Etiket arşivi: Dünya

TERÖR DOSYASI /// ŞÜKRAN SONER : Terör gündemli 3. dünya savaşları

Dün, ulusal, uluslararası bildik tüm medya, gazetecilik örgütlenmelerinin kalabalık temsilcileri, çok sayıda haberci-yazar, görevli-gönüllü yüzlerce avukat, meslek örgütü temsilcileri, bir o kadar kalabalık milletvekili, çok sayıda sivil toplum temsilcisi, okur, arkadaşlarımız Dündar ve Gül’ün başlayan sözde yargılanmalarını izlemek, destek vermek üzere Çağlayan Adliyesi’ndeydiler. Duruşma salonuna girebilenler dahil, yargılamaya ilişkin biricik tanıklık, Cumurbaşkanı ve MİT’i temsilen iki müdahil avukatın varlığı ile yeni atanmış savcının, “Milli menfaatlar kapsamında gizlilik” gerekçeli, yargılamanın kapalı yapılması kararının mahkemece kabul edilmesini öğrenmek oldu. Avukatların altını çizmeleriyle de anlaşıldığı üzere, duruşma öncesi konduğu duyurulmuş gizli içerikli belgelerin de olmadığı öğrenildi. Önceden duyurulmuş iddianame, suçlamalar kapsamına, gizli yargılama kararının da eklemlenmesiyle “siyasal, askeri casusluk maksadıyla açıklama” suçunun nasıl oluşmakta olduğunu anlamak daha bir güçleşmiş olsa da, Cumhurbaşkanı’nın birinci ağızdan sıkça yinelediği ağır suçlamalara, MİT’in davacı olarak eklemlenmesiyle kurumsal kimlik de eklemlenmiş oldu. Çağlayan Adliyesi’nde gün boyu estirilen trajik, komik baskı ortamında yaşananları çok deneyimli olan bizler bile taşları yerlerine koyarak anlamakta zorlanıyorken, en azında hukukun işleyişinde kuralların geçerliliğine alışkın Batı dünyası temsilcileri, gazetecileri okuyacaklardı ki…

Koridorlarda çene çalarak beklenilen saatlerde adliyenin ele geçiriliş öykülerinin ayrıntılarını dinliyorduk… Yetkin bir yargı örgütlenme temsilcisi, iktidar ortaklığı sürecinde en kilit görevlere yerleştirilmiş cemaat temsilcilerinin, paralel operasyonları ile götürülmelerine formül bulmada zorluklar yaşandığını anlattı. Kesin sonuç almaya dönük olarak da, önceden abartılmış kadrolaşmaya karşı, hızlı temizlik için bulunabilen tek formül toptan büyük tasviyeyi getirecek yargıda küçülme yolu seçilmiş. Mahkeme kapatmalarla binlerce yargıçtan kurtulma yasal formülü ile sadece paralelden değil, yandaş olmayı kabul edemeyeceklerden kurtulma hedeflenmiş. Otoriteye tam bağımlı yargı yapılanması kurgulanmış…

***

Yazının başlığını verdiğim “Terör gündemli 3. dünya savaşları” ile ilişkisi mi? Küreselleşme, tek kutuplu yeni dünya düzeni ilanının bir insan ömrüne sığan çok kısa sürecinde, evrensel insan hakları, hukuk devleti düzenleri, demokrasi; olmazsa olmaz ilkeler bağımsız yargı, hukuk devleti düzenleri. Özgür medya işleyişlerinin; otoriterleşme, diktatörleşme yolunda ele geçirilmeleriyle yaşanan sorunlar… En zengin, en kurumlaşmış merkezler, ülkelerde bağımsız yargı, özgür medya kurumlarının işleyişi geçerli kalmış olsa bile… Örneğin ABD’nin, AB’nin kirli yüzleri, arka bahçelerinde Guantanamo, eski sömürge, yeni arka bahçe ülkelerinde göz yumdukları kirli ittifakları var… Düşmanıma karşı kullandığım, “bana hizmet eden terör örgütü” kapsamında kurdurulmalarından, yıllar boyu kullanımlarına geçerli terör örgütü ilişkileri, daha acısı doğrudan parasal, askeri, siyasal destekleri ortalığa saçılmış boyutlarda…

Emperyal çıkarlar adına sola karşı yaratılıp desteklenenler, günümüzde “demokrasi getirme” adına iç savaş bataklıklarına sürüklenen ülkelerde, aşiretler, mezhepler, ırklar üzerinden, çok kanlı sonuçları ile yaşatılanlara, geri tepen silaha da dönüşmeleri boyutlarında nasıl dur denilebileceği de henüz bilinemiyor… Kuralsız emperyal sömürü düzeninin kuralsız savaşlarında ABD’nin 12 Eylül terör travması ile ders alınması hak götüre… Terörle kaynağında savaşmak, demokrasi ihracı tezli işgaller, doğrudan müdahalelerle olumlu sonuca ulaşma adına atılan her adım, daha bir acımasız, yaygın terör odaklı 3. dünya savaşlarını üretmiş bulunuyor… Öyle “Libya kalmadı. Irak toparlanamaz, Yugoslavya parçalandı, Suriye’de dönüş yok, Afganistan-Pakistan dağıldılar, Türkiye’nin toparlanması zor…” diyerek işin içinden çıkılamıyor… IŞİD’i topu bir arada yenseler ne olacak? İnsanlık, dünya nasıl kurtarılacak?

Reklamlar

DERİN DEVLET DOSYASI /// ViDEO : KÜRŞAD BERKKAN : DERİN DÜNYA DEVLETİ (TOPLAM 2 BÖLÜM)

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=BXc2GEqBRxA

https://www.youtube.com/watch?v=4VA9kNphMm0&list=TL_X7y_fDqs88yNjAzMjAxNg

GÜNDEM ANALİZİ : Dünya Bunları Konuşuyor

1417081328_dunya-gundemi.jpg

İngiltere 24 Mart’ta bunları konuşuyor.

BBC, Belçikalı yetkililer 22 Mart’ta gerçekleşen saldırılarda 60’ın üzerinde ağır yaralı olduğunu belirterek ölü sayısının artabileceğini açıkladı.

Brüksel saldırısı ölü sayısı artabilir. Belçikalı yetkililer 22 Mart’ta gerçekleşen ve 31 kişinin ölümüne yol açan saldırılarda yaklaşık 300 kişinin de yaralandığını,60’ın üzerinde ağır yaralı bulunduğunu aktardı.Belçika Sağlık Bakanı Maggie de Block, ağır yaralı sayısının 61 olduğunu söylerken, ölü sayısının artabileceği konusunda uyardı.Kimlikleri verilmeyen 4 yaralının hala komada olduğu da açıklandı.Sağlık Bakanı de Block, 300 yaralının 40 farklı ülkeden olduğunu belirtti ve 150 kişinin hala hastanelerde tedavi edildiğini de söyledi.

BBC, İngiltere’de yayınlanan Indıpendent gazetesi haberinde 22 Mart’ta ki patlama da güvenlik ve istihbarat zafiyeti olduğunu düşünüyor.

İngiltere’de yayınlanan Independent gazetesi manşetten verdiği haberinde Brüksel’de 31 kişinin hayatını kaybetmesine ve yüzlerce kişinin de yaralanmasına yol açan IŞİD saldırılarının önlenememesinde güvenlik ve istihbarat birimlerinin büyük payı olduğunu söylüyor.

BBC, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ; Brahim el-Bakraoui konusunda hem Hollanda’yı hem Belçika ‘yı uyardıklarını söyledi.

"Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen yıl sınırdışı edilen Brahim el-Bakraoui konusunda hem Hollanda’yı hem de Belçika’yı uyardıklarını söylüyor.

"Independent gazetesine konuşan bir Türk yetkili, ‘Paris saldırısından önce Fransa’yı uyardık. Şimdi de bu olay. İnanılır gibi değil’ diyor.

"Türkiye, Kasım 2015’teki Paris saldırılarından önce Fransa’yı saldırganlardan birisi hakkında uyardığını ifade ediyor.

BBC, Irak ordusu, ülke televizyonuna yaptığı açıklamasında, 2014 yılnda IŞİD kontrolüne geçen Musul’a operasyon başlattıklarını söyledi.

Reuters haber ajansının aktardığına göre ordunun açıklamasında "Ninova’nın özgürleştirilmesi için Fetih Operasyonu’nun ilk aşaması şafak vaktinde başladı" dendi.

Açıklamada, silahlı kuvvetlerin Musul çevresindeki IŞİD militanlarının çevre köylere püskürtüldüğü belirtildi.

Operasyona ABD öncülüğündeki koalisyon uçakları da havadan destek veriyor.

Ordu sözcüsü Yahya Rasul, televizyondaki açıklamasında harekatta hem Irak ordusu hem de koalisyona bağlı hava kuvvetlerinin önemli bir rol oynadığını söyledi.

ABD 24 Mart’ta bunları konuşuyor

VOA, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Brüksel’de 34 can kaybına neden olan teröristleri geçen yıl yakalananıp Belçika’ya teslim ettiklerini ve Belçikalı yetkililerin serbest bıraktığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Romanya Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis ile ortak basın toplantısında, Avrupa’nın başkenti konumundaki Brüksel’de yaşanan terör saldırılarıyla ilgili çarpıcı bir bilgiyi kamuoyuyla paylaştı. Brüksel’de 34 can kaybına yol açan terör saldırılarında rol alan teröristlerden birini Türkiye’nin geçen yıl yakaladığını ve Belçika’ya iade ettiğini açıklayan Erdoğan, Belçika’nın ise bu teröristi serbest bıraktığını söyledi.

VOA, Türkiye ve ABD’nin 5 yıl önce var olan dostluğunun sona erdiğini iddia etti.

Başkanı Barack Obama ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında beş yıl önceki yakın dostluğun artık mazide kaldığı ve her iki tarafın da “sükutu hayale uğradığı” öne sürüldü.

Amerika’nın Sesi’ne konuşan Ortadoğu Enstitüsü (MEI) Türkiye Programı Direktörü Gönül Tol, Türk-Amerikan ilişkilerinin bugünkü atmosferi için “çok gergin” ifadesini kullandı, iki tarafın da belirli bazı nedenlerden dolayı karşı tarafa suçlamalarda bulunduğunu söyledi.

Gönül Tol, Ankara’nın kendi Kürt meselesini çözemediğini, bunun yerine, ABD’yi PYD ve PKK’yı desteklemek ve cesaretlendirmekten sorumlu tuttuğunu kaydetti. Tol, “Ankara, Türkiye’de patlayan her bomba ve Suriye ile ilgili tüm sorunlar için parmağıyla Washington’a işaret ediyor” dedi.

VOA, Brüksel yaşanan terör olaylarından sonra yaşama tutunmaya çalışıyor.

Terör saldırılarıyla sarsılan ve günlük yaşamı altüst olan Brüksel bir yandan yas tutarken diğer yandan da yaralarını sarmaya çalışıyor. Sokaktaki halkın mevcut duruma ayak uydurma hızı yetkililerden daha fazla Brüksel Havalimanı ile Avrupa Birliği kurumlarına çok yakın bir mesafede olan Maelbeek metro istasyonuna yönelik terör saldırıları Paris saldırılarından bu yana diken üstünde olan Brüksel’deki yaşamı temellerinden sarstı.

VOA, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ABD Dışişleri bakan yardımcısı Ankara’da görüşme yaptı.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Antony Blinken, bugün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Suriye ve son dönemdeki terör olaylarını ele aldığı bir görüşme yaptı. Blinken ile eş zamanlı olarak Beyaz Saray IŞİD ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk’ün de Ankara’da bulunması dikkat çekti.

VOA, ABD Başkanı Barack Obama, IŞİD’e karşı savaşın “birinci önceliği” olduğunu ve örgütü yok edene kadar bu savaşı sürdüreceklerini söyledi.

Obama, Arjantin’in başkenti Buenos Aires’i ziyaretinde Arjantin Cumhurbaşkanı Mauricio Macri ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Brüksel’deki terör saldırılarının IŞİD’e karşı stratejide değişikliğe yol açıp-açmayacağına dair bir soruyu da yanıtladı.

VOA, Türk Turizminde %50 Kayıp Bekleniyor

Türkiye turizminin kalbi olarak kabul edilen İstanbul, 2016 yılında iki kez IŞİD’in terörist eylemleriyle sarsıldı. Örgüt, bu saldırılarında İstanbul’un en önemli iki merkezi Sultanahmet Meydanı ve İstiklal Caddesi’ni hedef aldı. Üstelik 12 Ocak saldırısında Alman turistler, 19 Mart’ta ise İsrail ve İranlı turistler hayatını kaybetti.

Rusya 24 Mart’ta bunları konuşuyor

Sputnik; Belçika ve Fransız basını, Brüksel’de 22 Mart’ta gerçekleşen çifte patlamalardan metroya yönelik saldırıya ikinci bir şüphelinin daha dahil olduğuna inanıldığını aktardı. Saldırgan oldukları savcılarca da teyit edilen Bakraoui kardeşlerin ise başta nükleer santral hedef almak istediği ama Abdeslam’ın yakalanmasıyla plan değiştirdiği öne sürüldü.

Sputnik, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’un Moskova’daki görüşmesi başladı.

Rus Dışişleri’nin Twitter hesabından paylaştığı fotoğraflarda, görüşmeler öncesinde Lavrov ve Kerry’nin birbirinin elini sıktığı görüldü. Kerry ayrıca görüşme öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamalarda Suriye’deki gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.

Sputnik,Rus televizyonu RT, terör örgütü IŞİD’in Suriye’deki petrol üretimine, Türkiye’yle olan ticaretine ilişkin belgelere ve tanık ifadelerine ulaştı.

Suriye’nin kuzeyindeki Şeddadi’yi kontrol altına alan YPG militanlarının elindeki Türk asıllı IŞİD üyesi, örgütün Türkiye ile ilişkilerini RT’ye anlattı.

Türk asıllı esir, çoğu İslamcı militanın Türkiye üzerinden Suriye’ye geçerek IŞİD’e katıldığını, sınırda çok sayıda Türk askeri bulunmasına rağmen hiçbir engellemeyle karşılaşmadıklarını söyledi.

Sputnik, Brüksel saldırılarını değerlendiren İsrail İstihbarat ve Ulaştırma Bakanı Katz, Belçika’ya radikal İslam’la mücadele için ‘çikolatayı kesme’ tavsiyesinde bulundu.

Belçika’da en az 31 kişinin hayatını kaybettiği intihar saldırılarını, Müslüman karşıtlığı için bahane eden İsrailli siyasetçilere İstihbarat ve Ulaştırma Yisrael Katz da eklendi.

İsrail Radyosu’na saldırıyı değerlendiren Katz, saldırılarda Belçika’nın da sorumluluğu olduğunu iddia ederek, “Belçika çikolata yiyip hayatın tadını çıkarmaya, çok özgürlükçü ve demokrat olmaya devam eder ve ülkesindeki bazı Müslümanların terörü organize ettiğini kabul etmezse onlarla başa çıkamaz” ifadelerini kullandı

Sputnik, Nihai nükleer anlaşmanın imzalanmasından günler önce İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz’te yayınlanan bir karikatürün, görüşmelerin seyrini etkilemesinin İran Dışişleri Bakanı Zarif’in çabasıyla önlendiği iddia edildi.

İran ile P5+1 ülkeleri arasındaki nükleer müzakereler 14 Temmuz’da sonuçlanmış, İran nükleer programında değişikliğe gitmeyi kabul ederken, ABD; AB ve BM Tahran’a uyguladığı yaptırımları kaldırma kararı almıştı.

Çin 24 Mart’ta Bunları Konuşuyor

ÇRİ, Çin Cumhurbaşkanı 4. Nükleer Güvenlik Zirvesi’ne katılacak.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 31 Mart-1 Nisan tarihlerinde 4. Nükleer Güvenlik Zirvesi’ne katılmak üzere Washington’a gidecek.

Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yerli ve yabancı medya mensuplarına bugün verilen brifingde konuşma yapan Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Li Baodong, Xi Jinping’in ABD programıyla ilgili detayları aktardı.

ÇRİ, Çin Cumhurbaşkanı’ndan Çek Cumhuriyeti’ne resmi ziyaret.

Çin Dışişleri Bakanlığı, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in, 28-30 Mart tarihleri arasında Çek Cumhuriyeti’ne resmi ziyarette bulunacağını açıkladı.

Açıklamada, iki ülke arasında 67 yıl önce diplomatik ilişkilerin kurulmasından sonra ilk defa Çinli bir liderin Çek Cumhuriyeti’ne resmi ziyarette bulunacağı vurgulandı.

CRİ, Çek Cumhuriyeti: Çin’le ilişkiler tarihin en iyi döneminde.

Çek Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi Başkanı Jan Hamacek, ülkesi ile Çin arasındaki ilişkilerin iyi yönde geliştiğini, ikili ilişkilerin tarihin en iyi döneminde bulunduğunu kaydetti.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Çek mevkidaşı Milos Zeman’ın davetlisi olarak 28-30 Mart günleri arasında Çek Cumhuriyeti’ne resmî bir ziyaret yapacak.

CRİ, Çin, yurt dışında okuyanların ülkeye dönmesini istiyor.

Çin, yurt dışında öğrenim gören vatandaşların ülkeye dönmesini sağlamak için önlemleri artırıyor.

İnsan Kaynakları ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Tang Tao, 2016 yılında yurt dışındaki öğrenimlerini bitiren öğrencileri ülkeye çekmek için yeni önlemler alınacağını ifade etti. Tang, yurda döneceklere daha elverişli iş kurma ortamı yaratmak için mali yardımların da artırılacağını söyledi.

Almanya 24 Mart’ta bunları konuşuyor

DW, El Caferi: Cenevre’ye yabancılar karışmasın

Suriye’nin BM nezdindeki Büyükelçisi ve Cenevre’deki rejim heyetinin başkanı Beşar el Caferi, Cenevre’de devam eden Suriye görüşmelerine yabancı güçlerin karışmamasını istedi.

Caferi, Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) sorularını yanıtladı. El Caferi, "Suriye içindeki tarafları ilgilendiren bir görüşme yapılıyor. Bu, Ruslar ve Amerikalılar da dışarıda kalmalı anlamına geliyor. Moskova’nın geleneksel müttefiği Suriye’ye baskı yapabileceğini sananlar durumu yanlış anlıyor" dedi.

DW, Abdeslam Fransa’ya iadesini istiyor.

Paris’te 13 Kasım’da düzenlenen saldırıların baş zanlısı Salah Abdeslam’ın Fransa’ya iadesine itiraz etmeyeceği açıklandı.

Salah Abdeslam’ı temsil eden bir avukat, zanlının "mümkün olduğunca ivedi bir şekilde" Fransız makamlara iadesini istediğini söyledi. Polisin aylarca aradığı Abdeslam, geçen Cuma günü Belçika’nın başkenti Brüksel’de yakalanmıştı. 26 yaşındaki Abdeslam’ın Brüksel saldırganlarıyla bağlantılı olduğu belirtiliyor.

DW, Savaş suçlusu Karaciç için son söz.

Bosna Hersek Savaşı sırasında 8 bin Müslümanın Sırplar tarafından katledilmesinin sorumlusu Karaciç hakkındaki karar bugün açıklanıyor.

Hollanda’nın Lahey kentindeki Birleşmiş Milletler Savaş Suçları Mahkemesinin, Bosna Hersek Sırplarının lideri Radovan Karaciç hakkındaki kararı bugün açıklanacak. 70 yaşındaki Karaciç’e isnat edilen suçlar arasında, 1995 yılında Srebreniça’da 8 bin dolayında Müslüman erkeğin katledilmesi de bulunuyor. Srebreniça katliamı, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da işlenen en büyük savaş suçu olarak tarihe geçmiş ve mahkeme tarafından ‘soykırım’ olarak tanımlanmıştı.

DW, "İntikam bir seçenek olamaz"

Brüksel’deki terör saldırılarının yankıları Alman gazetelerinin yorum sütunlarında öne çıkan konu.

Nürnberger Nachrichten gazetesi, Brüksel’deki saldırıların ardından tüm Müslümanların zan altında bırakılması tehlikesine dikkat çekiyor: "Teröristler eylemleriyle Avrupa’daki Müslümanlara karşı düşmanlık ve güvensizlik yaratıyor. Bazıları tarafından İslam dininin ve Müslümanların genel zan altında bırakılması da yine teröristlerin ekmeğine yağ sürüyor. Örneğin Almanya’daki sağ popülist Almanya İçin Alternatif partisinin genç isimleri Brüksel saldırılarının ardından genel olarak tüm Müslümanlara Avrupa’ya girişin yasaklanması talebinde bulundu.

DW, Clinton: ‘Trump tehlikelidir’

ABD başkan adaylarından Clinton popülist aday Trump’un dış politikayla ilgili düşüncelerinin güvenlik ve barış açısından tehlikeli olduğunu söyledi.

Amerikan Demokrat Parti başkan adaylarından Hillary Clinton Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump’un dünya barışı için tehdit oluşturduğunu söyledi. Clinton, Kaliforniya’daki Stanford Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, “Sağ popülist aday kazanırsa, ABD’nin güvenliği zaafa uğrar, dünya da tehlikeye girer”, dedi.

DW, Af Örgütü’nden Türkiye’ye suçlama

Uluslararası Af Örgütü Türkiye’yi Afgan mültecileri zorla ülkelerine göndermekle suçladı. Uluslararası Af Örgütü (AI) Türkiye’yi, 30 Afgan’ı rızaları dışında ve iltica işlemlerinden geçirmeden Kabil’e gönderdiği gerekçesiyle eleştirdi. Örgütün açıklamasında Afgan vatandaşlarının Avrupa Birliği ile Türkiye arasında mülteci anlaşmasının imzalanmasının hemen ertesinde sınır dışı edildikleri belirtildi.

Bulgaristan 24 Mart’ta bunları konuşuyor

BNR, ABD Dışişleri bakanlığının Sofya’da suikast uyarısı aslısız çıktı

Sofya’nın ‘İztok’ semtinde saldırı hazırlanması ihbarı asılsız çıktı. Bunu DANS Başkanı Dimitır Georgiev ABD Dışişleri bakanlığının Facebook sayfasında yayınlanan bilgi ile ilgili söyledi.Başbakan Boyko Borisov Amerikan diplomatların Bulgar meslektaşlarından aldıkalrı bilgileri sosyal ağlarda yayınlanmasını ‘kesinlikle yanlış ve kabul edilemez’ olarak niteledi.

BNR, Bizde sığınmacılar için 4 binden fazla boş yer var.

İç İşleri Bakanı Rumyana Bıçvarova Parlamento’da bizde 16 Mart tarihi itibarıyla sığınmacılar için toplam 4175 boş yer olduğunu bildirdi. 955 yabancı geçici sığınma merkezleride bulunuyor. Devlet mülteciler ajansının bölgesel merkezlerine sadece idari sığınma kararının tamamlanmasına kadar uluslararası koruma arayan yabancılar yerleştiriliyor. Bakan Bıçvarova, ‘ Uluslararası koruma sunulan yabancı belirttiği adreste ikamet edebilir, ve bu kararı aldıktan sonra 14 gün süre içinde yerleşecek yerleşim yerinin belediyesine gidip adresini kaydetmesi gerekiyor’ diye izah etti.

BNR, Avrupa komiseri Georgieva: daha fazla güvenliğe karşı daha az özgürlük.

Avrupa Komisyonu’nun bütçe ve insan kaynaklarından sorumlu Başkan Yardımcısı Kristalina Georgieva’ya göre Avrupa’da izlenilecek yol daha fazla güvenliğe karşı daha az özgürlüktür.

Avrupa komiseri, özgürlük alanının konumu ve mzgürlüğü koruma şekli konusunda açıklık olduğu müddetçe güvenlik ve özgürlüğe sahip olabileceğimizi belirtti ve İsrail’i örnek olarak gösterdi.

BNR, Devlet kurumları terör tehdidine karşı hazırlıklıdır.

Dışişleri Bakanı Daniel Mitov Brüksel’deki saldırılarla ilgili “Bizim yürütülen çok kültürlülük kavramı ve kültürel relativizm politkası ile ilgili yıllardan beri süren bir sorunumuz var. Çok kültürlülük ve kültürel relativizm dönemi sona erdi ve bunu idrak etmeliyiz” şeklinde konuştu.

Bakan Mitov’un sözlerine göre Avrupa yıllarca farklı profilli insanlara karşa hoşgörülü davrandı ve onları entegre etti. Mitov devamla: “ Hoşgörü Batı Avrupa’da büyük bir çoğunluğu toplumla bütünleşemedigi insanların yaşadığı getoları doğurdu” dedi.

BNR, Bulgar Ortodoks Kilisesi Beşaret bayramını kutluyor

Bulgar Ortodoks Kilise’sinin tüm piskoposluklarında bugün Meryem anaya adanan en büyük Hristiyan bayramlarından biri olan Beşaret yortusu dolayısıyla ayinler okutulacak. Beşaret-i Meryem olarak da adlandırılan bayram her yıl 25 Mart’ta kutlanıyor ve Paskalya bayram döneminin bir parçasıdır. İncil’e göre bu gündeMeryem anaya melek Cebrail aracılığı ile İsa’nın doğumu bildirilmiştir.

İran 24 Mart’ta bunları konuşuyor

İRNA, Ruhani Pakistan’a gidiyor.

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani beraberindeki üst düzey ekonomi ve siyasi bir heyetle birlikte 25-26 Mart tarihleri arasında Pakistan Başbakanı Navaz Şerif’in resmî davetlisi olarak ve İslamabat yetkilileriyle siyasi, ekonomi ve bölgesel görüşmeler amacıyla bu ülkeye gidecek.

IRNA, ABD yetkili: İran’a yönelik sebepsiz yaptırımlar, Washington’un menfaatleri yönünde değil.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Yaptırım Politikalarının Koordinatörü Christopher Beckmeyer, İran’a yönelik nedensiz yaptırımların Washington’un yararına olmayacağını belirtti.

Reuters ajansına konuşan yetkili, ABD’nin Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın uygulanması sırasında samimi olduğunu ve yüzde yüz buna bağlı kaldığını iddia etti.

IRNA, Yemen müzakereleri 10 Nisan’da başlayacak.

BM Yemen Özel Temsilcisi Ahmed, Yemen’de 10 Nisan’da çatışmaların duracağını, 18 Nisan’da da müzakerelerin Kuveyt’te yeniden başlayacağını bildirdi.

Ahmed yaptığı açıklamada, Yemen’de müzakerelerin yeniden başlaması ve çatışmaların durması konusunda tarafların anlaştığını, ülke genelinde çatışmaların durması kararının 10 Nisan gece yarısı itibarıyla başlayacağını, 18 Nisan’da da tarafların katılımıyla Kuveyt’te müzakerelerin yeniden başlayacağını ifade etti.

IRNA, Cumhurbaşkanı Ruhani, Pakistan ulusal gününü kutladı.

İran İslam Cumhuriyeti cumhurbaşkanı Pakistan ulusal günü münasebeti ile yayınladığı mesajda , Pakistan başbakanı, hükümet ve halkını tebrik etti.

Ruhani mesajında, karşılıklı menfaat ve islam ümmetinin yüksek maslahatına dayalı Tahran-İslamabad ilişkilerinin tüm ikili, bölgesel ve uluslararası alanlarda gelişmesini istedi.

GÜVENLİK DOSYASI : Üçüncü Dünya Savaşı’nın Önlenmesi ve Modern Dünya Düzeni Üzerine Bir Deneme

A.Üçüncü Dünya Savaşı’nın Engellenmesi ve Kalıcı Barışın Sağlanması

1.Devletin Tanımlanması

Devlet; belirli bir toprağı olan kanunlara göre bir hükümet idaresinde teşkilatlanmış bağımsız topluluklara denmektedir.

Dışarıya karşı halkın menfaatini korumak, içeride refahını sağlamak, güvenliği korumak devletin vazifesidir. Devletin üç ana elemanı, halk, ülke ve egemenliktir. Devletler anayasasına göre basit ve bileşik olmak üzere ikiye ayrılır. Bileşik devletler de birleşmiş devletler, konfederasyonlar ve federasyonlar şeklinde olabilir.

Devlet kavramı insanlığın tarihiyle yaşıttır. Geçen yüzyıllar boyunca bu kavram gittikçe genişlemiş, üzerinde işlenmiş, bugünkü halini almıştır. Bu tariften de anlaşılacağı gibi devlet, ferdi, tabii ve siyasi unsurdan meydana gelir. Bu unsurlar sırayla “nüfus, ülke ve hakimiyet”tir. Nüfus, devletin, birinci gerçek unsurudur. Halkı olmayan bir devlet düşünülemez. Bir devletin var olması için nüfusun az veya çok olmasının önemi yoktur.

2.Devletin Doğuşu

Devletin doğuşunda temel etken insanların ihtiyaçları olmuştur. İnsanlar kendileri bireysel olarak gerçekleştiremedikleri ihtiyaçlarını devletin vermiş olduğu güç ile gerçekleştirebilmişlerdir.

İnsanların en temel ihtiyacı olan güvenlik ihtiyacı devletin egemenliği altında sağlanabilmiştir. Devletlerin oluşumunda temel etkenlerden biri olan güvenlik ihtiyacı ile devletler hem vatandaşlarını diğer ülkelerin saldırılarına karşı korumuş hem de bireysel olarak kendi vatandaşını kendi vatandaşına karşı koruma sağlama ihtiyacı duymuştur.

Devletler bu hususu karşılayabilmek için temelde üç yetkiyi ellerinde bulundurmuşlardır. Bunlar ise herkesin uymasının zorunlu olduğu kuralları gerçekleştirebilecek yasama organı, devletin temel görevlerini işletecek yürütme organı ve suçluları cezalandıracak yargılama organlarına sahiptirler.

3.Savaş Kavramı

Savaş, temelde bir şeyle uğraşma, çatışma, kavga ve mücadele etme, onu ortadan kaldırma, yakıp yıkma anlamına gelmektedir. Diplomasinin toplumların arasındaki çatışmalarda kullanılır olmasından sonra ise bu terim diplomasinin işe yaramadığı hallerdeki girişilen silahlı mücadeleye denmiştir.

Savaş insanoğlunun var olduğu, toplulukların ve devletin oluşmaya başladığı ilk yıllardan günümüze kadar gelen bir kavramdır. Savaş kavramı aynı kalsa bile içeriği zamanla değişmiştir. Savaşın çıktığı ilk zamanlar insanların temel gereksinimi olan gıdanın da temeli olan toprak ve su kaynakları için savaşılırken günümüze doğru geldikçe savaşta toprağın önemi azalırken üretimin temel dinamiklerinden ve insanlığın temel denilebilecek yeni ihtiyaçlarını karşılamakta kullanılan doğal kaynaklar ve değerli madenler oluşturmaya başlamıştır.

4.Savaşların Önlenememesi

İnsanoğlu var oldukça savaş kavramı da var olmuştur. Bunun sebepleri arasında uluslararası anlaşmazlıklar, ideolojik çatışmalar, dini olgular, ihtiyaçlar yer edinmektedir.

Savaşların önlenememesinin asıl sebebi insanoğlunun devletleri kurarken devlete vermiş oldukları egemenlik hakkının uluslararası ilişkilerde oluşturulamamış olmasıdır. Yani insanoğlu devleti oluştururken devlete gerektiğinde güç kullanma, insanların uyacağı yasaları ortaya çıkarma ve suç işleyen vatandaşları cezalandırma yetkisini devlete vermiştir. Bunun yanı sıra insanlar egemenlik hakkını devlete devrederken devletin bütün vatandaşları eşit haklara sahip ve eşit bir şekilde yargılanmaları devlet tarafından garanti altına alınmıştır. Ancak uluslararası ilişkilerde böyle bir durum söz konusu değildir; çünkü uluslararası bir egemen güç tam olarak oluşturulamamış ve her devletin adil yargılanacağı uluslararası bir teşkilatta oluşturulamamıştır.

4.Uluslararası Egemen Güç Oluşturma Çabaları

Birinci Dünya Savaşı’nın acı bilançosu karşısında ülkeler savaşın önlenmesi ve bir daha asla gibi sloganlarla uluslararası bir güç oluşturma kararı aldılar. Uluslararası ilişkilerde rol oynayacak bu gücün adı milletler cemiyeti olmuştur.

26 yıl süreyle Dünya milletlerine hizmet veren bu cemiyet tüm çabalara rağmen İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasını engelleyemedi.

İkinci Dünya Savaşı’nın sonrasında barışı sağlamak maksadıyla Birleşmiş Milletler kurulmuştur.

Birleşmiş Milletler Örgütü ya da kısaca Birleşmiş Milletler (BM), 24 Ekim 1945’te kurulmuş dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür. Birleşmiş Milletler kendini “adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği uluslararasında tüm ülkelere sağlamayı amaç edinmiş küresel bir kuruluş” olarak tanımlamaktadır. Uluslararası ilişkilerde, kuvvet kullanılmasını ilk olarak evrensel düzeyde yasaklayan ilk antlaşma Birleşmiş Milletler Antlaşması’dır.

Birleşmiş Milletlerin amacı kalıcı barışı sağlamak olmasına rağmen maalesef kalıcı barış sağlanamamıştır. Birleşmiş Milletler kurulduktan bu yana bir çok savaş ve çatışma dünya genelinde halen devam etmektedir.

Dünya’da savaşın devam etmesinin temel nedeni uluslararası arenada oluşturulan gücün yani Birleşmiş Milletlerin yine güçlü devletlerin yani ABD, Fransa, Çin, İngiltere ve Rusya’nın güdümünde hareket edecek şekilde kurulmasında saklıdır.

Birleşmiş Milletler bütün devletlerin egemen eşitlik ilkesi çerçevesinde eşit bir şekilde temsil edilmediği bir kuruluş olarak karşımıza çıkmaktadır.

Birleşmiş Milletlere bağlı güvenlik konseyi ne yazık ki uluslararası hukukta devletlerin egemen eşitlik ilkesine aykırı bir şekilde kurulmuştur. Bu kuruluş nedeni ile Dünya’da savaşların temel kaynağı olan yine bu güçlü devletlerin çıkardığı savaşalar önlenememektedir.

5.İkinci Dünya Savaşı Sonrası Artan Kutuplaşma

İkinci Dünya Savaşı sonrası yine Birinci Dünya Savaşı sonrasında olduğu gibi devletler savaş sonrası sonuçları tam olarak elde edememiş ve zaman ilerledikçe bu çerçevede kutuplaşmada artmıştır.

İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD’nin güdümü altındaki NATO ve diğer tarafta komünizmin etkisi altında ki Rusya’nın başını çektiği, Çin, Kuzey Kore ve İran kutuplaşması oluşmuştur.

B.Kalıcı Barışın Sağlanması Üzerine Teori ve Modern Dünya Düzeni

1.Birleşmiş Milletler Kuruluşu’nun Fesh Edilmesi

Birleşmiş Milletlerin savaşı önleme hususunda bir çok çalışma yapmış ve bir çok kurallar oluşturmuştur. Ancak dördüncü bölümde değinildiği üzere Birleşmiş Milletler savaşı kalıcı olarak çözecek bir kuruluş olarak gözükmemektedir. Bunu günümüzde yaşanan Ortadoğu krizinde de açıkça görmekteyiz. Ortadoğu’da şu an için adeta post modern bir savaş gözlemlenilmekte ve bu gerginlik gün geçtikçe artmaktadır.

Bu çerçevede Birleşmiş Milletlerin varlığına son vermek ve yeni bir uluslararası egemen güç oluşturmak gerekecektir.

2.Dünya Parlamentosu’nun Oluşturulması

Uluslararası hukukta geçerli olan devletlerin egemen eşitliği ilkesi oluşturulacak Dünya Parlamentosu’nda temel ilke olarak kabul edilecektir. Yani nasıl demokratik bir ülkede oy kullanılırken bütün vatandaşların oyları eşitse Dünya Parlamentosu’nda da aynı şekilde devletler eşit bir şekilde temsil edilecektir. Bu sayede hiç bir devlet diğer kendini diğer devletten üstün örmeyecek ve diğer devletlerin haklarına saygılı davranma gereksinimi hissedecektir.

Şu an dünya üzerinde yaklaşık 236 ülke vardır bunların 192’si Birleşmiş Milletlere üyedir ve devlet olarak kabul görmektedir. Oluşturulacak olan Dünya Parlamentosu’na katılım şartları olacaktır. Bu şartların ilki bir devleti devlet olarak kabul etmemizi sağlayan niteliklerin belirlendiği uluslararası hukuk kuralları geçerli olacaktır.

Dünya Parlamentosu’na katılım özgür devlet iradesi ile olacaktır. Dünya Parlamentosu’na kabul edilen devletlerin hepsi 5 temsilci ile temsil edilecektir. Seçilecek temsilciler uluslararası hukuk alanında uzman kişiler seçilecek ve uluslararası geçerli hukuk fakültesi diplomasına sahip olması gerekecektir. Bu temsilciler devlet yönetimi tarafından özgür irade ile seçilecektir. Beş üyeden biri başkan olacak şekilde belirlenecektir.

Dünya Parlamentosu yapılacak seçimle bir başkan belirleyecektir. Parlamento’nun kararları hiç bir iradenin etkisi altında olmadan gerçekleşecektir. Temsilciler kendi ülkelerinin lehine olacak şekilde devletlerini temsil edecektir. Parlamento’nun basit kararları nispi çoğunlukla sağlanacaktır, önemli kararları ise mutlak çoğunlukla sağlanacaktır.

Dünya Parlamentosu uluslararası ilişkilerde egemen güç olarak karşımıza çıkacak ve sorunların çözümünde temel kaynak olarak görev yapacaktır. Kararları kesindir ve bir üst merci olarak başvurulacak kurum bulunmayacaktır. Kabul edilmeyen kararlar devletlerin itirazları ile tekrar oylanacaktır ve tekrar aynı karar alınırsa karar kesinleşecektir.

3.Uluslararası Anayasa’nın Oluşturulması

Dünyamızda geçmişten günümüze savaşların, anlaşmazlıkların temel sebeplerin biri de uluslararası alanda etkin olarak kullanılacak bir anayasanın mevcut olmamasıdır. Nasıl bir devlette herkesin riayet etmesi gereken hukuk kuralları mevcut ise uluslararası ilişkilerde de temel esas alınacak hukuk kuralları birleştirilerek bir anayasa oluşturulacaktır.

Uluslararası hukukun kaynakları olan teamüller, uluslararası antlaşmalar, hukukun genel ilkeleri, örf ve adet hukuku oluşturulacak olan Uluslararası Anayasası’na kaynaklık edecektir.

Uluslararası Anayasa daha önce kurulmuş olan Dünya Parlamentosu tarafından oluşturulacaktır. Anayasa oluşturulurken yine bir çoğunluk esasına göre kanun maddeleri kabul edilecektir.

Peki daha önce niye dünyada bir anayasa oluşturulamadı diye soracak olursak bunun temel sebebi uluslararası ilişkilerde egemen bir gücün olmaması gösterilebilir. Egemen güç olarak Dünya Parlamento’su kurulduktan sonra Uluslararası Anayasa’nın oluşturulması ve bu anayasanın oluşumunda bütün devletlerin eşit bir şekilde temsil edilerek kararlar alınması artık devletlerin uluslararası ilişkilerde temel kaynak olarak alabileceği bir sistemin kurulmasını sağlayacaktır.

4.Devletlerin Ordularının Lağvedilmesi

Ordu, bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü ya da herhangi bir askeri kuvvetin en büyük birliğidir. Ordular 4 ila 6 kolordudan oluşur. Günümüz orduları çoğunlukla en az orgeneral rütbesine haiz askerler tarafından komuta edilir. Ordunun görevi devlete karşı gelecek iç ve dış tehditlere karşı koymaktır. Buna karşın günümüzde veya geçmişte çeşitli ülkelerde ordunun yönetime el koyması da görülmüştür.

Ordu, üç ana bölümden oluşur: Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri. Bazı ülkelerde bu üç bölüme ek olarak Sahil Güvenlik, Jandarma, Deniz Piyadeleri, Uzay Kuvvetleri, Deniz Hava Kuvvetleri, Hava İndirme Kuvvetleri, Özel Kuvvetler, Askeri İstihbarat, Topçu Kuvvetleri, Roket Kuvvetleri, Füze Kuvvetleri ve Askeri Tıp Servisi gibi alt bölümler de orduların bünyelerinde vardır.

Orduların temel görevleri güçlü, caydırıcı ve etkin olarak dışarıdan tehdit gelmesini önlemek veya tehdit gelirse onu bertaraf etmektir. Yani ordular dışarıdan gelecek tehditlere karşı vatanın savunulması için kurulmuşlardır ama iç tehditlerin bertaraf edilmesinde de görev alırlar.

Dışarıdan devletlerin bekasına karşı hiçbir tehdidin oluşmadığı düşünüldüğünde devletlerin ordu bulundurmalarına da gerek kalmayacaktır. Bu husus şu şekilde sağlanacaktır: Daha önce oluşturulmuş olan Dünya Parlamentosu’nda üye devletlerin tamamı almış oldukları radikal bir kararla aynı süre içerisinde tüm silahlı kuvvetlerini lağvedeceklerdir. Uluslararası Anayasa’da da değiştirilemez kanunlar arasında yer alarak bu husus eklenecektir.

Dünya Parlamentosu’na üye devletler alınan kararla bir yıl içerisinde ordu ve tüm silahlı kuvvetlerini lağvedeceklerdir. Alınan kararla bütün üye devletler silahlı kuvvetler yanı sıra silah üretimini, silah, teçhizat ve silahlı kuvvetler adına araç ve her türlü imkânı sağlayan donanımı üretmeyi de bir yıl içerisinde bırakacaklardır. Modern Dünya Sistemi adını verdiğimiz bu sistemde devletlerin zaten silahlı kuvvetlere ihtiyacı olmayacaktır. Bunun denetimi ise aşağıda ki başlık altında açıklanacaktır.

5.Dünya İstihbarat Teşkilatı’nın Kurulması

Dünya Parlamentosu’na üye devletlerin bir yıl içerisinde silahlı kuvvetlerini ve ordularını lağvettikten sonra ilk iş olarak Dünya İstihbarat Teşkilatı kurulacaktır. Dünya İstihbarat Teşkilatı’nın temel görevleri Dünya Parlamentosu’na üye devletlerin silahlı kuvvet bulundurup bulundurmadığını incelemek ve tespit etmek, devletler arasındaki ilişkilerde uzlaşmacı rol oynamak, üye devletlerin silah, askeri donanım ve askeri araç üretip üretmediğini denetlemek ve Dünya Parlamentosu’na üye olmayan devletlerin faaliyetlerini ve silahlı kuvvetler etkinliklerini incelemek olacaktır.

Dünya İstihbarat Teşkilatı’nın kuruluşunda yine uluslararası hukukun temel ilkelerinden devletlerin egemen eşitliği ilkesi esas alınacaktır. Dünya Parlamentosu’na üye devletlerden her biri için iki temsilci ile Dünya İstihbarat Teşkilatı kurulacaktır. Üye devletlerin seçeceği temsilciler istihbarat alanında uzman kişiler olacaktır.

Dünya İstihbarat Teşkilatı yıllık düzenli olarak üye devletlerin hepsini denetleyecektir. Denetleme konuları içerisinde silahlı kuvvet bulundurup bulundurmadığı, silah teçhizat ve askeri araç bulundurmadığı veya üretmediği denetlenecektir. Yıllık hazırlanan denetim sonuçları Dünya Parlamentosu’na sunulacak Parlamento duruma göre o devlet hakkında değerlendirme yapıp yapılacak oylama sonucunda yaptırım uygulanacaktır. Bu şekilde üye devletlerin her türlü askeri faaliyet yürütüp yürütmediği kontrol altına alınmış olacaktır. Dünya Parlamentosu’na üye olmayan devletler içinse istihbarat faaliyetleri yürütülecek ve gerekli tedbirler yapılacak oylama ile alınacaktır. Dünya Parlamentosu’na üye olmayan devletler ve dünyanın korkulu kâbusu terör örgütleri için ise aşağıda ki başlık altında açıklama yapılacaktır.

6.Dünya Ordusunun Kurulması

Savaşları, çatışmaları ve günümüzün en büyük sorunu terör örgütlerinin faaliyetlerini önlemek maksadıyla Dünya Ordusu kurulacaktır. Dünya Ordusu tamamen Dünya Parlamentosu’nun emri altında faaliyetlerini yürüten bir ordu olacaktır.

Dünya Ordusu için Dünya parlamentosuna üye devletlerden her biri için bin(1000) profesyonel asker gönderilerek Dünya Ordusu teşkil edilecektir. Dünya Ordusu’nun temel amacı üye olmayan devletlerden gelebilecek tehditleri engellemek ve oluşan tehditleri bertaraf etmek olacaktır. Bir diğer amacı ise dünyada ki bütün terör örgütleri ile mücadele etmek olacaktır. Üye devletlerin talepleri değerlendirilerek ülkelerinde bulunan terör örgütleri ile mücadelesi Dünya Ordusu tarafından yürütülecektir.

Dünya Ordusu’nun bir diğer amacı ise dünyanın herhangi bir yerinde olan doğal afet, kuraklık, kurtarma faaliyetleri, açlık ve yoksullukla mücadele faaliyetlerinde etkin rol oynayacaktır. Bu faaliyetler ülke farkı gözetmeksizin bütün ülkelere talep gözetmeksizin uygulanacaktır.

Dünya ordusu her üye devletten katılan 1000 profesyonel askerle yaklaşık 200.000 askerden oluşacaktır. Dünya Ordusu dünyada tehdidin ve terör faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde teşkilatlanacaktır. Amerika kıtası, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Uzak Doğu, Avrupa ve Orta Asya bölgelerinde uygun ve tehdidin yoğun olduğu bölgelerde teşkilatlanacaktır.

Dünya Ordusu’nun bütçesi Dünya Parlamentosu tarafından kararlaştırılacak ve belli oranda üye devletlerin gayri safi milli hasılalarının belli oranında ( Örneğin % 2 ) gelir ayrılarak Dünya Ordusu’nun bütçesi oluşturulacaktır. Dünya Parlamentosu’na üye devletlerinin lağvetmiş oldukları ordularından kalan her türlü silah, teçhizat, askeri araç ve gereç Dünya Ordusu’na karşılıksız teslim edilecektir.

7.Dünya Parlamentosu’na Üye Devletlerin İç Güvenlikleri ve Asayişinin Sağlanması

Dünya Parlamentosu’na üye devletler kendi ülkelerinde polis ve jandarma kolluk kuvvetleri bulundurarak iç güvenlikleri ve asayişi sağlayacaktır. Üye devletler Dünya Parlamentosu tarafından alınacak kararla nüfusa belli oranda kolluk kuvveti bulundurabilecektir. (Örneğin her 250 kişi başına 1 polis)

Üye devletler ülkelerindeki kolluk kuvvetlerine aynı standartta silah ve teçhizat vereceklerdir. Bu sayede kolluk kuvvetleri diğer ülkelere bir tehdit oluşturmamış olacaklardır.

Üye devletler sınır güvenliğini ise oluşturacakları sınır güvenlik kuvvetleri sayesinde yürütmüş olacaklardır yine bu kuvvetin sınıra göre oranı da Dünya Parlamentosu tarafından belirlenecektir.

8.Modern Dünya Düzeni’nin Avantajları

· Modern Dünya Düzeni uluslararası ilişkilerde esas alınacak bir sistem olarak ortaya konulmuştur.

· Bu sistem sayesinde uluslararası ilişkilerde anlaşmazlıklar, savaşlar ve terör örgütlerinin önüne geçilmiş olacaktır.

· Bu sistem sayesinde artık Üçüncü Dünya Savaşı olanaksızlaşacaktır.

· Bu sistem sayesinde devletler üstü sorunlarda başvurulabilecek kararları sorgulanamaz ve yaptırım uygulayabilen bir egemen güç oluşturulmuş olacaktır.

· Bu sistem sayesinde dünyamızı tehdit eden nükleer silahların üretimi ve kullanımı yasaklanacak, ordular lağvedilecek, silah, teçhizat ve askeri araç bulundurulamayacaktır.

· Uluslararası suç işleyen kişiler hiçbir baskı altında kalmadan uluslararası mahkemelerde yargılanabilecektir.

· Dünya Parlamentosu’na bağlı yaptırım kuvveti olan Dünya Ordusu, denetim mekanizması olan Dünya İstihbarat Teşkilatı ve en önemlisi uluslararası hukukta geçerli tek kaynak olan Uluslararası Anayasa oluşturulmuş olacaktır.

· Dünya üzerinde silah ve askeri malzeme üretimi yasaklanacağı için terörün beslenebileceği bir kaynak kalmayacak ve terörle mücadele Dünya Ordusu sayesinde daha etkin bir şekilde yürütülecektir.

· Dünya Parlamentosu’na üye devletlerin ekonomileri herhangi bir savaş tehdidi olmadığı ve her yıl silahlı kuvvetlere harcanan milyar dolarlık savunma bütçelerinin artık harcanmasına gerek kalmayacağı için devletlerin ekonomileri gelişecektir.

· Dünyada alınan uluslararası kararlar daha demokratik bir çerçevede alınma fırsatı doğacaktır.

· Bütün devletlerin temas halinde olduğu bu sistemde uluslararası ilişkiler, uluslararası ticaret, yardımlaşma ve dayanışma gelişecektir.

· Dünya Parlamentosu’na üye devletlerin hepsi silahlı kuvvetlerinin mevcut silah, teçhizat ve donanımını Dünya Ordusu’na karşılıksız teslim edeceği için devasa büyük bir Dünya Ordusu kurulmuş olacak ve üye olmayan devletlerin tehditleri önlenmiş olacaktır.

· Modern Dünya Düzeni’nde devletler ilişkilerini tamamen ticari, ekonomi, kültürel, sportif ve bunun gibi alanlarda geliştirme imkânları bulacaklardır.

· Dünya üzerinde yardıma muhtaç halk, kıtlık ve kuraklık çeken ülkelere yardımlar daha hızlı ve etkin bir şekilde ulaştırılacaktır.

· Yaşanılabilir bir dünya oluşturulacak ve bir devlet diğer devletin iç işlerine sözde demokrasi götüreceğim bahanesiyle karışamayacaktır.

· Bu sistem küreselleşmenin aşırı artması sonucu uygulanabilirliği artmış bir sistem olarak karşımıza çıkar çünkü bu sistemde denetim unsuru eskiye nazaran daha pratik ve etkin olacaktır ayrıca kararlar daha hızlı alınabilecektir.

9.Modern Dünya Düzeni’nin Dezavantajları

· Modern Dünya Düzeni ile beraber üye devletlerin egemenlik hakları kısmen de olsa silahlı kuvvet bulundurmama ve silah, askeri malzeme üretme yasağıyla beraber kısıtlanmış olacaktır.

· Bu sistemin en riskli yanı denetim unsuru olan Dünya İstihbarat Teşkilatı’nın işini tam ve eksiksiz yapmadığı zaman ortaya çıkacaktır.

· Çünkü denetim ülkeler denetlenmediği zaman nükleer enerji ve silahlı kuvvet bulundurma diğer devletler için bir sorun haline gelecektir.

· Bu sistemde bütün devletler eşit konumda olduğu için bazı kesimler buna itiraz edebilir ve devletin devlet olma konumunu sorgulayabilir.

· Bu sistemle birlikte milliyetçilik ve vatan sevgisi gibi kavramlar artık savaşa bağlı olarak değil de ekonomiye bağlı gelişeceğinde azalabilir.

10.Modern Dünya Sistemi’ne Geçiş Teorileri

Modern Dünya Sistemine geçiş ancak dünyanın alabileceği radikal bir kararla bir devrim niteliğinde olacaktır. Bu sisteme geçiş zor olacağı gibi geçiş aşaması ancak bazı unsurların tetiklemesi ile olabilecektir. Bu sisteme geçiş ancak şu üç yolla olabilecektir;

1. Günümüzde büyük ve güçlü devlet diye adlandırdığımız devletlerin savaşı önlemek adına vereceği kararla diğer devletleri teşvik ederek ve diğer kutuptaki devletleri de ikna ederek oluşturulabilecektir.

2. Bu sisteme geçiş küçük ve güçsüz diyebileceğimiz ve iç işlerine sıkça karışılan ve büyük devletlerin piyonu olarak kullanılan devletlerin baskısı ve iç işlerine karışılmaması isteği üzerine kurulabilir.

3. En etkili olabilecek geçiş süreci ise artık dünyada en etkili kurum olan sivil toplum kuruluşlarının savaşa hayır kampanyaları ve devlete baskı aracı olarak kullanılması ve halkın aşırı isteği üzerine bu sistem kurulabilecektir.

Ramazan DEMİR

TERÖR DOSYASI : Dünyanın Terörle İmtihanı Çadırın Altında Kaldı

PKK Belçika’nın ortasında çadır açıp propaganda yapabiliyor. Londra’da yürüyüş yapıp ‘katil devlet’ sloganı atabiliyor. ABD kelime oyunlarıyla PKK’ya Suriye’de askeri destek verebiliyor.

Terör küresel bir sorun. Sadece kendi ülkenizde aldığınız tedbirlerle çözüme kavuşturamadığınız, belli dönemlerde attığınız adımların diğer dönemlerde sizi garanti altına almadığı, her zaman teröristten bir tık yukarıda düşünmenizi ve ona göre bir strateji kurmanızı gerektiren bir sorun. Bu sorunla yüzleşirken bazı ülkeler diğer ülkeleri de seferber edip terörle toplu mücadele edebilme lüksüne sahipken, Türkiye gibi bazı ülkeler de maalesef terörle kendi imkânlarıyla ve hatta başka ülkelere rağmen mücadele etmek zorundadırlar.

Örneğin ABD, ‘terörle savaş’ adı altında başlattığı felaket kampanyasında Afganistan ve Irak’ı işgal edip, o coğrafyaları tarumar ederken yanına rahatlıkla birçok devleti alabilme lüksüne sahipti. İngiltere gibi bazı ülkeler neredeyse ABD’nin savaşında savaşmak için kraldan çok kralcı oldular. Bir ülkenin ABD’yle ‘terör’ konusunda bilgi paylaşmaması düşünülemezdi bile. Daha ileri gidelim, normal şartlarda ABD cephesinin karşısında yer alan Suriye gibi ülkeler bile ABD’nin bu felaket kampanyasında ABD’ye destek vermek için sıraya girdi. Beşşar’ın eniştesi Asıf Şevket, CIA’ya doğru bilgi akışını yönetti. O sıralarda Brüksel’de örneğin 11 Eylül faillerinden Muhammed Atta’yı kutsayan ve El-Kaide sembollerini barındıran bir çadır kurulsaydı, Belçikalı yetkililer çadırı içindekilerle birlikte konteynerle Guantanamo’ya gönderirlerdi.

PKK ile hatta DAİŞ ile mücadele konusunda Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tam da bunun aksi yönde böyle bir tablo. Maalesef terör bir terbiye etme ve hizaya çekme aracı olarak başka ülkelere karşı olduğu gibi Türkiye’ye karşı da kullanılıyor. PKK, Batı’da iki ihtiyaca sesleniyor. Birincisi, Batı’nın Sykes-Picot’ya dair suçlu bilinçaltını aklamak için bir asır öncesi zihniyete sahip bir terör örgütüne Türkiye’de ve Suriye’de alan açma ve meşruiyet kazandırma peşindeler. İkinci olarak ise kutsalsız bir kiralık katil olan PKK’yı Türkiye’ye karşı yürüttükleri mühendisliğin taşeronu olarak kullanıyorlar. Tam da bu sebepten PKK Belçika’nın ortasında çadır açıp propaganda yapabiliyor. Londra’da yürüyüş yapıp ‘katil devlet’ sloganı atabiliyor. ABD kelime oyunlarıyla PKK’ya Suriye’de askeri destek verebiliyor. Ucunu açık bırakmışlar terör kavramının ve ihtiyaca binaen tanıma maddeler ekleyebiliyorlar. DAİŞ’le savaşmasını PKK’ya destek için bahane kılıp PKK’yı terör parantezinden çıkarabiliyorlar. Buna bir de paralel örgüt gibi PKK içerisine devletin sızdırdığı muhbirleri deşifre eden ve halihazırda PKK’ya operasyonel destek vermesi muhtemel yapıları da eklersek Türkiye’nin terörle bir paket halinde mücadele etmesi gerektiğini söyleyebiliriz.

Bunlar terörle mücadele ederken başka bir mücadeleyi de sürdürmemiz gereken verili bilgiler. Türkiye’nin terörle mücadelesini bu verilere rağmen yürütmesi gerektiğini bilmeli ve stratejilerimizi ona göre belirlemeliyiz. Bir taraftan derli toplu bir söylemle tezlerimizi en azından kamuoyları için anlatmaya devam ederken diğer taraftan da bu ülkelere rağmen terörü yenecek akılcı adımları kendimiz atmalıyız. Teknoloji bu mücadelede öncelikli yatırımlardan birisi olmalı. Buna ek olarak insan sermayesi en uzun dönemli ve etkin çözümümüz. Terörle mücadele için ne kadar akılcı strateji geliştirirsek geliştirelim uygulayıcısı insan ve o havuzda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Terörü bölgesel bağlantıları üzerinden değerlendirebilecek, tipik bürokratik tepkilerin üstüne çıkan bir uyanıklıkla strateji yürütebilecek, vatansever bir terörle mücadele ekibi kurmazsak terörle mücadelemizin başarıyla yürütülmesi oldukça zor.

[Akşam, 21 Mart 2016]

CEMAATLER VE TARİKATLER DOSYASI /// VİDEO : Dünyadaki En Gizemli Tarikatlar

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=ibnYLBYfsQM&feature=em-subs_digest

ANMA MESAJI : DÜNYANIN İLK KADIN SAVAŞ PİLOTU SABİHA GÖKÇEN’İ SA YGI İLE ANIYORUZ

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızı, 32 muharebe görevini üstün başarı ile icra eden dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’i aramızdan ayrılışının 15. yılında rahmet, saygı ve özlemle anıyoruz. Ruhu şâd olsun.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU