Etiket arşivi: ERMENİ SORUNU DOSYASI

ERMENİ SORUNU DOSYASI : Ermeniler Kimin Teb’ası ?

1853 – 1856

Kırım Savaşı:

Rusya, Osmanlı Hıristiyanları ve özellikle Hıristiyanların Kudüs’deki kutsal yerleri (Makamat-ı Mukaddese) yüzünden Osmanlı Devleti’ne savaş açtı. Bu savaşta Fransa, İngiltere ve Sardinya, Osmanlı Devleti’nin yanında yer aldılar ve Avusturya, Prusya ile birlikte barış görüşmelerine katıldılar. Türkiye Ermenileri’nden bâzıları da bu savaşta Ruslar’a yardım ettiler.

28 Şubat 1856

Rusya ile yapılacak barış antlaşması öncesinde Islahat Fermanı yayınlandı. Sultan Abdülmecid; Müslüman, Hıristiyan ve Mûsevî teb’ası arasında zâten ırk ve din ayrımı gözetmediğini tekrar vurgulayıp, ilân etti.

30 Mart 1856

Kırım Savaşı’na son veren Barış Antlaşması Paris’de imzâlandı.

Osmanlı Devleti, Rusya, Avusturya, Fransa, İngiltere, Prusya ve Sardinya tarafından imzalanan bu antlaşmaya Islahat Fermânı ile ilgili bir madde kondu (9.Madde).

Pâdişah fermânı, devletin bir iç işi olduğu halde uluslararası bir antlaşmada fermana yer verilmesi, hesapça, Rusya’nın Osmanlı iç işlerine karışmasını önlemek amacını gütmüştü. Fakat Batılı devletler, bunu tam tersi biçimde yorumladılar. Bu madde Rus müdâhalelerinin önünü kesmek şöyle dursun, bütün Büyük Devletler’in müdâhalelerinin önünü açtı.

Paris Antlaşması’nın 9.maddesine dayanan Batılı Büyük Devletler de Rusya gibi Osmanlı Hıristiyanları’nın ‘’koruyuculuğu’’ rolünü üstlenmeye ve Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmağa başladılar. İngiltere, ’’Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan Paris Antlaşması’na kadar (1774 – 1856) Rusya, Osmanlı Hıristiyanları üzerinde yalnız ‘Rus protektorası’ vardı, artık ‘kolektif protektora’ dönemi başladı’’ diyordu.

Osmanlı yöneticilerinin işi, daha da zorlaştı. Osmanlı Pâdişahı’nın teb’ası olan bâzı Ermeniler bu defa kendilerini Batılı Büyük Devletler’in de teb’ası gibi görmeye yöneldiler.

ERMENİ SORUNU DOSYASI : ”Amerikan Sıtması” /// AMERİKA’DA TÜRK DÜŞMANLIĞI NASIL BAŞLADI ???????

Yıl:1840

Harput’un beş köyünde Amerikan ve Fransız okulları açıldı. Bunlar, Hüseynik, Sürsürü, Hulvenik, Bizişah, Kurulu köyleriydi.

Misyonerler, Türkiye’den ABD’ye Ermeni öğrenciler göndermeye başladılar. İlk gönderilenler papaz olarak yetiştirilmek üzere Amerikan teoloji okullarına ve yüksekokullara yerleştirildi.

Daha sonra lâik eğitim için de Ermeni gençleri Amerika’ya gönderildi. Bu gençlerin bir bölümü öğrenimlerini tamamlayıp Türkiye’ye döndü, bir kısmı göçmen olarak Amerika’da kaldı, ABD vatandaşlığına geçti.

Bunlar, ABD’de Ermeni göçmenlerinin önderleri oldu, Ermeni kolonisinin çekirdeğini oluşturdu. İleriki yıllarda, Amerikalılarla iş tutan küçük Ermeni tüccarları, onların ardından 1890’lara doğru küçük esnaf, zanaatkâr ve köylü Ermeniler de dalga dalga Amerika’ya göç etti.

Ermeni gençleri önce bekâr olarak gitti, ardından evlenmek üzere kızlar Amerika’ya gönderildi. 1900 yılı başlarında Türkiye Ermenileri bir çeşit ‘’Amerikan sıtmasına’’ tutulmuşlardı; göçler çorap söküğü gibi artmaya başlayınca, Osmanlı yönetimi, bâzı yörelerde nüfus azalmasın diye göçleri kısıtlayan tedbirler aldı. ABD yönetimi de sağlık bakımından göçmenleri sıkı kontrolden geçiriyor ve Doğu Anadolu’da epeyce yaygın olan Trahoma hastalığı Ermeni göçünü güçleştiriyordu.

Bu güçlükler karşısında insan kaçakçılığı yapan Ermeni simsarlar türedi ve Amerika’ya kaçak olarak da göçmen gönderildi. 1890-1900 yılları arasında 12.000 kadar Ermeni Amerika’ya göç etti.1901’den sonra bu göçler daha da hızlandı.1908’de 3.300, 1910’da 5.500 ve 1913’de 9.355 Ermeni Türkiye’den Amerika’ya göç etti. ABD’deki Ermeni kolonisinin nüfusu 50.000’i aştı.

Kısacası, Türkiye’den Amerika’ya Ermeni göçü –Amerikan misyonerlerinin ve Türkiye ile iş yapan Amerikalı tüccarların da etkisiyle- 1915 Tehcir olayından 75 yıl önce başlamış ve 19.yüzyılın bütün ikinci yarısı boyunca ve ondan sonra da devam etmiştir. Ermeni göçmenler, Türkiye’den ABD’ye halı, kilim götürürken berâberinde Türk düşmanlığını da götürdüler ve orada yaydılar.

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// RUSLARIN SADIK UŞAKLARI : ERMENİLER

–14 Ocak 1820–


Amerikan misyoner örgütü American Board tarafından Türkiye’ye gönderilen Levi Parsons ve Pliny Fisk adlarındaki ilk Protestan misyonerler İzmir’e (1819) çıktı.

Parsons, İzmir’e çıktıktan az sonra, ’’Tanrının yardımıyla,bu kudretli günah imparatorluğunu tamamen yıkacak bir sistem kurmaya’’ and içtiğini yazdı. (…to see a system in operation which,with the divine blessing,shall completely demolish this mighty empire of sin.)

Parsons, düşündüklerini yapmaya vakit bulamadı, İzmir’e çıktıktan iki yıl sonra genç yaşta öldü.

Ama öteki genç ve hırslı Amerikan misyonerleri onu yücelttiler; ona övgüler, şiirler düzdüler ve onun yolunda yürümeye çalıştılar.

Ve Türkiye’ye gelen Amerikan misyonerleri en fazla Ermeniler arasında etkili oldular

-21 Kasım 1774-

Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı.

Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti, Osmanlı Hıristiyanlarının dinlerini ve kiliselerini koruyacağını Rusya’ya taahhüt etti. Antlaşmanın yedinci maddesi Rusya’yı, Türkiye’deki Hıristiyanların koruyucusu durumuna getirdi.

Rusya ayrıca, Beyoğlu’nda bir Ortodoks kilisesi yapma, eski bir kiliseyi onarma ve bunları kullanma hakkı da elde etti. Rus Çarlığı, Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmağa başladı. Bâzı Hıristiyan gruplar ve bu arada Ermeniler de zamanla kendilerini Rus Çarı’nın teb’ası gibi görür oldular ve Osmanlı-Rus savaşlarında Ruslara hizmet ettiler.

Rusya’nın Ermenileri kendi tarafına çekmesi, Avrupa’nın diğer devletlerini ve bilhassa İngiltere’yi kıskandırdı. Bu kıskançlıkla harekete geçip, Osmanlı Hıristiyanlarına el attılar. Kırım Savaşı sonunda karşılarına çıkan fırsatı kullanıp,1856 Paris Barış Antlaşması ile emellerine ulaşmış oldular.


Amerika ise başka bir yol seçti; Önce misyonerleri ve tüccarları aracılığı ile Osmanlı ülkesine girdi ve Ermenilere el attılar. 1810’da Boston’da kurulan dışa dönük Amerikan misyoner örgütü American Board of Commissioners for Foreign Missions, 1819’da Türkiye’yi de programına aldı.

Ardından 1830’da da Osmanlı Devleti ile ABD arasında bir ticaret antlaşması yapılacak ve Osmanlı toprakları hem Amerikalı tüccarlara hem de Protestan misyonerlere açılacaktı.

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// Sefa Yürükel : Roterdam, 2016 Aydınlama Konferansı 1. Konuşması

Rotterdam , 2016, Aydınlanma Konferansları

20 Mart 2016.

Rotterdam, Pier 80.

Sefa Yürükelin Konuşması:

Yüce ve asıl Türk Milletinin, Mete Hanın, Bilge hanın, Hacı Bektaşi Velinin, Hacı Bayram Velinin, Şeyh Edibalinin, 57 Alayın, Talat Paşanın, Hasan Tahsinin, Nene Hatunun, Kara Fatmanın, Mustafa Kemalın, Aşık Veyselin Evlatları, Holandanın güzel Türkleri Merhaba.

Hollanda Türkleri Konseyinin Düzenlediği ve bu yıl düzenleyeceği seri Aydınlanma Konferanslarının Birincisine burada bulunan Basta Misafirlerimiz, sayin Buyukelcimiz Onur Oymen, Esi Sefire Hanima ve Oramiralimiz Sayin Nusret Gunere ve herkese Yürekten hoşgeldiniz Diyoruz. Gelmek isteyen ama bugün burada bulunamayan gönlü bizimle olanlarada selam buradan gönderiyoruz.

Hollanda Türkleri Konseyi, 1,5 yıllık bir sürede, Hollanda Türklerinden oluşmuş bir kitle hareketidir. Bugüne kadar yaptığı faliyetlerde ve fikirlerinde , gerek Türkiye, gerek Hollanda ve uluslararası olaylara olan duyarlılığında, kararlı, korkusuz ve berrak bir varlık göstermiştir ve ispatlamistir. Her konuda Türklük, Hollandalılık ve İnsanlık bilinciyle hareket etmiştir.

Biz, Konseyda ilke olarak, Anavatan Türkiye Cumhuriyetinin Kuruluş felsefelerini ve Devrim Kanunlarını, Ebedi Liderimiz Gazi Mustafa Kemalın düşünce sistemini benimsiyoruz. Laikliğin, barış içersinde bir arada yaşama anlamında, demokrasi ve insan hakları için olmaz ise olmaz olduğunu savunan ve Hukukun üstünlüğüne inanan, siyasi, sosyal ve kültürel bir hareketiz. Türkiye Anasyasasını benimsediğimiz gibi, aynı zamanda Hollandanın anayasasını, kanunlarını kendi kanun ve anayasamız olarak içselleştiriyor ve benimsiyoruz. İnsanlığın yararına olan Uluslararası İnsan hakları evrensel beyannamesini ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesini benimsiyor ve Tüm Uluslararası antlaşmalara karşı sorumluluk bilinciyle hareket ediyoruz. Biz bu konularda tarafız.

Bu anlamda hem Türkiyemiz, Hem Hollandamız hemde insanligin çocuklarıyız. Bizi kimse Hollandadan, Türkiyeden ve insanliktan koparamaz. Tarihsel, Kültürel, ekonomik, siyasi bilincimizden dolayı, içinde bulunduğumuz öğelerle iç içeyiz. Bizi biz yapanda, temel gerçeğimiz olan hem Türklük ve Hollandalılık bilincidir. Biz hem Türk Olmak ve Hollandalı olmakla gurur duymaktayız. Bu konuda hiç bir serzenişimiz. gocunmamız yoktur. Çünkü bu bizim yaşamımızın gerçeğidir. Kimseninde bunu yıkıcı anlamda sorgulamaya hakkı yoktur.

Hollanda Türkleri Konseyi, kendisini, Avrupada, daha sonrada dünyanın çeşitli yerlerinde var olan, insanlığın gelişmesine on ayak olan ve Reform, Rönesans devirlerinden bu yana vücut bulan ve toplumları gelişmiş medeniyetler haline getiren, tüm bilinçli, aykırı, aydın düşünce, fikir ve felsefelerinde kendi düşünce sistemi içersinde sayan bir kuruluştur.

Biz Hollanda Türkleri Konseyi olarak, dünyada var olmuş ve var olan tüm sorun ve gelişmelere duyarlılık gösteriyor ve bunlara ilişkin, kesin ve onurlu bir tavır alıyoruz. Bugüne kadar yaptıklarımız yapacaklarımızında özeti olarak kabul edilmesini arzu ediyoruz.

Örneğin, bugün Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti ve bulunduğu bölgedeki, Emperyalist faliyetler ve bunların doğurduğu sorun, buhran ve kargaşalar ve katliamlar doğrudan Hollandadaki ve dünyanın çeşitli yerlerindeki Türk kökenli insanlarımızı, olumsuz anlamda etkilemektedir. Adeta bunalıma sokmakta ve çaresizlik ve çözümsüzlük, umutsuzluk hissine kaptırmaktadır. Bunun sebebi ni biz insanlarımızın var olan sorun ve gelişmelerle ilgili sahip olmaları gereken, bilimsel, denenmiş kavam ve gerekli bilgiden yoksun olmalarından ve yeterince aydinlanmadiklarindan kaynaklandığı düşüncesindeyiz. İnsan bilmediği şeyden korkar ve çekinir. Ozguvensiz olur. Her canlının tabiatında bu vardır. Hayatı bilinçli yaşamayan ve gelişmeleri başkalarının karar ve insiyatifine bırakan her kişi , gurupun yada milletin, sızlanmaya hakkı yoktur. Eğer biz Hollandalı Türkler olarak, sadece Tribünlerde seyirci olarak kalmayı tercih edip, bilgiye dayanan birlikteliği ve tavır almayı red edersek bizimde bugünlerde ve ilerde başımıza gelen ve geleceklereden sızlanmaya hakkımız yoktur. Yani , okumanın, yazmanın, araştırmanın oluşturduğu sağlanmış bilimsel verilere dayanan bilgileri öğrenmeyip kullanmaz isek, aydınlanmaz isek, dünyayıda, Türkiyeyide, Avrupayıda ve kendimizide tabiri caiz iş sanal bir aşkla severiz. Bunun hiç kimseye bir faydası yoktur ve sahtedir. Bu bizim Milli Medeniyetimizi oluşturan Tarihimize ve Milli kimliğimize terstir.

Binlerce yıllık Türk medeniyetinin çocukları olarak kendimizi, öz güvenli olmak dan, Türk ve Dünya tarih bilincini öğrenip bunu yerine göre kullanmaktan soyutlayamayız. Türklük sadece bir insanın Türk anne ve babadan olma sıyla eşdeğer kabul edilemez. O sadece işin biyolojik boyutudur. Türklük, Türkün her türden değerlerine, tarihine, bilincine, erdemine, insanına sahip çıkmak ve Anavatanınını her koşulda korumak, kollamak ve savunmakla geçerli olur. Turklugun, Türkiye Cumhuriyetinin korunup kollanması sadece resmi otoritelere bırakılamaz. Sivil Türkler olarak bizlerinde bu konuda sorumluluğu ve görevleri vardır. Her türden düşmanca oluşuma ve belaya karşı düşüncede ve filiyatta Türkiyenin yanında tavır almak zorundayız. ABD nin planladığı ve israilin bizzat içinde yer aldığı BOP çerçevesinde, Türkiyenin parçalanma, bölünme, harap oldurma yada sürekli her kademede deprasyon a sokulduğu günümüzdeki süreçte, Türkler olarak nerede ve hangi konumda olursak olalım, Anavatana ilişkin görev ve sorumluluklarımızı, bu Yüce milletin çocukları olarak gözümüzü kırpmadan yerine getirmeliyiz. Hollanda Türkleri Konseyi, işte bu bilinçle hareket etmektedir.

Emperyalizmin ve siyonizmin Türkiyeyi ve bölgeyi yeniden dizayn etmesi ugraslarina karsi ve dizay için kullandığı, PKK, El Kaide, İŞİD gibi terror örgütlerine karşı Türkiye Cumhuriyetinin ve Milletinin yanındadır. Bu konuda tereddutsuz mucadele icindedir. Bu konuda netiz.Türkiyenin bulunduğu Bölgede Emperyalizmin ve siyonizmin yenilgiye uğratılması ve ebedi barışın sağlanması için bölgenin meşru devletlerinin meşru temsilcilerinin el birliği, Bölge halklarının ortak tavrı ile gerçekleşeceğine inanmaktadır. Bize şöyle bir soru sorulabilir, siz küçücük bir örgütlenmesiniz? Tek başınıza ne yapabilirsiniz? Denebilinir. Evet biz küçük ve yeni bir örgütlenmeyiz. Ama köklerini, Türkiye ve Dünya tarihinden alan Turm ilerici hareketlerin izleyicisi ve mirasçılarından birisiyiz. Fikirlerimiz yeni değildir. Bizim bu şekilde düşündürende fikirlerimizdeki ve geçmişteki aydinlanma hareketlerin devamlılıgidir. Bu anlamda biz yeni değiliz. Fikirde ve oluşumda binlerce yıllık içinde büyük Türk medeniyetininde olduğu bir mirası içselleştiriyor ve temsil etmeye çalışıyoruz. Bunun için kendimizi yeni değil Aydınlanmada devamlılığı sağlıyan bir hareket olarak görüyoruz. Herseyin kucuk ve bir fikirle basladiginida tecrubelerimizle biliyoruz. Hz. Ibrahim ve Karinca misali kucukte olsak tavrimizi gostermekten imtina etmiyoruz. Durusumuzla, fikirlerimizle Hollanda Turklerinin oncu ve gelisen, uygar bir orgutlenmesi oldugumuzun bilincindeyiz. Mayamiz ve hamurumuzun olan Turkluge ve Turklerimize ve kendimize fikirlerimize guveniyoruz. Cunku bizim referanslarimiz Mustafa Kemal gibi umutsuzluga ve aydinlanmaya karsi, umut ve aydinlanma, aydinlatma hedeflerimiz var ve bu konuda bilincli hareket ediyoruz. Bu konuda Hollanda Turkleri Konseyinin yaptigi hic bir hareket ve gosterdigimiz tavir tesaduf degildir. Yuce Turk Milletinin evlatlari olarak cunku biz, yapilmasi gerekeni ona buna ve tesadufe birakmiyoruz ve bundan sonrada birakmayacagiz. Bundan dolayida Milli konulardave durulmasi gereken her konudada tavizsiz ve dik duruyoruz. Baskalarinin gundeminde bu anlamdada asla figuran olmadik olmayacagiz. Kendi gundemimizi kendimiz saptiyoruz. Her Turk kurulusunada bunu katiyetle tavsiye ediyoruz.

Aydınlanmanın sürekliliği içinde işte bu yıl bu konferansları düzenliyoruz. Bilgiye dayanmıyan fikir yapısı nın zararlı ve haylazca olduğunu düşünüyoruz. Bugün buraya, Türkiyemizden, herkesin adını sanını, fikrini, icaatlarını duyduğu ama doğrudan belki karşılaşmadığı, zalimlik, onursuzluk, teslimiyet karşısında, Milli ve evrensel bilinçle hareket eden herşeyiyle bizden olan, iki Türk yiğidimizi, iki Türk aydınımızı, iki Cumhuriyet sevdalışını ve Mustafa Kemal Atatürkün evladını, devlet ve millet adamımızı, bugünkü konumuz olan, Dünden Bugüne, Ortadoğu Denkleminde Türkiyenin Güvenlik ve Dış Politikası adlı konferansı,nda Hollandadaki Türkleri bu konuda aydınlatmak ve bilinçlerini dahada geliştirmek ve bilgiyle takviye ettirmek amacıyla davet ettik. Kendileride bu davetimizi kabul edip, vatan ve millet için yaptıkları icraatlara bir yenisini seve seve eklemek için şu anda aramızdalar. Tekrar Hoşgeldiniz sayın Büyükelçim Onur Öymen Bey ve Oramiralımız Nusret Güner Bey. Tabiki şu anda aramızda bulunan Sayın sefire Öymen Hanımada ayrıca hoşgeldiniz diyoruz. Sizleri aramızda büyüklerimiz ve aydınlarımız olarak görmeken gurur duyuyoruz.

Son olarak şunu belirtmektende yarar görüyoruz. Biz Türkiye ve Hollandadaki sorun ve gelişmelerle ilişkin olarak, Bilgiye dayanan meşru ve demokratik tepkilerimizi, Hollanda kamuoyuna ve otoritelerine duyurma ve etkileme boyutlarında Türk kişi, kurum ve kuruluşları arasında Hollanda Türkleri Yüksek İstişare Konseyi adı altında, ilkeli bir birliktelik sağlanması taraftarıyız. Bir birimizden aynı milletin evlatları olarak lüzumsuz lüks üzak durmaktan artık imtina edlim diyoruz. Bunun kimseye bir faydasi yoktur. Olmazda. Onun içinde burada bulunan ve bulunamayan hekesi, Bu istişare konseyini kurmaya davet ediyoruz. Bu konuda bizimle doğrudan ilişki kurulmasını ve herkesin elini taşın altına koymasını tavsiye ediyoruz. Bu konuda, yakın bir zamanda geniş bir toplantı davetini tüm kişi ve kuruluş ve kurumlarımıza göndemeyi amaçlıyoruz. Eğer bunu yapmaz isek önümüzdeki dönemde, kimsenin ciddiye almadığı, onursuz, sahte Türklere ve insan çöplüğüne dönüşürüz. Birlikte ortak akılı geliştirmeye ve Hollanda Türklerini aydınlatmaya ve gerektiğinde topyekün harekete geçirmeye hepimizin ihtiyacı var. Lütfen bu konuda kimse bahane üretmesin. Hollandada bulunan 1200 dernek ve vakfı bu konuda ivedilik gösterip bizimle ilişki kurmaya çağırıyoruz. Hollandada Türklüğün her düzeyde ve yönüyle ayakta kalması ve yaşaması, yaşatılması için bunun şart olduğunun altını çiziyoruz.

Biz Hollanda Türkleri olarak buna hazırız , Türkiye, Hollanda ve insanlığın düşmanı PKK terör örgütü, İŞİD çiler ve Türevleri hariç, herkesi şapkasını önüne koyup düşünmeye ve birlikte hareket etmeye çağırıyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk, Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti Aşkıyla Size iyi konferanslar diliyoruz.

17 Nisanda Yapilacak Olan sayin Prof. Dr. Yasar Nuri Ozturkun Konusmaci olarak katilacagi, Dunden Bugune Turkiye ve Cikisyolu adli Konferansa yani Ikinci Aydinlanma Konferansimiza simdiden herkesi bekliyoruz.

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// VİDEO : Ukrayna Ermenisi Türkiye’ye seslendi (Rusça)

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=5mcXvVSAyLM&feature=youtu.be

Çevirisi YAKINDA Mehmet Perinçek’ten:

"Ukrayna Ermenisi Türkiye’ye seslendi : 1915te dedemi Türk komşuları kurtardı. Bizi Osmanlıyı da yıkan 3. güç düşman etti.

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// Ali SÖYLEMEZOĞLU : Türk Tarihi Çalışta yı için çağrı

Degerli arkadaslar,

Soykirim iftirasiyla tarihimizi lekelemeye calisanlara Türk Tarihi Calistayi düzenleyerek cevap verecegiz. Calistay cagirisi ektedir. Mümkün oldugu kadar bu calistaya katilin, ilgi duyabilecek arkadaslarin da katilmalarini saglayin.

Tesekkür eder, selam ve saygilarimi yollarim.

Dr. Ali Söylemezoglu

Peterstal 18
47051 Duisburg
Mobil: 0172-201 90 87

Tel: +49-203-22 444
Tel: +49-203-66 98 18 07

Soykırım suçlamasına cevap: Tarih Çalıştayı

Die Linke, Yeşiller, SPD, CDU/CSU partileri önümüzdeki Nisan ayında “Türkler Ermenilere soykırım yaptı” iddiasını Federal Almanya Parlamentosunda karar haline getireceklerini yine parlamento kürsüsünden beyan ettiler.

Sahtekârlıklara, yalan ve çarpıtmalara dayanan soykırım iddiasının Alman Üniversitelerinde ve okullarında ders olarak okutulması gündemdedir. Türk tarihini lekeleyerek gençlerimizin Türkiye’ye olan gönül bağlarını zayıflatmak istiyorlar.

Siyasi hesaplarla tarihimizi lekelemek isteyenlere verilecek en iyi cevap, elbirliğiyle Türk Tarihini inceleyip öğrenmektir. Bu yönde bir adım olarak 10 Nisan 2016 günü “Birinci Tarih Çalıştayı”nı toplayacağız.

Çalıştay her fikrin serbestçe tartışılacağı bir ortam sunacaktır. Hedef, çeşitli görüşten, farklı kökenli insanların elbirliğiyle, belgelere dayanarak, değişik açılardan bakarak, tarihi hakikatleri araştırmasıdır. Amacımız, geçmişten çıkartılacak derslerle daha barışçı bir geleceğe götürebilecek yolları bulmaktır.

Türk Tarihinin belgelere dayalı olarak öğrenilmesine katkıda bulunmak isteyen herkes bu çalıştaya katılmalıdır. Çalıştay Ruhr Bölgesinde veya Frankfurt’ta yapılacak, saat 11:00’den 19:00 kadar (yemek molası dahil) sürecektir.

Bundan böyle yılda iki kere “Tarih Çalıştayı” düzenlemeyi planlıyoruz. İkinci Tarih Çalıştayı’nın bu yılın sonbaharında yapılmasını hedefliyoruz.

Birinci Tarih Çalıştayına katılmak isteyenlerin 19 Mart günü saat 20:00’ye kadar aşağıdaki adrese yazılı olarak başvurmalarını rica ederiz. Bir aksama olmasın diye her iki email adresine de yazmanız isabetli olur. (Çalıştaya katılabilmek için daha sonra yollayacağımız yazılı davetiye zorunludur).

Selam ve saygılarla
Dr. Ali Söylemezoğlu

Tarih calistayi cagirisi.docx

ERMENİ SORUNU DOSYASI : ERMENİ GÖZÜYLE 100 yıl konuşması /// RICHARD G. HOVANISSIAN

Richard G. Hovannisian Denial of the Armenian Genocide 100 Years Later-3….pdf