Etiket arşivi: ANKARA

PKK DOSYASI : 6 Soruda Ankara’daki Terör Saldırısı

PKK’nın daha önce sivilleri hedef almadığı tezi doğru değil. Örgüt bugüne kadar Batı’daki büyük şehirlerde birçok kez sivilleri hedef almıştı.

1. Ankara’daki terör saldırısının amacı neydi?

Ankara’da doğrudan sivilleri hedef alan terör saldırısının birçok amacı var. İlki, PKK’nın çatışma ortamında varlığını devam ettirebilmek için yeni eleman kazanmasını sağlamaktır. Terör örgütleri çatışma ortamında kayıpları arttıkça giderek saldırganlaşmakta ve hedefi belirsiz bir şiddeti tercih etmektedirler. PKK son aylarda şehir çatışmalarını bölge halkını savaşın içine çekmek için kullanmayı denemiş ancak söz konusu hedefine ulaşamadığı gibi şehirlerde beklediği askeri başarıyı da sağlayamamıştır. Öte yandan PKK özellikle yaş ortalaması 18-24 arasında olan genç örgüt üyelerinin de güvenlik güçlerine teslim olmasına şahitlik etmiştir. Bu nedenle Ankara saldırısının, PKK’nın hızlı ve büyük ölçüde örgütü yakın zamanda "beka problemiyle" karşı karşıya bırakabilecek stratejik kayıplarına bir reaksiyon olarak yapıldığı söylenebilir. Ancak bu gerekçe Ankara saldırılarını başlı başına açıklayamaz.

İkinci amaç, toplumu derin bir ayrışma içine çekerek hem toplumun dayanma gücünü test etmek hem de devletin terörle mücadelesindeki güçlü iradesini zaafa uğratmaktır. Sivillerin sıradan bir yerde değil de ülkenin başkentinin ana damarlarından birinde hedef alınmasının amacı toplumda radikal bir psikolojik güvensizlik hissinin ortaya çıkmasına neden olmaktır. Böylesi bir durum PKK’nın toplumu çatışmanın içine çekme stratejisinin bir parçasıdır. Toplumun tepkilerini bir bütün olarak kontrol etmek son derece zor olduğu için "etnik ayrışma" üzerinden düzensiz bir "karşı şiddetin" doğmasına zemin hazırlayarak çatışmayı yürüttüğü bölgede sıradan insanları çatışmanın içine çekmenin kolay olacağını düşünmektedir. Böylece siyasi irade de çatışmanın derinleşmesinden endişeleneceği için örgüte yönelik mücadelesinde yumuşayamaya gideceği hesaplanmaktadır. Dolayısıyla Ankara saldırısının amacı toplumu psikolojik düzeyde atomize ederek parçalara ayırmaktır.

Saldırıların üçüncü amacı ise devletin ana merkezinde kendini koruyamadığı izlenimini vererek zaten parçalı olan kamuoyunu devlete karşı pozisyon almaya zorlamaktır. Cemil Bayık’ın "Hedefimiz AK Parti’yi ve Erdoğan’ı devirmek" ifadesi buna örnek olarak verilebilir. Böylece "hedefi aynı olan kesimlerin!" tepkisini saldırının kendisine değil de hükümete daha sert bir şekilde yönetebileceği bir zemin hazırlanmaktadır.

2. PKK daha önceden batıda sivilleri hedef almamasıyla biliniyordu, bu nasıl değişti?

PKK’nın daha önce sivilleri hedef almadığı tezi doğru değil. Örgüt bugüne kadar Batı’daki büyük şehirlerde birçok kez sivilleri hedef almıştı. Sadece saldırıların yapılma biçiminde önemli bir değişim söz konusu. Önceden intihar saldırısı intihar yeleği giyen bir canlı bomba tarafından gerçekleştiriliyordu. Şimdi ise daha mobil ve patlama etkisi daha yüksek tekniklerle saldırılar yapılıyor. Bu teknik 2003 Irak Savaş’ından sonra el-Kaide tarafından sıklıkla kullanılmaya başlandı ve bölgedeki diğer terör örgütleri bu yöntemi taklit etmeye başladı. PKK da bu tekniği Suriye iç savaşıyla birlikte öğrendi ve Türkiye’de uygulamaya başladı. Bir siyasi ve güvenlik stratejisini zafiyete uğratmanın en basit yollarından biri sivillerin "gündelik güvenlik risklerini" (yani sokağa çıktığında hayatına yönelik riskin minimize edilmesi) artırmaktır. PKK bu tür eylemleri özellikle kendine müzahir diğer örgütler üzerine (TAK gibi) devrederek sorumluluk almaktan kaçınırken saldırıların hedefini de bu örgütlerin inisiyatifine teslim ederek belirsiz bırakıyor. Bu durum istihbarat takibini de zorlaştırmaktadır.

3. Ankara’da kısa süre aralıklarla gerçekleşen terör saldırıları engellenebilir miydi?

Türkiye terör kaynaklı tehditler bakımından karmaşık bir meydan okumayla karşı karşıya. Birincisi, Türkiye bugüne kadar PKK başta olmak üzere birçok radikal sol terör örgütünün -ki bunların çoğunluğu PKK’nın bir parçasıdır (TAK, DHKP-C, MLKP vs.)- ve el-Kaide ve DAİŞ gibi örgütlerin hedefi oldu. Türkiye’yi hedef alan örgüt sayısının 10’dan fazla olduğu görülmektedir. Aynı zamanda bu örgütlerden PKK ve sol örgütler yerel ve bölgesel karaktere sahipken, diğerleri küresel bir ajandaya sahiptirler. Dolayısıyla Türkiye terör saldırılarını önleyici güvenlik ve istihbarat tedbirleri açısından aynı anda motivasyonları, teknikleri ve hedefleri farklı birçok terör örgütüyle mücadele etmek zorundadır. Böylesi bir mücadelenin son derece zor olduğunu söylemek mümkün.

İkinci zorluk ise, PKK ve ona müzahir diğer örgütlerin kullandığı teknikler ve örgütsel yapılarının karmaşık olmasıdır. PKK hiyerarşik bir örgüt yapısına sahip olsa da DAİŞ’e benzer bir biçimde TAK örneğinde olduğu gibi başka örgütlerinin kendi çatısı altına girmesini bir fırsat olarak gördüğü gibi 12 Mart birleşmesinin gösterdiği gibi bunun olması için çaba sarf etmektedir. Böylece hem eylemlerine bir çeşitlilik sağlamakta hem de istihbari takibin zorlaşmasına neden olmaktadır. Öte yandan terör örgütleri çok parçalı bir saldırı hazırlık süreci geçirmektedirler. Saldırının gerçekleşeceği mekana gelene kadar kurulan zincir son derece mobil ve karmaşık olabilmektedir. Bu da ister istemez istihbarat takibini daha da zorlaştırmaktadır. Ankara saldırısında söz konusu özelliklerin hepsinin bir arada olduğu görülmektedir.

4. PKK’nın yeni eylem tarzının özellikleri neler?

Terör örgütleri çatışma ortamlarına en hızlı adapte olabilen ve çatışmalardan yeni teknikler öğrenerek çıkan gruplardır. Düzenli devlet güçleri gibi hukuka uymak zorunda değiller ve bu yüzden her türlü tekniği serbest bir biçimde kullanırlar. Öte yandan terör örgütleri asimetrik savaşın asimetrik yöntemlerini en fazla kullanan gruplardır. PKK son yıllarda Suriye’deki iç savaşta birçok yeni teknik öğrendi. Bir bütün olarak bunlara hibrid (melez) savaş yöntemleri diyebiliriz. Hibrid savaş, düzenli ile düzensiz savaş tekniklerinin bir arada kullanıldığı bir savaş türüdür. Bu savaşın özellikleri arasında YPS, HPG ve PKK gibi karma askeri bir yapılanma, esnek ve her şarta uyum sağlayabilecek teknikleri kullanabilen pragmatik bir askeri strateji, sivillerin hedef alındığı sansasyonel terör eylemleri, sosyal medyayı aktif ve saldırgan bir şekilde kullanan propaganda ağı ve iletişim stratejisi ile finansal kaynak sağlamak için bütün illegal yolları kullanan yasa dışı bir suç ağı yer almaktadır. PKK bu yöntemlerin birçoğunu aynı anda kullanmaktadır.

5. Değişen terör eylemlerine karşı Türkiye ne gibi önlemler almalı?

İlk olarak Türkiye’nin öncelikle terörizmin değişen karakterindeki yeni dinamikleri çok iyi analiz etmesi ve anlaması gerekiyor. Bu dinamikler iyi analiz edilmeden terörizmle mücadelede başarılı olmak çok zor.

İkincisi ise Türkiye’nin diğer ülkelerle karşılaştırıldığında terörizmden kaynaklanan tehditlere karşı daha hassas bir ülke olduğunun farkında olarak kendini özgü bir yöntem ve strateji geliştirmesi gerekiyor. Böylesi bir stratejinin dört önemli sütunu var.

Birinci sütunu psikolojik ve sosyolojik düzeyde halk oluştururken ikinci sütunu siyaset mekanizması oluşturmaktadır. Bu iki sütunda halkın ve siyasetin terörle mücadele ederken birlikte olması yaşamsal önemde. Bu nedenle bu konuda neler yapılabilir diye yeniden düşünmek gerekiyor.

Üçüncü sütunu ise güvenlik ve istihbarat kurumlarının caydırıcı, önleyici ve operasyonel düzeyde etkin olabilmesi için mobilize ve modüler (yerleştir-çıkar-başka bir yere taşı) esnek bir güç ekseninde yeniden yapılandırılması oluşturuyor.

Dördüncü sütunu ise devletlerarası ilişkiler ve uluslararası ilişkiler düzeyi oluşturmaktadır.

Türkiye’nin en büyük meydan okuması PKK terörüne yönelik mücadelesinde uluslararası desteği arkasında tam olarak görememiş olması. PKK’nın Suriye kolu olan YPG’ye ABD doğrudan destek verirken, Avrupa başkentlerinde Türkiye ile birlikte teröre karşı durma konusunda son derece cılız sesler çıkıyor.

Bütün bunlar dikkate alındığında Türkiye’nin yeni bir strateji ile kurumsal bir yeniden yapılanmaya gitmesi bir zorunluluk. Terörün üstesinden gelmek için yeni bir Ulusal Güvenlik ve Terörle Mücadele Bakanlığı’nın kurulması ve bütün operasyonel ağın aynı havuzun içinde toplanması iyi bir başlangıç olabilir. Yani mevcut terörle mücadele birimlerinin bir çatı altında toplanması kurumsal entegrasyonun uyum içinde çalışması ve başarıya ulaşmak için son derece önemlidir.

6. Suriye’deki iç savaş Türkiye’deki terör saldırıları için nasıl bir tehdit oluşturuyor?

Son dönemdeki terör saldırılarının hepsi Suriye bağlantılı. Gerek DAİŞ gerekse de PKK kaynaklı saldırılarla bağlantılı kişilerin Suriye’deki iç savaşa katıldıklarını ve burada askeri eğitim aldıklarını görüyoruz. PKK ve YPG aynı savaşçı havuzunu kullanıyor. Gerek şehirlerde güvenlik kuvvetleriyle çatışanların bir kısmı gerekse de Ankara’daki son iki saldırıyı gerçekleştiren kişilerin Suriye’de YPG saflarında savaştıktan sonra Türkiye geldiklerini biliyoruz. Bu kişiler Türkiye döndüklerinde ya gelir gelmez PKK’ya katılıyor ya gizlenerek topluma entegre olmaya çalışıyor ya da bir saldırı planı hazırlığına girerek canlı bomba oluyor. Son iki terör saldırısında bu üçünün birden gerçekleştiğini görmekteyiz. Türkiye’nin Suriye’de savaşa katılan kişilerin geri dönüşlerini hukuksal olarak düzenleyen bir yapılanma ile bunların çok yakın takibini sağlayacak istihbarat ağına sahip olması gerekiyor.

[Sabah Perspektif, 19 Mart 2016]

TERÖR DOSYASI : Ankara’daki Canlı Bomba Niye Patladı ki… İşte Söylenmeyenler…

BU BİR DAĞLICA VAKASI!

ANKARA’DAKİ BOMBA…

Olay şu:

17 Şubat 2016 günü, akşam saatlerinde bomba yüklü bir araç, Genelkurmay, TBMM ve kuvvet komutanlıklarının yakınında 5 askeri servis aracının geçişi sırasında patlatıldı.

Saldırıda 28 kişi öldü, 61 kişi yaralandı.

Aynı gece yarısı ajanslara verilen bilgilerden saldırganın Suriye uyruklu, Salih Necar olduğu belirlendi.

Emniyet olay yeri inceleme uzmanları patlamada ölen saldırganın vücut parçalarından ve parmak izinden kimliğine ulaştı. Suriyeli mültecilerle birlikte Türkiye’ye girdiği sanılan Necar’ın yurda geldiği dönemde parmak izinin alındığı bildirildi. Polis de bu kayıttan kimliğe ulaştı.

Yine aynı gece yapılan açıklamalardan saldırganın PYD terör örgütü militanı olduğu açıklandı.


Sonrasını biliyorsunuz; PKK terör örgütü bu saldırganın Abdulbaki Sömer olduğunu ifşa etti. Ardından Abdulbaki Sömer ile Salih Necar’ın aynı kişi olduğu anlaşıldı.

İşte olay aşağı yukarı böyle…

Şimdi bu terör eylemine Türkiye’nin içinde bulunduğu süreç açısından bakıldığında, ABD’nin PYD’ye terör örgütü demediği ve bu konuda yoğun çekişmelerin yaşandığı bir süreçte gerçekleşti. Saldırganın PYD’li olduğunun açıklanması üzerine zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan da “işte PYD terör örgütüdür, bu konuda bizim haklılığımız kanıtlanmıştır” demiş, dikkati bu sürece çekmişti.

Yani?

Yani AKP Hükümeti Ankara’daki bu vahşete PYD açısından bakmış, “böyle bir saldırı nasıl olur”, “misilleme yapacağız, yaptık” gibi bizzat eylemi ve eylemciyi ve Türkiye’nin güvenliğini gündeme taşımak yerine, tartışmaları “PYD terör örgütü mü değil mi” üzerine çekmişti.

Sonrasını biliyorsunuz, ABD-Türkiye arasında hala PYD terör örgütü mü değil mi tartışmaları sürüp gidiyor…

Şimdi konuyu can alıcı yerinden ele alalım; bu terör eylemi kime hizmet etti, kime yaradı?

PYD’ye hizmet etmedi çünkü terör örgütü damgasını yedi ve bu durumu en azından uluslararası kamuoyuna duyuruldu.

ABD’ye hizmet etmedi çünkü PYD terör örgütü değil açıklamaları üzerine geldiği için bu eylem, en azından ABD’yi kısa süreliğine de olsa zora düşürdü.

Türkiye’ye hizmet etmedi çünkü 28 kişi yaşamını yitirdi, PYD teröristtir tezi de havada uçup gitti zira ABD dahi açıklama yapıp eylemi yapanlar konusunda kesin bir bilgimiz yok diyerek Türkiye’nin haklılığına destek vermedi.

Rusya’ya hizmet etmedi çünkü tam da uçak krizinin etkilerinin yaşandığı bir ortamda Rusya gibi bir devletin böylesi aşağılık bir vahşeti kurgulaması kendi açısından kabul edilebilir bir olasılık değildi.

Peki, bu terör eylemi kimin işine yaradı?

Şimdi yine başa dönelim…

Eylem yeri ANKARA yani başkent!

Eylem hedefi TÜRK ORDUSU yani en büyük silahlı ulusal güç!

Bir başka ülkede olsa yer yerinden oynar ve bu eylemi yaptığı düşünülenlere karşı öyle bir karşılık verilirdi ki bir daha böyle bir saldırıya cüret edemesin!

Peki, bu saldırısı sonrası AKP hükümeti ne yaptı?

Konuştu, konuştu, konuştu ve PYD terör örgütüdür dedi ama o öyle dediği için PYD terör örgütü olmadı ve ABD-AB-BM-NATO ve Rusya bunu kabul etmedi.

Peki ne yapması gerekirdi?

Madem ki Türkiye’yi başkentte vuran PYD idi, o halde Suriye sınırındaki PYD’ye özel bir harekatı yapılırdı, elebaşları tek tek temizlenirdi, hava harekatı yapılır ve tüm mevzilerinde darmadağın edilirdi ama bu olmadı! 2007 Dağlıca olayı da böyleydi; Türkiye’ye saldırmışlar, 12 askeri şehit edip, 8 askeri de alıp gitmişlerdi ama Türkiye yine de bir karşılık vermemişti!

Niye olmadı; hava harekatını yapamadı çünkü Rusya uçak krizi nedeniyle tehdit etmiş, Suriye hava sahasına girerseniz vururuz demişti ve Türkiye giremedi!

Özel harekat yapılmadı çünkü yine Rusya Suriye sınırını aşarsanız vururuz demişti ve Türkiye sınırı aşamadı!

Ve bunun tek nedeni; Türkiye-Rusya arasında yaşanan uçak kriziydi yani bu kriz Türkiye’nin Suriye’de elini kolunu bağlamış, ABD de bırakın Türkiye’ye destek vermeyi, Rusya’ya tüm yollar açmıştı.

Demekki BU UÇAK BOŞA DÜŞÜRÜLMEMİŞTİ!

Sonuçta Türkiye bu kanlı eyleme karşılık hiçbir şey yapamadı, çektiği acıyla kaldı.

Bu terör eylemi Türkiye’de büyük bir endişeye ve güvensizliğe yolaçtı, insanlarımız artık savunmasız olduğunu düşünmeye başladı çünkü en büyük güvencesi olan ordusu vurulmuştu!

Şimdi tüm bu yönleriyle bakıldığında, bize sorarsanız bu olay bir 21 Ekim 2007 DAĞLICA olayıdır, bu olay bir 4 Temmuz 2003 ÇUVAL olayıdır!

Her iki olayda da Türk Milleti aşağılanmıştır, küçük düşürülmüştür, kendine olan güveni sarsılmıştır!

Ankara’daki terör eylemi de benzer bu sonuçlara yolaçmıştır!

Ve Türkiye bu üç olayda olduğu gibi, kendi yöneticileri eliyle bu duruma düşürülmüştür!

Siyasi muhalefet hala ortaya çıkmaz ise eğer, Türk Ordusu ve Yargısı, Türk Milleti’nin ayağa kalkmasını sağlayacak bir tavır sergilemezse eğer, AKP siyaseti bu süreci bildiği gibi yürütecek ve Türkiye’yi peşinden sürükleyecektir!

Erdal Sarızeybek

BİLGETÜRK

ARAŞTIRMA DOSYASI /// E. TÜMG. ARMAĞAN KULOĞLU : ANKARA TERÖRÜNÜ N ARDINDAN

Arma%25C4%259Fan%2BKulo%25C4%259Flu.PNG

ARMAĞAN KULOĞLU

19 Mart 2016 Cumartesi 00:00

Yine feci bir terör saldırısıyla karşı karşıya kaldık. Birilerinin dediği gibi, asla terörle yaşamak mecburiyetinde olmadığımızı söylemek, bu duruma nasıl geldiğimiz ve hangi tedbirlerin alınması gerektiği hususunda da düşüncelerimi paylaşmak isterim.

sa%25C4%259Fa%2Bparmak.pngMeydana gelen terörün sebepleri

Terörün karakteristik özelliği, ne zaman, nerede, ne yapılacağının bilinememesidir. Hukuk dışı olmasıdır. Dolayısıyla inisiyatif teröristtedir. Terörü önlemenin yolu, teröristin bu inisiyatifi kullanmasına imkân vermemek, güçlü ve yaygın istihbaratla önceden haber alıp, eylem gerçekleşmeden önlemektir.

İç istihbarattan sorumlu kurumlar, genelde MİT, şehirlerde Emniyet, kırsal alanda da Jandarmadır. Meydana gelen olay, istihbaratta bir eksiklik olduğunu göstermektedir. Birçok olay, alınan istihbaratla önlenmiş olsa da aradan kaçanlar felaketlere sebep olmaktadır.

Terör örgütleri iş birliği içinde hareket etmekte, taşeron da kullanmaktadır. Son olaydan önce eylem olacağına ilişkin bilgiler ortada dolaşmasına rağmen engel olunamamıştır.

Örgütün, çözüm sürecinin yarattığı zafiyetten istifadeyle güneydoğu şehirlerimizde yoğun hazırlık yaptığı ve kontrolü ele geçirdiği bilinmektedir.Bununla mücadele için güvenlik güçleri büyük bir mücadele vermekte, adeta şehirleri kurtarmaktadır.

Örgüt güç ve prestij kaybetmiştir. Zafiyet içindedir. Bu nedenle eylemi ülke geneline yaymak ve özellikle başkentte gerçekleştirmek suretiyle varlığını ve ayakta olduğunu ispatlama peşindedir. Dehşetin yanında fısıltı gazeteleriyle toplumda dehşet, infial ve korku yaratarak, çözüm sürecine/müzakerelere yeniden dönme amacındadır.

Örgütün siyasi hedefi ülke içinde bir Kürt devleti kurmaktır. Irak ve Suriye’deki Kürt yönetimleriyle de entegre olarak devleti büyütmektir. Suriye’deki durum, PKK/PYD ilişkisi de bu olayların güçlü bir sebebidir.

sa%25C4%259Fa%2Bparmak.pngAlınması gereken tedbirler

tamam%2B1.jpg– Uzun bir süre, Emniyet içinde yapılanan bir grup, belirli yargıyla da iş birliği yaparak, önce TSK’nın ve cumhuriyet sevdalılarının itibarsızlaştırılmasıyla uğraşmıştır. Sonra Emniyet içinde paralel yapı olarak teşkilatlanan bu yapıyla, yani yaratılan canavarla, yine Emniyet mensupları vasıtasıyla mücadeleye girişilmiştir. Dolayısıyla gayret başka alanlara kaydırıldığından esastan ayrılınmış, kendilerinin kritik yerlere yerleştirdikleri personel görevlerinden uzaklaştırılmıştır. Liyakat ve ehliyet düşünülmemiştir. Personel yetiştiren kurumlar kapatılmıştır. Bu durum zafiyete sebep olmuştur. Sorunu hem kısa, hem de uzun vadeli tedbirlerle giderici tedbirler alınmalıdır.

tamam%2B1.jpg– Yönetim sürekli olarak yoğun bir şekilde kendilerinin iyi yönettiklerini söyleyip, elindeki bütün güçleri kullanarak algı operasyonu yapmaktadır. Yöneten kendileri olmasına rağmen, doğrudan veya yandaş medya vasıtasıyla muhalefeti suçlaması inandırıcı gelmemektedir. Bunun yerine erdemli hareket ederek özür dilemesi, daha etkin tedbirler alacağını söylemesi, topluma güvenli olacağına ilişkin moral vermesi daha doğru olacaktır.

tamam%2B1.jpg– Gerektiği yerde ve zamanda emir komuta birliğini sağlamak ve tedbirleri etkinleştirmek için, anayasa ve yasalara uygun, olağanüstü hal veya sıkıyönetim ilanını, prestij kaybı veya inisiyatifi askere kaptırmak olarak görmekten vazgeçmelidir. Halen başarıyla yürütülen operasyonlara da sonuna kadar devam edilmelidir. Kesinlikle pazarlığa girilmemelidir. Çözüm süreci de artık ağza alınmamalıdır.

tamam%2B1.jpg– Terörle mücadelede de dış politikaya önem verilmelidir.

tamam%2B1.jpg– Başta Suriye, sonra Irak ve diğerleri olmak üzere dış politikada radikal değişikliğe gidilmelidir. Bu konuda siyaset karar vermeli, ancak siyasiler icraya müdahale ederek durumu bozmamalıdır. Özellikle Barzani’nin bağımsızlık teşebbüsünde bulunduğu, PYD’nin özerklik peşinde koştuğu, AB’nin mızıkçılık yaptığı bu safhada radikal siyasi kararlar alınması ve uygulamaların da diplomatlara bırakılması zaruri hale gelmiştir.

– Toplum duyarlı olmalı, devlet de topluma zamanında ve doğru bilgi vererek dedikodularla panik yaratılmasının önüne geçmelidir.

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ sitesinden 19.03.2016 tarihinde yazdırılmıştır.

KAMPANYA : Ankara Fen Lisesi Ozancan Akkuş Spor Salonu

KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

13 Mart 2016 tarihinde Ankara’da gerçekleşen terör saldırısında, okulumuz 2014 mezunu Ozancan Akkuş hayatını kaybetti.

Bizler Ankara Fen Lisesi öğrencileri olarak, okulumuz basketbol takımında da oynayan Ozancan’ın anısını ve adını yaşatmak istiyoruz. Bunun için okulumuzdaki spor salonuna Ozancan Akkuş isminin verilmesini istiyoruz.

Lütfen siz de bu kampanyayı destekleyerek arkadaşımızın adının yaşamasına yardımcı olun.

Not: Çankaya Üniversitesi’nde de çok benzer ve desteklemek isteyeceğiniz bir kampanya başlatılmış. Arkadaşları Ankara’daki terör saldırısında hayatını kaybeden "Elvin Buğra ARSLAN"ın adının okul kütüphanesine verilmesini istiyor.

DUYURU : DAVET – PANEL /// Konu : 21.YY.DA TÜRKİYE CUMHURİYETİ /// 19.03.2016 /// ANKARA

DAVET – PANEL /// Konu : 21.YY.DA TÜRKİYE CUMHURİYETİ

Sunumlar;

Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN

Dr. HASAN İLERİ

ATİLA SARP

Av. ERSAN BARKIN

Tarih ; 19 MART 2016 Cumartesi

Saat ; 15.00/1800

Yer ; Kıbrıs –Türk Kültür Derneği Halk Sokak 17/2 Kızılay

CUMHURİYETÇİ DİRİLİŞ HAREKETİ ETKİNLİĞİDİR.

İletişim ; Sabri Örnek- 0541-367 95 57 ,Müge Gülses-0535-861 43 47

PKK DOSYASI : ANKARA PATLAMASINDAN ÖNCE Askeri istihbarat da uyardı

İstihbarat Başkanı Tümgenerel Mehmet Göktan imzasıyla 3 Mart’ta gönderilen yazıda "Ankara Bahçelievler" için uyarı yapılmış.

Ankara’daki kanlı saldırı öncesinde ABD Büyükelçiliği’nin yanı sıra Genelkurmay askeri istihbaratın da bombalı saldırı için uyarı gönderdiği ortaya çıktı. Cumhuriyet’te yer alan habere göre İstihbarat Başkanı Tümgenerel Mehmet Göktan imzasıyla 3 Mart’ta gönderilen yazıda “Ankara Bahçelievler 7. Cadde bölgesinde bulunan kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve tesis lojmanlara yönelik önümüzdeki günlerde Suriye uyruklu bir çocuk vasıtasıyla lojmanda oturan çocuk görünümünde (kimlik bilgileri tespit edilemedi) içerisinde patlayıcı bulunan sırt çantasını keşfi yapılan mevcut bir yere bırakılabileceği ilgi ile istihbarat olunmuştur” denildi.

PKK DOSYASI : Ankara’daki Patlama Suriye Sınırımızdan Bağımsız Düşünülemez

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=R72Dar40kvY

Hasan Basri Yalçın, Ankara Kızılay’da gerçekleşen saldırının Suriye iç savaşından bağımsız düşünülemeyeceğini vurguladı.

Habertürk ekranlarında yayınlanan Akşam Raporu programına konuk olan SETA Güvenlik Araştırmacısı Hasan Basri Yalçın, Ankara Kızılay’da gerçekleşen terör saldırısının hemen ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yalçın Türkiye ve Suriye arasındaki uzun sınır bölgesine dikkat çektiği konuşmasında, gerçekleşen terör saldırısının, terör örgütlerinin sponsor ihtiyacının devletler tarafından karşılandığı Suriye iç savaşından bağımsız düşünülemeyeceğini vurguladı.