Etiket arşivi: AK PARTİ

DIŞ POLİTİKA DOSYASI : “AK Parti Dış Politikası Çöktü”

Son zamanlarda sıkça duyduğumuz bir cümle “AK Parti dış politikası çöktü” terör olaylarının son zamanlarda artışıyla beraber bu söz de popülerlik kazandı. AK Parti dış politikasına kısa bir göz atalım.Öncelikle komşularla sıfır sorun politikasına bir göz atalım. Bildiğiniz üzere AK Parti 2002’de iktidara geldiğinde komşularımızla sorunları sıfıra indireceğiz demişti.Komşuların tavırlarından dolayı bu politika tam anlamıyla uygulanamadı.Komşularla ilişkileri tek tek izleyelim.

Öncelikle Erministan ile olan ilişkileri inceleyelim.Türkiye cumhuriyet tarihi boyunca Ermenistan ile ilişkiler her zaman problemli olmuştur. Bunun sebebi Ermenistan’ın sözde soykırım iddialarında ısrarcı olmalarıdır.

Türkiye sorunların çözümü için Ermenistan ile diyalogu teklif etmiş ve bu kabul görmüştür.Türkiye-Ermenistan milli takımları, 2010 Dünya Kupası eleme grubu maçını eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan birlikte izledi. Tribünlerden barışı simgeleyen beyaz güvercinler uçuruldu. İki lider maç öncesi heyetlararası görüşmelere katıldı. Gül, görüşme sonrası “Tarih yazmıyoruz, tarihi yapıyoruz” açıklamasında bulundu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 24 nisan 2015’te “Her gittiğim uluslararası toplantıda ve ülkemdeki her toplantıda arşivlerimizi açmaya hazır olduğumuzu, bir milyona yakın belge ve bilginin olduğunu her zaman söylüyorum. Ve diyorum ki; Ermenistan’ın arşivlerinde de varsa onlar da açsın. Üçüncü ülkelerde de varsa onlar da açsın. Hatta daha da ileri gidiyorum, biz askeri arşivlerimizi de açmaya hazırız diyorum” açıklaması ermenistan tarafından karşılık bulmamıştır.Ermenistan Avrupalı devletlerden aldığı destekle iddialarını sürdürmektedir ama çözüm için hiç bir adım atmamaktadır.

Akparti döneminde Türkiye-Yunanistan ilişkilerini incelendiğinde Cumhuriyet döneminin en sakin dönemini yaşıyoruz diyebiliriz.Gerek kurtuluş savaşından sonra Yunanistan’ın hak iddia etmesi gerek AB üyeliğindeki rekabet gerekse Yunanistan’ın üyelik kabulünden sonraki tavrı sorunların temel kaynağıdır. Türkiye ile Yunanistan’ın yaşadığı sorunlar her iki taraftaki milliyetçileri harekete geçirmiştir. Yunanistan’da iki nesil Türkiye nefreti ile yetişti öyle ki birine Türk demek hakaretti Yunanistan’daki bazı milliyetçilerce.Ama şimdi bakıldığında hiç bir sorun görünmemektedir zaten artık Yunanistan rakibimiz de değldir bizim ülkemiz gelişirken Yunanıstan borç batağına batmış durumdadır.Yalnız AB üyeliği yolunda Yunanistan’ın desteğine ihtiyacımız vardır Yunanistan’ın da bu zor ekonomik sıkıntılara bir de Türkiye ile bir sorun eklemek istemediğinden ilişkilerin bu seyirde devam etmesi öngörülmektedir.

Akparti döneminde Türkiye-İran ilişkiler incelendiğinde olumlu havanın orada da estiğini görebilmek mümkündür.Türkiye, İran ile Osmanlı’dan süregelen sorunlar yaşamaktadır. Kasr-ı Şirin Antlaşması ile İran sınırımız çizilmiş ama sorunlar süregelmiştir ama Akparti döneminde ibre tam tersine dönmüştür.Dünya ülkeleri İran’a ambargo uygulayıp sırtını döndüğünde Türkiye İran’ı yalnız bırakmamış ve çeşitli anlaşmalar imzalamıştır iki ülke arasındaki ticaret geliştirilmiştir.İran’a uygulanan ambargonun kalkmasıyla birlikte Türkiye-İran ilişkileri daha da artacaktır.Türkiye ile İran arasında bir sorunun yaşanması beklenmemektedir.

Akparti döneminde Türkiye-Suriye ilişkileri incelendiğinde cumhuriyet tarihinin en iyi dönemini görmek mümkün iki ülke arasında hiç olmadığı kadar dostluk ilişkisi kurulmuş bu ilişki ortak baakanlar kurulu toplantısı yapmaya kadar varmıştır imzalanan çeşitli anlaşmalar da bu ilişkinin birer ürünüdür.Lakin bu olumlu hava Suriye’deki içsvaş patlak verince dağılmış karşılıklı tehditlere kadar varmıştır bunun da sebebi Beşar Esad’ın sokağa çıkan muhalif grupları silahla susturmaya çalışması ve TÜrkiye’nin Suriye rejiminin değil haklarını isteyen Muhalefetin yanında yer almasıdır Türkiye bu kararlı tutumunu sürdürmeye devam edecektir.

Bir diğer konu da Türkiye iki yıldır güvenlikli bölge ve uçuşa yasak bölge ilan edilmeden Beşar Esad o koltuktan indirilmeden Suriye’deki iç savaş bitmez demekten yoruldu Avrupa ve Abd bildiğini okumaktan yorulmadı.Türkiye bu iç savaş uzadıkça tüm dünya etkilenecektir demesine rağmen ısrarla dinlenmiyor ama Suriye’den doğan terör tüm dünyayı tedirgin etmekte mülteci krizi keza öyle Avrupa’yı derinden etkilemektedir.Eğer güvenli bölge ilan edilmiş olsaydı bu kadar mülteci Avrupaya göç etmek zorunda kalmayacaktı. Eğer uçuşa yasak bölge ilan edilmiş olsaydı savaş bu kadar uzun sürmeyecek terör örgütleri bu kadar güçlenmeyecekti.

Akparti döneminde Türkiye-Rusya ilişkileri incelendiğinde tarih boyunca hiç bu kadar iyi olmamıştı.

Rusya, Osmanlı ile her zaman problem yaşamıstır Osman-Rusya savaşları Osmanlı’nın gerilemesine ve yıkılmasına zemin hazırlamıştır.Rusya’nın bitmek tükenmek bilmeyen sıcak denizlere inme sevdası Türkiye ile Rusya arasındaki sorunların temel kaynağıdır. SSCB’nin dağılmasıyla birlikte Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler olumlu bir ivme kazanmış ve nihayet Akparti döneminde zirve yapmıştır bu olumlu seyir vize muafiyetine kadar varmıştır.Rusya’nın Ukrayna politikasından dolayı Abd’nin ambargosuna maruz kalmış lakin Türkiye Rusya’ya ambargo uygulamamış bilakis ambargo duyurulduğunda Vladimir Putin 10 tane bakanı ile Türkiye’ye gelip çeşitli anlaşmalar imzalayıp ülkesine dönmüştür.
Bu olumlu hava Rusya’nın Suriye’de daha çok söz sahibi olma adına kendi uçağını Türkiye’Ye düşürtmesiyle dağılmış ve iki ülke arasındaki ilişkiler olumsuz bir ivme kazanmıştır.

Akparti döneminde Türkiye-dünya devletleri arasında olumlu ilişkilere sahiptir.2002’de 166 olan temsicilik sayasını 228 temsiciliğe kadar yükseltmiş dünyada en çok temsiciliği olan ülkeler sıralamasında ilk sıralara yerleşmiş Afrika’da en çok temsilcilğe sahip ülke olmuştur.

Türkiye Avrupa ile vize anlaşması yapmış ve haziran ayından itibaren Avrupa’ya vizesiz seyehat etmek mümkün olacaktır.

Bakınca çökmüş görünen TÜrkiye dış politikası aslında şaha kalkmıştır ideolojik körlük gerçekleri görmeyi engellemektedir.

DUYURU : AK PARTİ NİHAYET SORUŞTURMA KOMİSYONU KURDU /// ERGENEKON SANIĞI ERKUT ERSOY PARALEL DEVLET YAPILANMASINI ANLATTI

Değerli Üyelerimiz Merhaba,

Nihayet AK PARTİ Ergenekon Davası sanıklarının mağduriyetini gidermek için bir SORUŞTURMA KOMİSYONU oluşturdu. Bu komisyon şimdilik ANKARA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ TEM ŞUBESİ (Terörle Mücadele Şubesi) içinde kuruldu ama ilerleyen zamanlarda diğer illerde eklenecek. Öncelikle Yargıtay’ın son savunmalardan sonra nihai bir karar alması bekleniyor ve umuyoruz bu karar da bozma şeklinde çıkacak. Ondan sonra da tazminat davaları konusu gündeme gelecek. Tabi eğer yine ileride AK PARTİ tekrar Fetullahçılar tarafından kandırılıp PDY – AK PARTİ işbirliği olmaz ise. Ankara’nın bol siyasi rüzgarlı havasında her şey mümkün.

Değerli üyeler, nihayet diyoruz çünkü şu ana kadar Ergenekon davası ve sanıklarının mağduriyeti için hiçbir girişim yapılmamıştı. Ama AKP hükümeti Emniyet içinde özel bir soruşturma bürosu kurarak sanıkların PDY yapılanmasından gördükleri mağduriyeti dinlemeye başladı. Bu büronun başında yetkili olarak Ahmet (Soyadını şimdilik paylaşmayacağız) Başkomiser görev yapıyor. Ahmet Başkomiser geçen hafta grup sözcümüz Erkut Ersoy’u arayarak PDY YAPILANMASI’ndan gördüğü mağduriyeti anlatmasını istedi. Erkut bey de tüm gerçekleri yazılı olarak kendisine iletti.

Erkut beyin PDY YAPILANMASI ve mağduriyeti hakkında anlattıkları incelemeniz için ek’te dikkatinize sunulmuştur. Yine ayrıca Erkut beyin Ergenekon Mahkemesi’ne (13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ) 27.08.2010 tarihinde PDY hakkında verdiği ifade de ek’te bulunuyor.

Lütfen sabırla okuyun ve yurtsever bir istihbaratçının PDY tarafından nasıl pasifize edildiğine, nasıl bir komploya kurban edildiğine sizler de şahit olun.,

İyi günler dileriz,

Savaş Kırçovalı

ÖZEL BÜRO ADMİN

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU SÖZCÜSÜ ERKUT ERSOY

27.08.2010 FADE ZET (HASSAS TAKP) AHMET KOMSER – TEM’E VERLEN.pdf

GRUP SZCMZ ERKUT ERSOY’UN PARALEL DEVLET YAPILANMASI (PDY) SORUTURMASI LE LGL A IKLAMALARI.pdf

MİZAH : AK PARTİ’DEN BÜYÜK HİZMET :)))

YOLSUZLUK DOSYASI : AK PARTİ KENDİSİNE YAKINLARA DOKUNMUYOR, DİĞ ERLERİNİ YIKIYOR

KAYNAK : http://www.meydangazetesi.com.tr/gundem/marifet-dernegi-nden-flas-aciklama-butun-isaretler-cumhurbaskani-ni-gosteriyor-h60620.html

Marifet Derneği’nden flaş açıklama:’Bütün işaretler Cumhurbaşkanı’nı gösteriyor’

Çevik kuvvet ekipleriyle birlikte gelen iş makineleriyle Beykoz’daki külliye inşaatı yıkılan Marifet Derneği, duruma tepkili. Yönetim kurulu üyesi Şefik Kocaman, "Daha önce Sayın Cumhurbaşkanımız da Başbakanımız da buraya gelip inceleme yaptı. Kendilerine sunum yaptık. Seçimlere kadar herhangi bir sorunumuz yoktu. Dik duruşumuzdan dolayı cezalandırılıyoruz. Hukuksuz şekilde yıkım var. Maalesef siyaset çok temiz bir müessese değil." dedi. Valilikten gelen emirle bunların yapıldığını söyleyen Kocaman, "Bütün işaretler de Cumhurbaşkanı’nı gösteriyor. Kendi arkadaşının binaları İstanbul’un siluetini bozuyor fakat dokunulmuş değil. Doğru bildiğimizi söylediğimiz için cezalandırılıyoruz." dedi.

KENDİ ARKADAŞININ SİLÜETİ BOZAN BİNALARINA DOKUNULMUYOR

Beykoz’da yapımı devam eden Mahmut Efendi külliyesi polis ve Orman İşletmeleri Müdürlüğü yetkilileri tarafından hiçbir mahkeme kararı gösterilmeden yıkılmaya başlandı. Erkek ve Kız Kuran Kursları iş makinalarıyla yerle bir edildi. Marifet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Şefik Kocaman, külliyenin inşaatına Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi’nin dualarıyla başladıklarını ve yıkım kararına kendisinin çok üzüldüğünü söyledi. Bu zamana kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet politikalarına karşı yapılan açıklamaların rahatsızlık oluşturduğuna işaret eden Kocaman, yıkım emrinin şifai verildiğine dikkat çekti. Kocaman, "Burada maruz kaldığımız muamele bugüne kadarki duruşumuzdan kaynaklanıyor. Bütün işaretler de Cumhurbaşkanı’nı gösteriyor. Kendi arkadaşının binaları İstanbul’un siluetini bozuyor fakat dokunulmuş değil. Doğru bildiğimizi söylediğimiz için cezalandırılıyoruz." dedi.

BİZE SUSUN KONUŞMAYIN DEDİLER

Marifet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Şefik Kocaman, mahkeme ve savcılıktan kendilerine herhangi bir kararın gösterilmediğini söyledi. Kararın şifai emirle verildiğini aktaran Kocaman, "Marifet Derneği olarak vatan, millet bazı mevzuları dile getirdik. Özelikle Güneydoğu meselesini, çözüm sürecini, Süleyman Şah türbesinin taşınmasını ve Anadolu’nun bin senelik eksenin kaydırıldığını söyledik. Şia, Vahabi gibi akımların cirit attığını ve bunun Anadolu’nun kendi anlayışı olan ehli sünnetin horlandığını, ikinci sınıf muameleye tabii tutulduğunu dile getirdik. Bu bağlamda birçok tehditler de aldık. Susun böyle konuşmayın dediler. Biz din adamı olarak hak bildiğimizi söylüyoruz. Bu bize Allah’ın verdiği vazifedir. Burada maruz kaldığımız muamele bugüne kadarki duruşumuzdan kaynaklanıyor."dedi.

HER ŞEY SEÇİMLERE KADARMIŞ

Külliye inşaatına Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi’nin duasıyla başladıklarını ifade eden Kocaman, "Kendisi de ‘İnşallah yıkmazlar’ buyurmuştu ancak sonuç ortada. Bu yaşananlara üzülüyor. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar ve birçok yetkili buraya geldi ve gördüler. Resimlerle kendilerine sunum yaptık. Seçimler olana kadar böyle bir sorunumuz yoktu. Maalesef siyaset çok temiz bir müessese değil." açıklamalarında bulundu.

28 ŞUBAT’I ELEŞTİRENLER BUNA NE DİYECEKLER?

Yıkımla ilgili alınan kararlarda bütün işaretlerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı gösterdiğini ifade eden Kocaman "Biz Cumhurbaşkanı’nın, ‘Sunnilik diye bir dinim yoktur’ söylemini eleştirdik. Kabul etmedik. İran ikinci vatanımızdır söylemini kabul etmedik. Süleyman Şah vatan toprağıdır bunu taşımak uygun değildir dedik. Ankara’yı versen İstanbul’u isteyecek bir terör örgütüyle masaya oturulmaz dedik. Biz bunları hem şifai olarak muhatap olduğumuz devlet yetkilerine aktardık. Hem de dergi ve sosyal medyadan söyledik. Kendi arkadaşının binaları İstanbul’un siluetini bozuyor fakat dokunulmuş değil. Üniversite binaları var. Onlara dokunulmuyor ancak bizim külliyemiz, mesire yeri olarak kiraladığımız yer hiçbir hukuka dayanmadan yıkılıyor. Şifai emirle yıkılıyor. Hukuk devleti olduğumuz söylüyoruz ama şifai emirle yıkım yapılıyor. Bize, ‘Sizin kurslarınıza dokunulmuyor’ diyorlardı ancak şuan bizim medreselerimiz yıkılıyor. 28 Şubat’ı eleştiren arkadaşlarımız buna ne diyecekler bunu bilmiyorum. O zaman gönlümüz rahattı. 28 Şubat zamanında evet ezildik, üzerimize gelindi, kurslarımız kapatıldı fakat suçumuz alnı ak edecek suçtu Allah katında. Şimdi neyden içeri gireceğimiz,neyle suçlanacağımız belli değil. Öyle bir ortamı yaşıyoruz. Dik duruşumuzun bedelini ödüyoruz. Bir takım kimselere paralel deniyor, bizim suçumuz da biraz fazla dik olmak. Allah bunlara akıl fikir versin. Maruz kaldığımız muamele vatan, millet ve din meselesinden kaynaklanıyor." diye konuştu.

İsmailağa cemaati yıkıma razı mı? İlginç açıklama…

Mahmud Efendi Külliyesi’nde yıkım işlemi başladı

SU & ENERJİ & DOĞALGAZ DOSYASI : RUSYA DOĞALGAZI KESİYOR /// AK PARTİ BAKALIM NE YAPACAK ??

Gazprom Türkiye’ye gaz akışını azalttı. Kararın fiyat anlaşmazlığı nedeniyle alındığı sanılıyor. Gelişmeler bekleniyor.

TAYYİP ERDOĞAN NE DEMİŞTİ ?

“Biz hayat boyu doğalgazla yaşamadık biliyorsunuz, doğalgazla tanışalı ne kadar zaman olduğu belli. Bu millet çileye alışık bir millettir. Kaldı ki Rus doğalgazı olmazsa biz yandık bittik diye bir durum yok. Bunu da bilmenizi isterim. Rusya dışında bir çok ülkeden doğalgaz aldığımızı zaten dile getirdim. Biz Türkiye olarak Allah’ın izniyle bunların üstesinden geliriz”

MİZAH : MADENCİLERİN KARAGÜN DOSTU AK PARTİ HİZMETTE SINIR TANIMIYOR /// VALLA BRAVO :)))

KÜÇÜCÜK TEKEL BAYİ SAAT 22:00’DEN SONRA İÇKİ SATSIN CEZASI 29,303 TL.

KOSKOCA MADEN BİR SÜRÜ YANLIŞ YAPSIN CEZASI 9,000 TL

ALKOL DAHA TEHLİKELİ TABİ 🙂

MİZAH : AK PARTİ VE TAYYİP YOKKEN FAKR-U ZARURET İÇİNDEYDİK /// ŞİMDİ ÇOK ŞÜKÜR HERŞEYİMİZ VAR :)))

Yol yoktu, duble yol hiç yoktu.

AKP öncesini bilmeyen bilmez, biz 90’lı yıllarda yazın Antalya’ya falan eşek sırtında giderdik. bir defa İzmir’e at arabalarına otostop yaparak gitmiştik, yol yoktu ya, ah gençlik!

Bursa-İstanbul arasında kayıklar çalışırdı, gidiş geliş 1 gün sürerdi.

Ankara’ya trenle gitmek için vagonda kömür çuvallarının yanında yatar, lokomotif kazanına kömür atmak için yolcular olarak sıraya girerdik. elektrikli tren de yoktu çünkü, bunlar yaptı hep.

Türkiye’de 3 tane üniversite vardı. İstanbul, İzmir ve Ankara’da. sonra’da bir tane Bursa’da açıldı sanırım. her sene sınavla 300-400 kişi girebilirdi üniversiteye, öyle herkes giremezdi. sonra AKP geldi, her şehirde her kasabada adeta harvard, mit, Oxford, Stanford kalitesinde üniversiteler açıldı. artık hiç kimse “Oxford vardı da biz mi okumadık” diyemezdi, vardı çünkü.

Bir Artuklu olsun, Ahi Evran olsun, Bezmialem üniversitesi olsun, hepsi adeta birer Cambridge kalitesinde eğitim vermeye başladı. bütün dünya Türkiye’yi bu nedenle hayranlıkla izliyor.

Sonra yerli otomobil yoktu mesela, yabancıların bize kakaladığı otomobilleri montaj fabrikalarında üretip yerli araca biniyormuş gibi hissediyorduk. sonra AKP geldi, Türkiye’nin ilk yerli otomobili olan imza’yı üreten değerli iş adamı fadıl akgündüz’ü milletvekili yaparak dürüstlüğe, girişimciliğe verdiği değeri gösterdi.

Şimdi baktığınızda yerli otomobil üretimi son sürat devam ediyor, prototip demek işin %80’i demektir. yakında herkes uygun fiyata, son teknoloji yerli otomobile binecek. alman otomobil sanayii telaşta, bu teknoloji ile nasıl mücadele edeceğini bilemiyor adamlar. zaten Angela Merkel’in türklere karşı tavrı bu yüzen hep. Türkiye üretimi arttırdıkça alman otomotiv endüstrisi krize saplanıyor.

Ondan sonra, Türkiye’de havaalanı yoktu, yine bunlar yaptı. koskoca İstanbul’da 2 tane havaalanı vardı inanabiliyor musunuz? koskoca İstanbul’da 2 havaalanı ve sadece 2 tane boğaz köprüsü! AKP’den sonra bunların sayısı epeyce arttı. İstanbul’a pek gitmediğim için sayısını bilmiyorum ama şimdi bir sürü var. sırf İstanbul’a yapılan havaalanları için bizim memleketteki ilçe belediye başkanlığı seçiminde AKP’ye oy verdim ben. oraya yapılan hizmet buraya da gelir elbet.

İstanbul’u bilen yoktu. millet uçuşta aktarma yapmak için Frankfurt’u kullanırdı, şimdi tüm aktarmalar İstanbul’da yapılıyor. zaten ha Frankfurt ha İstanbul, yakın şehirler olduğundan tüm havayolu şirketleri aktarma güzergahlarını İstanbul’a kaydırmış. hepsi yeni havaalanının açılmasını bekliyormuş.

Doğru düzgün cep telefonu yoktu be! tuşlu muşlu telefonları, hep eskilerini bize kakalardı Avrupalı. Avrupalının, Amerikalının elinden düşürmediği kaydıraklı ekrana sahip telefonlar da hep AKP zamanında geldi. eskiden arama geldiğinde tuşa basıp cevaplarken şimdi parmakla kaydırıp açıyoruz. akıllı telefon diye boşuna dememişler, parmak hareketinden telefonu açmak istediğini anlıyor. hayatımız değişti resmen!

Dış politikamız rezil haldeydi. o zamanlar bize efelenen İsrail, Rusya, Almanya falan şimdi dizimizin dibinden gitmiyor. her gün reisimizden randevu istiyorlar akıl danışmak için ama reisin programı yoğun olduğu için 6 ay sonrasına sıra veriyor.

Koskoca cumhurbaşkanının sarayı yoktu. önceki cumhurbaşkanları Ankara’da apartman dairesinde yaşıyor, konuklarını 120 m2’lik ufacık dairesinde kabul ediyordu. ayıp be! ahmet Necdet Sezer’in eşi mesela gelen konuklara davul fırında açma, börek hazırlar ikram ederdi. Süleyman Demirel’in eşi Nazmiye hanım gelen yüzlerce konuğa limonata hazırlamaktan akli dengesini yitirdi. apartmana gelen Zimbabve heyetini kol saati satıcı sanan kapıcı ihsan efendi hepsini sopayla kovalamıştı da siyasi bir krizin kıyısından dönmüştük. şimdi koskoca saray var, 1030 odalı. her gün her bir odasında ayrı görüşme, ayrı siyasi temas, ayrı antlaşma yapılıyor. yetmiyormuş 1030 oda, bir o kadar daha lazımmış.

AKP öncesinde vesayet vardı, paralel devlet vardı. AKP geldi önce vesayetçi subayları içeri aldı ama sonra yanlışlık olmuş, kandırmışlar bunları. subayları saldı, asıl paralel yapıya yöneldi. zaten aslında reis bu Fethullah Gülen’i hiç sevmezmiş eskiden beri de, yumuşak huylu bir devlet adamı olduğundan ses de etmezmiş. ama içten içe hep kandırmışlar reisi, iyi niyetini kullanıp odasını falan dinlemişler. bir de montaj yaptırmışlar Amerika’da. allah’tan millet akıllı da yemedi bu yalanları, büyük resmi gördü, oyunu bozdu.

Yine AKP öncesinde hiç kimsenin evi yoktu. biz mesela çadırda yaşardık, yazın yaylak, kışın kışlak. bizim komşular vardı yine, onlar yerleşik hayata geçmişti, derme çatma bir evleri vardı. bugün sor bakalım nerede yaşıyorlar? halkalı çöplüğünün oradaki tokilerin 28. katında enfes manzaralı bir evleri var. devlet bunların derme çatma evin bulunduğu 500 m2 araziye karşılık 80 m2’lik o müthiş evi verdi bunlara. hem de aradaki fark 20 yıl geri ödemeli, düşük faizle, kira öder gibi. en azından para devlete gidiyor, onun bunun cebine girmiyor.

Okul yoktu okul. mahalle mektebinde eğitim gördük biz. sıktı efendi sopasını çıkardı mı hepimiz saklanır, pısar kalırdık. o kadar kalabalıktı ki sınıflar, hocalar aynı isimde iki kişi karışmasın diye takma isim kullanırdı. bana matematik hocam recep derdi mesela, kendi adı da recep’miş karışmasın diye. şimdi her köşede özel okul, kolej, eğitim kalitesi zirve yapmış, imkanlar harika. bizim mahalle mektebi bile mektebim koleji olmuş. herkesin özel okula gönderecek maddi imkanı da var ne de olsa. şu anki çocuklar çok şanslı, veliler daha da şanslı.

AVM yoktu memlekette. alışveriş yapmak için yurt dışından gemilerin gelmesini, mal indirmesini beklerdik. pantolon yoktu, ayakkabı yoktu, eritme peynir, şokella yoktu. tüpü, sigarayı sıraya girip alırdık. ekmek karneyle dağıtılırdı.

Cami yoktu, ibadet edemezdik. bütün camiler ahıra, depoya döndürülmüştü. bizim mahalledeki merkez camii mesela, sera yapılmıştı. devlet orda sihirli mantar yetiştirirdi.

Şimdi bu yazdıklarıma itiraz edenler olacaktır. bunların hepsi geri kafalı, devletçi, halk düşmanı, elitist, faiz lobisi mensubu tiplerdir. aralarından vatan haini ve çok afedersiniz ermeni olanlar bile çıkabilir. gider ayak ermeni mermeni, kötü söz söylettiniz bana…