Etiket arşivi: GÖÇMEN DOSYASI

GÖÇMEN DOSYASI : Göçmen krizi çözülüyor mu, kördüğüm haline mi geliyor ?

Göçmen meselesinde “Büyük Güç”ler sorumluluk almaktan kaçınıyor. Diğerlerinin zaten çözme imkân ve kabiliyetleri yok.

Lübnan’ın nüfusu 4,5 milyon… Bu minik ülke, 15 Haziran 2015 rakamlarına göre, 1 milyon 183 bin mülteci barındırıyor. Yani nüfusunun dörtte birinden fazla… (1)

Aynı kaynağa göre, 65 milyon nüfuslu, gelişmiş, güçlü İngiltere‘nin kabul ettiği göçmen sayısı, sadece 140… Yazıyla, yüz kırk.

Tabii aradan 9 aya yakın bir süre geçti… Muhtemelen, İngiltere’deki göçmen sayısı birkaç yüze ulaşmıştır. Ama o kadar!

İngiltere’de bu kadar az göçmen var ve onlara da son derece kötü bakılıyor(!).

İngiltere’nin etkili gazetelerinden The Guardian‘da yazan Patrick Kingsley, göçmenlerin barındıkları şartları, “gerçek bir rezalet” olarak niteliyor. (2)

Kingsley, göçmenlerin “kabul edilemez koşullarda” bazı kamplarda, hatta hapishanelerde tutulduğunu ve insanlık dışı muamelelere maruz kaldıklarını söylüyor. Bunları da bir müfettiş raporuna dayandırıyor.

Kingsley, yazısında, özetle şu görüşlere yer veriyor:

Çocuklar beton bir zeminde uyumak zorunda bırakılıyorlar,

İnsan ticareti kurbanı, ishal olan hastalar yiyecek verilmeden kilit altında tutuluyor,

Duşlara erişim engelleniyor,

Bir gözaltı merkezinde çıplak bir kadın yerlerde sürüklendi ve iki kez yumruklandı.

Kilit altındaki hamile kadınlar tartaklandı,

Kadınlar, çocuklarını, kirli kabinlerde kendi ıslak giysileri içinde uyutmak zorunda kaldılar.

Patrick Kingsley, İngiltere’nin, gelecek 5 yıl içinde, her yıl 4 bin mülteci alma kararını da eleştiriyor ve “4,5 milyonluk Lübnan 1 milyondan fazla göçmen barındırırken, 65 milyonluk İngiltere’nin, 5 yılda 20 bin göçmen alacak olmasının hiç mantıklı ve etik olmadığını” söylüyor.

Nihayet yazar, yukarıdaki utanç verici şartların yaşandığı ve bu kadar az göçmen kabul kararı alan ülkenin, “Savaşın yıktığı, malî sıkıntı içindeki Libya değil, devasa kaynaklara sahip İngiltere” olduğunu özellikle vurguluyor.

Umarız, bu ve bunun gibi uyarılar, “devasa İngiltere”yi insafa getirir… Göçmen meselesinde daha büyük sorumluluklar almasını sağlar. Tabii sadece İngiltere değil, bütün zengin ve güçlü ülkelerin daha fazla sorumluluk almaları, daha fazla yük üstlenmeleri gerekiyor.

Aksi takdirde, bu göçmen meselesi, çok daha büyük sancılara sebep açacak.

Şimdiden, bütün dünyanın gözleri önünde, “medenî Avrupa”nın dikenli-jiletli tel örgülerle kapatılan sınırlarında yaşananlar yeterince yürek yakıcı değil mi?

Öte yandan, medyanın hiçbir sınırlama olmadan çalışabildiği, muhabirlerin rahatça her yere girip-çıkabildiği, yazarların korkusuzca yazabildiği, “demokrasinin beşiği”nde bunlar oluyorsa, medyanın pek de o kadar rahat çalışamadığı ülkelerde acep neler oluyordur?

Düşünmesi bile ürkütücü!

Etkili bir çözüm bulunamazsa, “göçmen krizi” uzun yıllar, bütün dünyanın uykuları kaçıracak.

İsmail Hakkı Cengiz

(1): BBC Türkçe, 15 Haziran 2015 http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/06/150615_suriye_multeci_avrupa

(2): The Guardian, 08 Mart 2016 http://www.theguardian.com/world/commentisfree/2016/mar/08/migrant-shed-scandal-refugees-dover

GÖÇMEN DOSYASI /// PROF. DR. BERİL DEDEOĞLU : Mülteci Sorunu ve AB-Türkiye İlişkilerinde Geril im

Prof. Dr. BERİL DEDEOĞLU
Galatasaray Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler

AB -Türkiye zirvesinin gündeminde yine mülteciler bulunuyor ve AB, Ortak Eylem Planı’nın iyi işlemedi kanaatinde. Buna göre Türkiye’nin Avrupa’ya giden yasa dışı göçü yeterince engelleyemediği, kendisine gelen göçmenlere kapısını hala açık tuttuğunu ve geri kabul anlaşması konusunda da bir dizi sorun yaşandığını ileri sürüyor.

Kısacası AB, Türkiye’yi hala mülteci almakla, bunların Avrupa’ya geçmesine göz yummakla ve yakalanıp geri gönderilenleri de kabule yanaşmamakla suçluyor.

Türkiye, aslında bu biçimde davranmıyor. Ama diyelim ki böyle yapıyor, bunda suçlanacak ne var acaba?

AB tarafı, her ay dışı yollardan Avrupa’ya gelenlerin sayısının 2000 civarında olduğunu ileri sürüyor ve Türkiye’nin bu rakamı 1000’in altına düşürmesini istiyor. Bu teknik anlamda Türkiye’nin yasa dışı göçü durdurma çabalarını iki katına çıkarması demek. Bunun da iki yolu var; Türkiye bir yandan girişleri sınırlayacak, öte yandan çıkışları engelleyecek.

Kağıt üzerinde basit gibi görünen bu formül, uygulamada katiyen kolay değil. Türkiye’nin güvenlik güçleri, yasa dışı göçü engellemek için her gün artan bir masrafla çaba veriyor. Dolayısıyla meselenin birinci engeli, mali konulara dayanıyor.

Türkiye’den beklenti

Sorunun bir diğer yönü ise adı üzerinde, yasa dışı göç ile ilgili. Yasa dışı yollardan Avrupa’ya geçilebiliyor ise o zaman önlemlerin karşılıklı alınması, mesela istihbarat paylaşımının çok iyi işlemesi gerekiyor. Bu sorunun sadece Türkiye tarafından çözülmesi teknik olarak mümkün değil.

AB tarafı, bu tür engelleri aşmak için yasa dışı göçmenlerin “yasal göçmene” çevrilmesini bekliyor. Diğer bir ifadeyle Türkiye’nin kendi topraklarına “Doğu”dan girenleri mülteci statüsüne sokmasını talep ediyor, sığınmacı değil. 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi’ne bölge şerhi koyan ve sadece Avrupa Konseyi üyesi ülkelerden gelenlere mülteci statüsü veren Türkiye’nin, bu şerhini kaldırması isteniyor.

Türkiye bu isteğe olumlu yanıt verirse, mülteci olarak kabul ettiklerini kamplara yerleştirecek. Bu kamplar, bugün kurulmuş kamplar gibi olmayacak; içine giren dışına çıkamayacak. Tıpkı, 4 milyona yakın Filistinli’nin 68 yıldır, 61 mülteci kampında feci yaşam koşulları altında bırakılıp unutulmalarındaki gibi olacak; bu arada bu kampların giderleri de az dış destek-çok ulusal destek şeklinde artıp duracak.

AB’den vaat

Diyelim ki Türkiye tüm bu talepleri yerine getirdi, hatta geri kabul anlaşması doğrultusunda Tunus ve Cezayir’den AB’ye geçenleri bile ülkeye almamaya direnemedi, karşılığında AB ne yapacak?

Mülteciler için para verecek. Verecek ama henüz gelen bir para yok; belki de ayni yardım yapılacak. Yani ocak, battaniye, tencere gönderilecek. Ayrıca Türkiye’deki kamplardan mülteci seçilip Avrupa’ya götürülecek. Modern köle pazarı gibi, “işe yarar” olanlar, muhtemelen de erkekler, az sayıda gruplar olarak Avrupalı mülteci olacaklar. Böylece sınıf atlamış olurlar mı, orası bilinemiyor ama Avrupa ülkelerinin tümünün bu öneriye de sıcak bakmadığı hatırlatılmalı. Yani, seçmece mülteci konusu, hem “devede kulak” bir destek, hem de bunun bile hayata geçmesi şüpheli.

Şimdi AB tarafına yeniden sormak gerek. Neden Türkiye 2000 kaçak göçmen sayısını 1000’in altına düşürmek için büyük bir maliyete daha katlansın diye. Türkiye ek yükümlülükler üstlenecekse, karşılığında ne aldığını somut olarak görmek zorunda. AB’nin desteği vaat olarak kaldığı sürece, bu konu Türkiye-AB yakınlaşmasına değil, uzaklaşmasına yol açacak gibi.

GÖÇMEN DOSYASI : Türkiye’deki Suriyeli Çocukların Eğitimi

Trkiye’deki Suriyeli ocuklarn Eitimi.pdf

GÖÇMEN DOSYASI : Türkiye Avrupa’ya Mülteci Krizini Açacak Anahtarı Sundu

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=GoQyxSkGtcU

Enes Bayraklı, Türkiye’nin mültecilere yönelik sunduğu teklifin Avrupa’nın elini ciddi anlamda rahatlattığını belirtti.TRT Haber ekranlarında yayınlanan Sıcak Haber programına konuk olan Enes Bayraklı, Avrupa Birliği ve Türkiye arasında prensipte anlaşılan mülteci planını değerlendirdi. Planın uygulanabilirliğine ilişkin “Planın Türkiye açısından uygulanamayacak bir tarafı yok. Durum, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin kendi aralarında anlaşmalarına bağlı.” yorumunda bulunan Bayraklı, Türkiye’nin mültecilere yönelik sunduğu teklifin Avrupa’nın elini ciddi anlamda rahatlattığını belirterek, “Almanya’nın pozisyonu; göstereceği liderlik önemli. Almanya’nın çeşitli enstrümanları devreye sokarak diğer Avrupa Birliği üyesi ülkeleri ikna edeceğini düşünüyorum.” dedi.

GÖÇMEN DOSYASI : Şeref Yoksunu PSV Taraftarı, Mültecilerle Böyle Eğlendi

Çağdaşlaşmanın, insan haklarının ve demokrasinin beşiği olduğu iddiasındaki Avrupa, mülteciler karşısında gerçek yüzünü göstermeye başladı.

Avrupalı devletlerin ülkelerine mülteci kabul etmeye yanaşmaması ve yaşanan rezilliklerin ardı arkası kesilmezken, bu kez UEFA Avrupa Ligi karşılaşması için Madrid’e giden PSV taraftarlarının yaptığı hareket, ‘Bu kadarına da pes’ dedirtti.

Görüntülerde içki içerek maç saatini bekleyen PSV taraftarları, mültecilere bozuk para atıyor ve muhtemelen çocuklarına bir kap yemek götürme derdindeki kadınların çaresizce parayı toplamasıyla eğlenerek alay ediyor.

İşte şeref yoksunluğunun kanıtı o görüntüler;

VİDEO İÇİN: http://cokizlenen.xyz/seref-yoksunu-psv-taraftari-multecilerle-boyle-eglendi

GÖÇMEN DOSYASI : Avrupa Mültecilerin Sosyal Maliyetinden Korkuyor

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=ynrRYfRouoU

Mülteci meselesini kriz haline getirenin Avrupa olduğu vurgulayan Enes Bayraklı: “İşin bir de sosyal maliyeti var. Esas Avrupa’yı korkutan şey, ekonomik maliyetinden çok sosyal maliyeti. Bu Avrupa’da özellikle 11 Eylül’den sonra oluşmuş islamofobik havayla ilgili bir durum.”

TGRT Haber ekranlarında yayınlanan Konuşacak Çok Şey Var programına konuk olan SETA Dış Politika Araştırmacısı Enes Bayraklı, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin merkezinde yer alan mülteci sorunu üzerine değerlendirmelerde bulundu.

“Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin bu kadar yoğun olduğu, zirve üstüne zirve düzenlendiği başka dönem yok çünkü mülteci meselesi Avrupa’nın temellerini çatırdatmaya başladı.” diyen Bayraklı, mülteci meselesini kriz haline getirenin Avrupa olduğu vurgulayarak “İşin bir de sosyal maliyeti var. Esas Avrupa’yı korkutan şey, ekonomik maliyetinden çok sosyal maliyeti. Bu tabi Avrupa’da özellikle 11 Eylül’den sonra oluşmuş islamofobik havayla ilgili bir durum.” tespitinde bulundu.

GÖÇMEN DOSYASI /// VİDEO : Sığınmacılara ateş açılsın diyen Alman AfD Partisi milletvekili B eatrix von Storch’a pasta atıldı

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=SNWc1IEruHQ&list=TLgpO_2AQhTLIwMTAzMjAxNg