imzalamasına karşılık, çok yakın bir zamanda, 18 Şubat 2016 tarihinde, onaylamayı (6669 sayılı) Kanunla uygun bulmuştur. Yani Türkiye, Avrupa Konseyi’nin 108 sayılı Sözleşmesini aradan tam 35 yıl geçtikten sonra onaylamıştır.

Daha da önemlisi Türkiye, AB’ne, “Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin 2001, 2003 ve 2008 tarihli Ulusal Programlar”ında hem Avrupa Konseyi’nin 108 sayılı Sözleşmesini onaylayacağını hem de bu konuda bir kanun çıkartacağını taahhüt etmiştir. Türkiye, 108 sayılı Sözleşmeyi onaylamakla ilk taahhüdünü –gecikmeli de olsa– yerine getirmiştir. Ama henüz kişisel verilerin korunmasına ilişkin bir kanun çıkartmadığından bu taahhüdünü yerine getirmemiş bir aday ülke konumundadır.

Ayrıca kişisel verilerin korunmasına dair bir kanun çıkartmak 2010 yılında gerçekleşen Anayasa değişikliğinin de bir gereği olacaktır. Zira bu Anayasa değişikliği ile Anayasa’nın 20(3). maddesine kişisel verilerle ilgili bir fıkra eklenmiş ve bu fıkranın son cümlesinde “Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir” hükmüne yer verilmiştir. Yani Anayasa bu konunun kanunla düzenlenmesini öngörmektedir.

Tabi bütün bu süreç içerisinde 22 Nisan 2008 ve 16 Aralık 2014 tarihlerinde olmak üzere iki adet kişisel verilerin korunması kanunu tasarıları TBMM’ye sevk edilmiş olmasına rağmen her iki Tasarı da kanunlaş(a)mamıştır. İşte şimdi, bu konuda üçüncü tasarı olan 18 Ocak 2016 tarihli “Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı” TBMM’ye sevk edilmiştir. Tasarının yakın zamanda kanunlaşması ile Türkiye kişisel verilerin korunmasını kanunla güvence altına almış olacak, AB’ne verdiği taahhüdü yerine getirmiş olacak ve de Anayasa hükmünün gereği yapılmış olacaktır. Bu açıdan Tasarı ülkemiz bakımından önemli bir gelişmeyi ifade etmektedir.

Kişisel verilerin korunması kanununda neler yer alır?

En başta bu kanun ile kişisel veriler gibi hassas bir alan kanuni güvence altına alınır. Bu kanun ile kişisel verilerin işlenmesine ilişkin belli usul ve esaslar getirilir; kişisel verilerin üçüncü kişilere ve yurtdışına transfer edilme esasları belirlenir; kişisel verileri işlenen kişiler ile kişisel verileri işleyen kişilerin hak ve yükümlülükleri tespit edilir; kişisel verilerin güvenliğinin sağlanmasına yönelik ilkeler getirilir; kişisel verilerin işlenmesi esnasında ortaya çıkan hukuka aykırılıklar için adli ve idari yaptırımlar öngörülür; kişisel verilerin işlenmesi alanını regüle etmek ve denetlemek amacıyla bağımsız ve tarafsız bir düzenleyici ve denetleyici kamu kurumu ihdas edilir.

İşte 18 Ocak 2016 tarihli “Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı”nda da bu hususlar yer almaktadır. Bu doğrultuda toplam 33 madde ve yedi bölümden oluşan Tasarının Birinci Bölümünde “Amaç, Kapsam ve Tanımlar”; İkinci Bölümünde “Kişisel Verilerin İşlenmesi”; Üçüncü Bölümünde “Haklar ve Yükümlülükler”; Dördüncü Bölümünde “Başvuru, Şikâyet ve Veri Sorumluları Sicili”; Beşinci Bölümünde “Suçlar ve Kabahatler”; Altıncı Bölümünde “Kişisel Verileri Koruma Kurumu ve Teşkilat”; Yedinci Bölümünde ise “Çeşitli Hükümler” yer almaktadır.

Kişisel verilerin korunması kanunu ile birlikte kişisel verilerimiz iznimiz dışında işlenemeyecek midir?

Şüphesiz bu soruya hayır demek gerekecektir. Zira kişisel verilere ilişkin dünya üzerinde kabul edilen kanunlarda ve AB’nin 1995 tarihli Veri Koruma Direktifi’nde ve hatta yeni kabul edilecek Direktifte, kişisel verilerin ancak ilgili kişinin açık rızası halinde işlenebileceği kuralı konduktan sonra istisnai hallerde ilgili kişinin açık rızası olmasa da kişisel verilerin işlenmesi mümkün kılınmıştır. 18 Ocak 2016 tarihli “Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı”nda yer alan düzenleme de bu kanunlardan ve AB Veri Koruma Direktifi’nden farklı değildir.

Irk, etnik köken, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep veya diğer inançlar, kılık ve kıyafet, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlık, cinsel hayat, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili veriler ile biyometrik veriler hiçbir şekilde işlenemeyecek veriler midir?

Soru içeriğinden hareketle zaman zaman fişleme (kanunu) tartışmalarını da gündeme getiren bu soruya da hayır cevabını vermek gerekecektir. Her şeyden önce, veri koruma literatür ve mevzuatında bu içerikteki verilere “özel nitelikli kişisel veriler” veya “hassas kişisel veriler” adı verilmektedir. Kişisel verilere ilişkin dünya üzerinde kabul edilen kanunlarda ve AB’nin 1995 tarihli Veri Koruma Direktifi’nde ve hatta yeni kabul edilecek Direktifte özel nitelikli veya hassas kişisel verilerin kural olarak işlenemeyeceği belirtildikten sonra başta ilgili kişinin açık rızası hali olmak üzere, bu verilerin işlenebileceği istisnai haller de sayılmıştır. 18 Ocak 2016 tarihli “Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı”nda yer alan düzenleme de bu kanunlardan ve AB Veri Koruma Direktifi’nden farklı değildir.

18 Ocak 2016 tarihli “Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı”nın bir an önce kanunlaşması ve ülkemize hayırlı olması dileğiyle…

Prof. Dr. Cemil KAYA

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi

İdare Hukuku Anabilim Dalı

cemilkaya

TEKNİK TAKİP DOSYASI : Dünya Küresel Dinleme ve Takip Krizi Edward SNOWDEN İncelemesi

Dnya Kresel Dinleme ve Takip Krizi Edward SNOWDEN ncelemesi.pdf

TEKNİK TAKİP DOSYASI : Gülen’in VIP ekibine operasyon

Paralel örgüt lideri Gülen’in VIP ekibine operasyon geldi. 59 ünlüyü sahte isim ve IMEI no’larıyla ‘terörist’ diye dinleyen istihbaratçı ekipten 44’ü hakkında işlem başlatıldı. Listedeki 45’inci isim Fetullah Gülen. Gülen haricinde, aralarında Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan’ın da olduğu 16 isim zaten cezaevinde. Bunların tek tek ifadeleri alınacak. Kalan 28 zanlıdan 17’si ise yakalandı. 7 şüpheli aranıyor, 4 kişi ise ifadeye çağrıldı.

Paralel örgüt lideri Fetullah Gülen’in emriyle 2007-2012 yılları arasında 59 ünlüyü yasadışı dinleyen VIP istihbarat ekibine operasyon yapıldı. İstanbul Cumhuriyet Basşavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Hasan Yılmaz’ın yürüttüğü soruşturma kapsamında, 45 şüpheli hakkında işlem başlatıldı. Bu 45 şüpheliden 16’sı zaten başka suçlardan ötürü cezaevinde. Listenin başındaki zanlı ise ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) lideri Fetullah Gülen. Gülen ve cezaevindeki 16 eski polis haricinde kalan 28 zanlıdan 24’ü için, 16 kentte eşzamanlı baskınlar yapıldı. Takibat sonucu FETÖ’ye bağlı olduğu ileri sürülen 17 istihbaratçı yakalandı. Kalan 7 şüpheliyi arama işlemleri ise sürüyor. Ayrıca 4 polis de bilgisine başvurulmak üzere İstanbul Emniyeti’ne davet edildi. 45 kişilik listede isimleri bulunan ve başka suçlardan cezaevinde tutuklu olan 16 zanlı arasındaki Ali Fuat Yılmazer, Erol Demirhan, Hayati Başdağ ve Mesut Yılmaz da adliyeye getirilerek sorgulanacak.

BAŞ ŞÜPHELİ GÜLEN

Soruşturmanın 1 numaralı şüphelisi FETÖ lideri Gülen’in emriyle işadamları ve gazetecileri dinleyen VIP ekibin, paralel örgütün yasadışı dinlemedeki klasikleşmiş taktiği olan ‘sahte isim’ ve ‘sahte IMEI’ye başvurdukları öğrenildi. Gerçekte hiçbir suç örgütüyle irtibatı olmayan 59 ünlüyü ‘terörist’ olarak gösterip mahkemeden karar çıkartarak 5 yıl boyunca adım adım izleyen zanlıların, bu yolla elde ettikleri kayıtları örgüt merkezine aktardığı da tespit edildi.

İşte 59’luk liste

Özel yaşamlarının her anını kaydedip bunu mağdurlar üzerinde tehdit ve şantaj unsuru olarak kullanan paralel örgütün hedefinde şu 59 isim bulunuyor: Ferit Şahenk, Yıldırım Ali Koç, Caroline Nicole Koç, Mehmet Emin Karamehmet, Mustafa Süzer, Fevzi Bülent Özaydınlı, Atalay Şahinoğlu, Erol Altaca, Mehmet Yörük, Melih Türker, Ahmet Topsoy, Ali İhsan Karacan, Yener Şenok, Süleyman Kocakaya, Dursun Ali Yılmaz, Memduh Karakullukçu, Sezai Çanakçı, İbrahim Çağlar, İbrahim Özay Şendir, Ömer Lütfi Karagöz, Cemal Tanıl Küçük, İ. Tufan Türenç, Mehmet Murat Yetkin, Zafer Mutlu, Sabri Yılmaz Özdil, Can Dündar, Aslı Aydıntaşbaş, Mehmet Faraç, İsmail Küçükkaya, Mirgün Sırrı Cabas, İsmail Uğur Dündar, İbrahim Yıldız, Amberin Zaman, Şirin Payzın Acet, Nihat Genç, Rasih Yılmaz, Selahattin Sadıkoğlu, Ergün Diler, Cengiz Semercioğlu, Halil Engin Ardıç, Bedri Baykam, İlhami Melih Meriç, Metin Yüksek, Saner Ayar, Recep Tepeli, Nesibe Ruhat Mengi, Bülent Çöltekin, Rıdvan Bıyık, Mustafa Şekeroğlu, Gülden Aydın, Mehmet Nuri Çolakoğlu, Faruk Bildirici, Şükran Suna Vidinli, Arslan Bulut, Özdemir İnce, Mehmet Emin Darendeli, Ahmet Altınel, Hüseyin Özalp, Metin Yavuz Yalçın.

Her şeyi FETÖ’nün elinde


Paralel örgüt üyelerinin ‘VIP’ dinlediği isimlerden en dikkat çekenlerinden biri şüphesiz Can Dündar. MİT TIR’larına ilişkin görüntüleri gazetesi Cumhuriyet’te yayınladıktan sonra ‘casusluk’tan hapse atılan ve Anayasa Mahkemesi’nin çok tartışılan skandal kararı sonrası salıverilen Dündar, örgüt güdümüne girmeden önce FETÖ’nün hedefindeki isimlerden biriydi. FETÖ üyeleri, Can Dündar’ın ‘gazetecilik’ yaptığı dönem 5 bin 172 telefon görüşmesini kaydetti. 2007’den 2010 yılına dek 3 yıl boyunca adım adım izlenerek mahrem kayıtları elde edilen Dündar’a daha sonra bu kayıtlar üzerinden şantaj yapıldığı iddia edildi. Dündar’ın ‘KO Medya’ adına kayıtlı 0532 284 .. .. numaralı telefonunun teknik takibe alınması için 10 Mart 2008 tarihli talep yazısında ise, 45 kişilik ‘VIP telekulak’ ekibindeki zanlılardan Ali Fuat Yılmazer ile Erol Demirhan’ın imzaları var. Çok sayıda dosyadan tutuklu Yılmazer o dönem İstanbul İstihbarat Şube Müdürü görevindeydi. Şubede Yılmazer’in yardımcılığını ise Demirhan yapıyordu. Dündar ile ilgili dinleme kararını ise dönemin İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi verdi.

Mahrem kayıtları paraya çevirdiler

Haklarında yakalama kararı bulunan zanlılar, ‘silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek’, ‘örgütlü faaliyet kapsamında görevi kötüye kullanmak’, ‘özel hayatın ve haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek’ ve ‘sahte evrak tanzim etmek’ ile suçlanıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tespitlerine göre şüpheli polisler ‘VIP dinlemeleri’, 2013 yılının sonundaki 17-25 Aralık darbe girişimine hazırlık kapsamında planladı. Yine savcılığın tespitine göre, paralel örgüt lideri Fetullah Gülen’e bağlı VIP ekibi, yasadışı kaydettiği mahrem kayıtları daha sonra ünlülere şantaj için kullandı. Çok sayıda işadamı ve gazeteciyi dinleyip, özel hayatlarını ilişkin bütün detayları kayda alan FETÖ istihbaratçıları, dokümanlar sayesinde çok sayıda işadamından yüklü miktarda para elde etti. Mahrem kayıtlar üzerinden şantaj yapan örgütün, ünlü bir işadamını özel telefon konuşmalarını kullanarak uzun süre tehdit ettiği ve ondan bir servet kopardığı iddia ediliyor.

TEKNİK TAKİP DOSYASI : 45 istihbarat polisi hakkında soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı işadamları ve gazetecilerin dinlenilmesi ile ilgili "VIP dinleme" soruşturmasında 45 istihbarat polisi hakkında işlem başlattı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı işadamları ve gazetecilerin dinlenilmesi ile ilgili "VIP dinleme" soruşturmasında 45 istihbarat polisi hakkında işlem başlattı.

Savcılık tarafından 28 kişi için gözaltı kararı alınırken, aralarında başka suçlardan tutuklu eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan’ın da bulunduğu 16 şüphelinin ifadesine başvurulacağı, öğrenildi.

HALA DEVAM EDİYOR!

Öte yandan Eskişehir’de aynı gerekçeyle devam eden davada ilginç bir detay ortaya çıkmıştı. Eskişehir’de usulsüz dinleme yaptığı iddiasıyla yargılanan 26 polis için mahkeme Emniyetten dinleme belgelerini istedi. Emniyet, dinlenen şahıslara yönelik yapılan çalışma dökümü ve isim listesini mahkemeye göndermedi ve gerekçe olarak evrakların gizli olduğunu ve dinlemelerin halen devam ettiğini gösterdi.

TEKNİK TAKİP DOSYASI : Sakarya’da ‘telekulak’ operasyonu

Sakarya’da Eski Emniyet Müdürü M.A., eski İstihbarat Şube Müdürü M.A.’nın da aralarında bulunduğu 9 kişi hakkında, gözaltı kararı çıkarıldı.

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2009-2013 yılları arasında Sakarya Emniyeti’nde usulsüz dinleme yapıldığı iddialarıyla ilgili yürüttüğü soruşturma kapsamında aralarında eski Emniyet Müdürü M.A. ve İstihbarat Şube Müdürü M.A.’nın bulunduğu 9 emniyet görevlisi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Sakarya, Ankara, İzmir ve Siirt’te eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Sakarya’da görev yapan polis memurları E.Ö., M.I., A.Y. ve G.A ile Ankara’da görev yapan eski komiser Z.T. ve Siirt’te görev yapan M.D. gözaltına alındı. Şüphelilerin 108 kişiyi usulsüz dinledikleri ileri sürüldü.

‘BELEDİYE BAŞKANI VE BÜROKRATLARI DİNLEDİLER’
Adreslerinde bulunamayan eski Emniyet Müdürü M.A. ve İstihbarat Şube Müdürü M.A. ve A.A. hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Yapılan operasyon ile ilgili Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Ercan yazılı açıklama yaptı. Başsavcılık açıklamasında, "operasyonun FETÖ/PYD terör örgütüne yönelik soruşturma kapsamında gerçekleştirildiği ve dinlenenler arasında belediye başkanları, bürokratlar, işadamları ile gazeteciler olduğu…" ifadeleri kullanıldı.

TEKNİK TAKİP DOSYASI : Kişisel verileriniz kime emanet ?

İnternetteki kişisel verilerin korunması son dönemin en hararetli tartışmalarından biri. Birçok ülke, vatandaşların mahremiyetini korumak için harekete geçti. Türkiye’deyse tam tersi bir durum söz konusu.

Cebinizdeki akıllı telefon, kullandığınız bilgisayar ya da karşısına keyifle geçtiğiniz televizyon sizi gözetleyebilir, mahrem bilgilerinizi resmî; kuruluşlarla ya da bilgisayar korsanlarıyla paylaşabilir mi? Amerika Birleşik Devletleri Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper’e göre, kesinlikle evet! Önceki hafta içerisinde ABD Senatosu’nun açık oturumunda soruları cevaplayan Clapper, internet cihazları-nın en büyük veri kaynağı olduğunu ve istihbarat teşkilatlarının bu veri ağını kullanmaktan çekinme-yeceğini net bir şekilde ifade etti. Hâl böyle olunca, şahsi verilerin korunmasının ehemmiyeti daha da artıyor.

İnternet güvenliği ve istihbarat konularına meraklı herkes bir süreden beri Apple ile Amerikan Fede-ral Polisi (FBI) arasında devam eden davayı yakından takip ediyor. FBI 2 Aralık 2015’te meydana gelen San Bernardino baskınının faillerinden birinin iPhone marka telefonundaki bilgilere ulaşmak için Apple’dan yardım istemişti. Ancak Apple, kullanıcılarının güvenliğini ihlal edeceği gerekçesiyle işbirli-ğine yanaşmadı. Dava şu aşamada üst dereceli mahkemelerde devam ediyor.

Konu şimdiden küresel bazda tartışılmaya başlandı bile. Google, Facebook, Whatsup, Twitter ve Microsoft gibi dev firmaların yöneticileri konuyla ilgili düşüncelerini açıkladılar. Neredeyse tamamı Apple’ın (Gates hariç) yanında yer alıyor. ABD yönetiminin ulusal güvenlik kavramını şimdiye kadar nasıl hoyratça istismar ettiği herkesin malumu.

Avrupa Birliği ve ABD 2000 yılında terörizm ile mücadele kapsamında “güvenli liman” olarak adlandırı-lan bir anlaşma imzalamıştı. Avrupa Birliği sınırları içerisindeki ülkelerdeki internet kullanıcılarının verileri İrlanda’da depolanıyordu ve buradan ABD’ye aktarılıyor ya da direkt olarak ABD içerisinde depolanıyordu. Söz konusu verilerin kullanılmasına bazı sınırlar getirilmişti ve korunması ABD’nin sorumluluğundaydı.

Ancak 2013 yılında Edward Snowden, ABD’nin “terör tehdidi” bahanesiyle söz konusu verileri ne kadar hoyratça kullandığını bütün dünyaya gösterdi. ABD, hayatının hiçbir döneminde teröre bulaşmamış sıradan insanlar bir tarafa, Avrupa’da devlet başkanlığı yapan bazı politikacılara ait verileri bile saklıyor, hatta onlara ait telefonları bile dinliyordu. Bunun üzerine Avrupa Adalet Divanı, Avusturyalı bir Facebook kullanıcısının başvurusunu dikkate alarak 7 Ekim 2015’te “güvenli liman” anlaşmasını devre dışı bıraktı.

Türkiye’de ise kişisel verilerin korunması konusunda neredeyse tam tersi bir atmosfer hâkim. 2014 yılında başta AB olmak üzere birçok uluslararası kuruluş tarafından sert bir şekilde eleştirilen internet kanununu hayata geçiren AKP şimdilerde de birçok kesim tarafından “fişleme yasası” olarak adlandırılan Kişisel Verilerin Korunması Yasa Tasarısı’nı hazırladı. Söz konusu tasarı hâlihazırda Mec-lis’te. Siz bu yazıyı okuduğunuzda bir torba yasanın içerisinde çoktan Genel Kurul’dan geçmiş bile olabilir. Söz konusu tasarının yasalaşması hâlinde cinsel hayattan kılık kıyafete kadar birçok kişisel bilgi devlet tarafından ‘veri’ olarak kabul edilecek ve kayıt altına alınacak. “Millî; savunma, millî; gü-venlik, kamu güvenliği, kamu düzeni veya ekonomik güvenlik sağlamaya yönelik önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler” kapsamında bu verilerin işlenmesi mümkün olacak.

Dolayısıyla, MİT, emniyet, jandarma başta olmak üzere birçok resmî; kurumun bu verilere erişimi olacak. Bakanlıklara ait internet sitelerinin bile bilgisayar korsanları tarafından sık sık ele geçirilebildiği bir ortamda bu verilerin güvenli bir şekilde korunabileceğine ya da şimdilerdeki moda tabirle ‘dış güçler’e kaptırılmayacağına inanmak kolay değil.