Etiket arşivi: AK PARTİ DOSYASI

AK PARTİ DOSYASI : Bir devlet yaşadığı coğrafyanın hakkını veremezse, o devletin hakkından g elirler

Barış Doster yazdı; Doğru soruları sormadan, doğru yanıt almak olanaksızdır…

Diplomaside kuraldır; bir devlet yaşadığı coğrafyanın hakkını veremezse, o devletin hakkından gelirler. Tarihimizde, coğrafyamızda örnekleri çoktur. Yazık ki Türkiye de, yaşadığı bölgenin, coğrafi konumunun, haritasının hakkını veremiyor son dönemde. O yüzden haritamızın değişeceğini, siyasal coğrafyamızın küçüleceğini söyleyen çok uzman var, maalesef. Büyük sermayenin, ciheti askeriyenin, egemen siyasetin tutumu da, emperyalizmin ülkemiz ve bölgemizdeki planlarıyla yüzleşmekten uzak, günü kurtarmaya yönelik ne yazık ki. Yakın döneme dek “açılım” adı altında yapılan hataların sonuçlarını önlemeye dönük, pansuman tedbirlerden ibaret. O yüzden Türkiye, emperyalizm destekli etnik ve mezhepçi terör belalarını tam olarak yenemiyor. Emperyalizmin bölgede taşeronluğunu yapan, ağzına toprak reformunu almayan, feodalizmi tasfiye etmeyi hedeflemeyen, Cumhuriyet’in halkçı, eşitlikçi, kamucu, bütüncül kalkınmacı siyasetlerini unutan bir siyaset söz konusu.

DİYARBAKIR’I MERKEZ YAPACAĞIZ DEMİŞTİ

Şu sözleri anımsayalım: Reisicumhur, Şubat 2004’te Kanal D ekranlarında, “ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi içinde Diyarbakır’ı merkez yapacağız” demişti. Başvekil, “Türkiye, küresel yeni düzene, çevresinde alt bölgesel düzenleri yeniden kurarak katkıda bulunacak, bu da Soğuk Savaş sonrasının yeni dünya düzeni olacaktır” diye konuşmuştu, Mart 2009’da devletin resmi haber ajansına verdiği mülakatta. İki demeç de, özünde Türkiye’nin taşeron olarak konumlandığına, kullanıldığına işaret ediyor. Yani aslında Türkiye, emperyalizmin Kürt devleti projesine ebelik, hamilik etmeye karar vermiş. Bugünlerde bir kez daha ortaya çıktığı, KKTC kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ölmeden önce sıkça vurguladığı üzere, Kıbrıs’ı, Girit misali elden çıkarmayı kabul etmiş. O nedenle özünde bir yıkım ve bölünme projesi olan “açılım”, Cumhuriyet’in tasfiyesi anlamına gelen “yeni Türkiye”, Türkiye’nin bölünmesinin perdesi olan“yeni Osmanlıcılık” gibi laflar dolaşıma sokuldu. Başkanlık rejimi, yeni anayasa, bu amaçla gündeme getirildi.“Kurulmakta olan Ortadoğu’nun sahibi, öncüsü ve sözcüsüyüz”, “Cumhuriyet ve ulus devletin kopardığı tarihi bağlarımızla buluşuyor, yapay sınırları ortadan kaldırıyoruz” sözleri, acı gerçeği milletten gizlemek için sıkça dillendirildi. Gerçekte ise Türkiye büyümedi, küçük düşürüldü. Küçülme yolunda ilerledi. Emperyalizmin taşeronluğunu yapmak isterken, bölgesinde yalnızlaştı.

SOROS’A TEPKİ VERMEYENLER, TERÖRÜ ÖNLEYEBİLİR Mİ?

Reisicumhurun ABD’nin Irak işgalinden sonra, “Irak’taki ABD askerlerinin ülkelerine sağ salim dönmeleri için duacıyım” demesi, Süleymaniye’de Mehmetçiğin başına ABD askerleri tarafından çuval geçirilmesi, buna Türkiye’nin en küçük bir tepki vermemesi, daha acısı erkânı harbiye umum reisinin çuvalcı generalin elinden madalya alması, yani ABD’ye sadakatinin ödüllendirilmesi, Türkiye’ye biçilen rolün kanıtları. Nitekim iktidardaki, muhalefetteki pek çok ismin, Açık Toplum Enstitüsü, TESEV, TÜSİAD sermayesinin pek önemsediği, destek gördüğü biri olan, borsa vurguncusu George Soros, emperyalizmin ordumuza biçtiği görevi, Sabancı Üniversitesi’nde katıldığı konferansta açıkça söylemişti, “yetmez ama evet” diyen, “özürdiliyoruz.com” imzacısı hocaların gözünün içine baka baka: “Türkiye’nin en iyi ihraç ürünü Türk ordusudur”. İntihal suçu sabit, cehaleti müseccel, Atatürk’ü aklı sıra “Çanakkale’deki zayıf komutan Mustafa Bey” diye küçük düşürmeye çalışan saray soytarıları da Soros’u ayakta alkışlamışlardı.

Sormak durumundayız: Soros’un sözlerine en küçük tepki göstermeyenler, bu sözlerden utanmayanlar, terörü önleyebilir mi? Gerçekçi olmak, büyük oyunu görmek zorundayız. Türkiye içeride de yakın çevresinde de, Basra’dan Doğu Akdeniz’e uzanan Kürt koridoru için uygun kıvama sokulmak isteniyor. Terör örgütleri PKK, PYD, IŞİD hep bunun aracıdır. Kuzey Irak’taki Barzanistan, Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e bağlanacak, sonra da İran ve Türkiye’nin bölünmesiyle, Kürdistan projesi tamamlanacaktır. Barzani, IŞİD’in Musul’u işgalini fırsat bilip, hemen ertesinde Kerkük’ü işgal ettiğinde, bir adım daha attı. Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD, terör örgütü IŞİD’e karşı savaşırken, hem batıdan bolca destek aldı, hem ABD tarafından kara gücü olarak kullanıldı. IŞİD’in çekilip boşalttığı bölgelere de PYD yerleşti. Barzani’ye bağlı peşmerge güçleri, Türk topraklarından özel izinle geçerek Ayn el Arap’ta IŞİD’e karşı savaşan PYD’ye destek vermeye giderken, terör örgütünün uzantısı olan partinin yöneticileri, bu nedenle kime teşekkür edeceklerini biliyorlar, “Biji, serok Obama” diye slogan atıyorlardı. Ciheti askeriye, ABD’nin eğit – donat projesi kapsamında Suriye’de Esad karşıtı her kim var ise eğitirken, NATO ordusu olduğunun altını çiziyordu. Devleti, Cumhuriyet’i kuran milli ordu, şanlı tarihini unutup, emperyalizme karşı savaşmadan, komutanlarını, kurmaylarını, subaylarını ABD, iktidar, cemaat üçlüsünün kumpasına terk ettiği gün, safını belli etmişti aslında. Dahası savaşmadan teslim olmuştu. Bir savaşta şehit vereceği komutandan fazlasını, kumpaslarla, tertiplerle, iftiralarla kaybederken, direnmemişti.

ABD KİME MESAJ VERİYOR?

ABD’nin eski Türkiye büyükelçilerinin reisicumhur hakkındaki raporlarının gerçek niyetini görmeliyiz. Hedef; aba altından sopa gösterip, yeni ödünler koparmaktır. Yen ödevler vermektir. Yoksa ABD, bir zamanlar “Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanıyım” diyen, “Medeniyetler İttifakı eş başkanıyım” diyen, “Ergenekon davasının savcısıyım”diyen, “Milliyetçiliğin her türlüsü ayaklar altına aldık” diyen, “Diyarbakır’ı BOP içinde yıldız yapacağız” diyen birinden, niye vazgeçsin? Türkiye’de seçeneğinin olmadığını ABD bilmiyor mu? Onun yerine gelmek isteyenlerin, onun kadar kitle tabanına sahip olmadığını, destek almadığını ABD görmüyor mu? ABD’nin Ortadoğu siyasetine onun kadar bağlısını; Irak, Suriye, Libya, Kıbrıs, Kürt devleti konularında onun kadar ABD’yle uyumlusunu bulamayacağını, ABD anlamıyor mu? KKTC’de Annan Planı’nı destekleyen, KKTC kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı, “yes be annem”diyen, “Bağımsız KKTC bir hayaldi” diyen KKTC cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la telefonda çekiştiren, “Denktaş artık bitti” diyen, Denktaş’ın TBMM’deki konuşmasına gelmeyen, “Gitsin kendi meclisinde konuşsun” diyen bir zihniyetin, Türkiye’nin KKTC’deki hak ve çıkarlarını korumayacağını ABD kavramıyor mu? Elbette biliyor, görüyor, anlıyor, kavrıyor. O nedenle yükleniyor zaten. Verdiği sözleri tutmasını istiyor. O yüzden baskı yapıp, İsrail politikasında U dönüşü yapmasını sağlıyor. Yeniden terör örgütüyle müzakere yapmasını istiyor.

DEVLET İLK KEZ TERÖR ÖRGÜTÜYLE PAZARLIK YAPTI

Şurası açık ki; çözüm süreci denilen çözülme, çürüme, çöküş sürecinde devlet ilk kez, resmen, açıktan, kurumsal olarak terör örgütüyle masaya oturdu. Pazarlık yaptı. Terör örgütü PKK, bu sayede, hayal bile edemeyeceği güç, itibar elde etti. Adeta anayasal hak, anayasal imtiyaz almaktan daha büyük bir meşruiyet kazandı, devletin istihbarat teşkilatıyla müzakere ederek. Bu kadar önemli, kritik, üst düzey bir bürokrat eğer terör örgütü PKK yöneticileri ile görüşüyorsa, görüşmenin ötesinde müzakere ediyorsa, pazarlık yapıyorsa, mutabakata varıyorsa, Türkiye artık dünyaya dönüp, “PKK’yı terör örgütü olarak tanıyın” deme şansını büyük ölçüde yitirmiş demektir. Eğer PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin lideri Salih Müslim, Türkiye’nin başkentinde ağırlanıyorsa, Türkiye’nin dünyaya dönüp, çok haklı olarak, “PYD de aynen PKK gibi bir terör örgütüdür” dese de, bu sözünün ikna edici olmayacağı açıktır. Çünkü bu lafı duyanlar da kalkıp, “İyi de, sen onunla Ankara’da görüşürken, Esad’a karşı savaşması için pazarlık yaparken, onun terör örgütü olduğunu bilmiyor muydun?” diye sorarlar.

TÜRK MİLLETİ ŞUNLARI SORMALI

Türk milletinin de şunları sorması gerekiyor: Irak Türkmenleri için ne yaptınız? Daha birkaç ay öncesine kadar açılım kapsamında terör örgütü PKK’yı övenler kimdi? Terör örgütü lideri için “İyi çocukmuş. Gençliğinde, namazında niyazındaymış. Mülkiye’de okurken camiye gidermiş” diyenler kimdi? Anayasa’dan Türk milleti kavramını çıkarmak isteyenler, ilk 4 maddeyi tartışmaya açanlar kim? Gezi olayları sırasında, duyarlı tavrı, eylemlere mesafeli oluşu nedeniyle HDP’ye teşekkür edenler kimdi? Sonu gelmeyen Ermeni açılımını kim başlattı? Süleyman Şah türbesini koruyamayan kim? Önce “Ne işi var NATO’nun Libya’da?” deyip, sonra Libya’ya saldıran ülkelere destek veren kim? Önce bedelli askerliğe karşı çıkıp, sonra bedelli askerliği kabul eden kim?

Kıssadan hisse: Doğru soruları sormadan, doğru yanıt almak olanaksızdır. Ve bilgenin dediği gibi; sormak, bilmekten gelir.

Barış Doster

Odatv.com

AK PARTİ DOSYASI /// ERCAN CANER : Türkiye’nin Erdoğan’ı Kumar Oynadı ve Kaybetti

Trkiye’nin Erdoan’ Kumar Oynad ve Kaybetti.pdf

AK PARTİ DOSYASI : AKP VE TAYYİP ERDOĞAN BİR GAZİSİNE VE ŞEHİDİNE BİLE SAHİP ÇIKAMIYOR / // İŞTE TABLO /// BUYRUN

Değerli Üyeler,

Gazi ve Şehitlerimiz bu ülkenin bütünlüğü için çimentodur, sudur, sıvadır, harçtır. Bir ev nasıl tavansız, tabansız ve duvarsız bir bütün değilse Gazi ve Şehitlerimiz de vatanımızın bütünlüğü için aynı şeyi ifade eder. Maalesef AK PARTİ belki bilerek belki bilmeyerek ülke bütünlüğünü çok ciddi krize sokabilecek adımlar atıyor. Siz bakmayın Tayyip Erdoğan ve avanesinin ülke bütünlüğü ve terörle mücadele hakkındaki sözlerine. İş icraate geldiğinde bu vatan için kolunu, bacağını, hatta canını feda eden kahraman Gazi ve Şehitlerimize nasıl değer verdiklerini gelin Yılmaz ÖZDİL’in ve benim naçizâne yazdığım yazıdan okuyalım. Bakın bakalım her fırsatta VATAN, MİLLET diye mitinglerde poz kesenler gerçek hayatta realite de Gazi ve Şehitlerine nasıl muamele ediyor. Önce bir yurt dışına uzanalım ve diğer gelişmiş ülkeler kendi Gazilerine nasıl davranıyor ona bakalım hep birlikte.

1. AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ GAZİLERİ

* Eski Vietnam Gazileri, Körfez Gazileri özetle eski muharipler için ayrı asker hastaneleri vardır. Bu hastaneler Gaziye ömür boyu açıktır.

* Amerika da bazı şehitliklerde, en ayrıcalıklı mezarlıklarda (Kenedi’nin yattığı Arlington Mezarlığı gibi) Gaziler için yer ayrılmıştır.

* 11 Kasım Amerika da Gaziler günüdür. 11 Kasımda bankalar okullar, hükümet binaları kapalıdır. Her yerde 11 Kasımda Gaziler için geçit töreni yapılır.

* 11 Kasımda bütün ülke başta Amerika Başkanı olmak üzere Gazilere teşekkür eder. Gazi çalışmak istiyorsa, çalışabilecek durumda ise devlet en iyi şartta ona iş sağlar. Gazi Amerika’da çalışamayacak durumda ise devlet ona ölünceye kadar en iyi konumda bakar.

* Amerika da siyah , beyaz, zengin, fakir, kadın, erkek herkes eşittir. Yalnız Gazi ayrıcalıklıdır. Hatta ayrıcalıkta parlamenteri bile geçer. Amerika da Gazilere mor kalpli adam derler. Mor kalpli adam arabasının plakasından bile bellidir. Mor kalpli adamın otomobilinin arkasında damga mühür ve madalyaya benzer bir şey vardır. Sürücünün madalyalı olduğunu gösterir bu durum. Mor kalpli adam otomobilini park edince, polis dahil her kes ona saygılı davranıyor. Tüm park yerindekiler ona gülümsüyor. Gelip elini sıkıyorlar. ona şükranlarını iletiyorlar. Gazinin göğsündeki mor kalp Amerika Birleşik Devletlerinin savaşta yaralananlarına verilen bir madalyadır. Polis mor kalpli adamı görünce selam verir. Mor kalpli adam lokantada yemek yerken yanına yaklaşırlar ve ona şükranların iletirler. “Sen bizim için savaştın” derler.

Madalya alt tarafı maddi değeri 10 TL’ye kadar. Toplam maliyeti 52,811 Gazi için 500 bin TL kadar. Nedir ki bu miktar. Tayyip beyin Ak Saray’daki şömineli bir odasının maliyeti. Neden yıllarca Gazilerimizden bunu esirgedik hep mevzuata mı takıldı her şey. Madem mevzuat müsait değildi neden değiştirmedik o mevzuatı ?? Elbet alan oldu ama alamayanlar hiç mi hak etmemişti. Hak ettilerse niye verilmedi şimdiye kadar. 1968 de 85 bin İstiklal Savaşı Gazisine madalyayı verilirken niye 2005 yılına kadar 52,811 kişiye madalya vermedik ?

Bize göre yapılanlardan hepsi yanlıştı.

Bakınız Milliyet Köşe Yazarı Yavuz Donat ne diyor? (Amerika da Mor kalpli adamın sahip olduğuna parlamenter bile sahip değil) Biz bu Gazilerimize 52 yıldır madalya takamadık, bari bir özrümüzü sunalım.

“Ey Gazim Senden hükümet adına Özür Diliyoruz”

2. YUNANİSTAN GAZİLERİ

3 şubat 2005 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde şöyle bir yazı okudum. Kıbrıs’ta Türk ordusuyla ENOSİS uğruna savaşmış illegal EOKA örgütü’nün 21 bin tane kaçmış mağlup olmuş elemanına 1 Nisandan itibaren Yunan hükümeti madalya vermeye hazırlanıyor muş. Onlar için ne kadar mutluluk verici bir durum.

KAÇANA MADALYA KAZANANA PROTEZ BACAK 2 KATINA !!! “BURASI TÜRKİYE KARDEŞİM. NİYE VATANI KURTARIYORSUN, SANA MI KALDI” MUAMELESİ.

Acaba biz bundan damı ders almayacağız ??

Onlar mağlup oldukları halde madalya alıyorlar biz galip olduğumuz halde Türkün şanını yükselttiğimiz halde madalya alamıyoruz. Bunu anlamıyoruz. Anlayana da beri gelsin diyoruz.

* Yunanistan da ailesini geçindiremeyecek eski muharipler için ziraat ve hayvancılıkta eski muharip Gaziye ayrıcalıklar sağlanır.

* Eski Muhariplere kamuya ait ürünlerde, çiftçilik ve yetiştiricilik (tarımcılık) yapmaları sağlanır.

* Ölümü halinde eski muharibin hakları dul eşlere çocuklarına anne ve babalarına ya da yoksul kardeşlerine verilir.

* Tütün ve tekel maddelerini satma önceliği, büfe açma, işletme önceliği, büfe açma, işletme önceliği eski muharibe verilir.

* Kamuya ait işletmelerde eski muhariplere istediklerinde öncelik verilir.


* Maaşlı işlere eski muharip Gaziler atanır.

* Vergilerden ve diğer bir çok görevden eski muharip Gazi muaftır.

* Toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanılır.

* Eski muharibe sağlık ve ilaç yardımı yapılır.

* Eski muharip Gaziye aylığı 1500 dolardır.

* Yunanlı kaçan Gazinin bile madalyası vardır.

* Bekçilik koruma işleri temizlik işlerinde eski muharibe öncelik verilir.

*Yunanistan da tüm Gazilerin çocuklarına eğitim parasızdır. Muharip Gazi hiç bir eğitim fonu ödemez (Bizde bu alanda hiç bir ayrıcalık yoktur. Tüm Gaziler her şeyi öder.)

* Muharip Gazi çocukları üniversitelere, harp okullarına kontenjan dolsa bile istediklerinde alınır. (Türkiye de 1976’da lise ve dengi okulu Kıbrıs Gazilerine yüksek öğrenim hakkı tanındı. Türkiye genelinde 145 öğrenci müracaat etti. 22 öğrenci sadece alındı. Diğerlerine kontenjan yok dendi. Ne olurdu hepsi de alınsaydı ülke batar mıydı. Türkiye Muharip Gaziler Dergisi yıl 5 sayı 25 e bakınız Haziran 1989.)

3. FRANSA GAZİLERİ

Eski muharibin menfaatleri eski muharip bakanının direktifi altında gerçekleşir.

* Askeri ve sivil hastaneler bütün muharip Gazilere bakarlar.

* Eski muharipler Fransa’da emekli maaşı alırlar. Bu maaş herhangi bir diğer maaşla birlikte ödenir. Yani Gazi mesela bir öğretmenlik yapıyorsa hem öğretmen maaşını hem Gazi maaşını alır.

* Eski muharibin çocukları daha prestijli okula gönderilir Gazi çocuğuna daha iyi bir eğitim sağlanır.

* Gazi dul ve yetim aylığına ek olarak aile harçlığı da alırlar.

* Yaralanan, hastalanan veya dul kalan eşi eski muharibin Gazi maaşından yararlanır.

* Yetimlere dul aylığı, rüştünü ispat edene kadar verilir. (Okuyan çocukta 25 yaşına kadar).

* Sosyal güvenlik teşkilatı, eski muharibin tedavi ücretinin tamamını öder.

4. KANADA GAZİLERİ:

* Kanada’da eski muharip bakanlığı vardır. (Türkiye’de eski muharip Gazi bakanlığına nedense ihtiyaç yoktur. Söylesek bakanlık adedi zaten çok derler. Bakanlık adedi çok ise Gaziler bir bakana direk bağlı olabilir. Bize göre Milli Savunma Bakanlığına direk bağlı olmalıdır veya bir müsteşarca idare edilmelidir.)

* Eski muharibin malülüyet aylığı vardır.

* Kanada’da bir eski muharip aylığı 1240 dolardır (Türkiye’nin 8 katı kadar)

* Eski muhariplerin Kanada’da hiçbir sorunları yoktur, hepsi mutludur ve ellerinden tutulmuş durumdadır. (Biz de elinden tutmayı bırakın, ellerinden gelse Gazi oldukları için ayakları ile tekme atacaklar)

5. AVUSTRALYA GAZİLERİ

* Eski Muharip bakanlığı vardır. (Nedense Türkiye dışında bütün hükümetlerin Gazi Bakanlığı var. Her halde bizde Gazilerin hiç bir sorunu olmaz diye düşünülüyor olmalı).

* Eski muhariplere Avustralya’da emekli maaşı ve bileşik ödenek altında bir maaş verilir.

* Avustralya da Gazi bir öğretmense ve 3000 dolar öğretmen maaşı alıyorsa o kadar da Gazi maaşı alır. (Türkiye’nin 15 katı kadar)

* Avustralya da Gazilerin hemen hemen bilinen hiç bir sorunu yoktur. Çanakkale Savaşına katılmış Anzaklar sık sık Çanakkale’ye geziye gelirler. Orada Anzaklar’a karşı sanki Gazilerimize çok değer veriliyormuş gibi söz alan siyasiler sık sık Gazilerimize methiye dizer, yere göğe koyamazlar. Ama konuşma bittikten sonra yanına gelen Gazimizin derdini dinleyip halledeceğine eline 50-100 TL sıkıştırılır ve uzaklaştırılır. Bizzat gözlerimle gördüğüm için bunu hiç çekinmeden yazıyorum. Ama Siyasinin ismini yazmayacağım. Çünkü değer ifade eden birisi değil. Tayyip Erdoğan’a yalakalıkta çığır açmış bir milletvekili. Şimdi tahmin ettiğiniz gibi Kabine’de bulunuyor.

Ve ÖZETLE bu yazının sonunda hiç bir açıklama yapmaya gerek kalmadan Gazilerimizce beklenen taleplerin aslında hiç te abartılı olmadığı gün gibi ortaya çıkıyor… Değil mi?

Şimdi de Araştırmacı Gazeteci Yılmaz Özdil ne yazmış, Gazilerimiz hakkında, bir de ona kulak verin.

Yılmaz ÖZDİL : Terörsüz bahar

Ahmet Kiziroğlu "bu bahar terörsüz bir bahar olacak, bu bahar için karda kışta mücadele eden güvenlik güçlerimizin yanındayız" dedi.

*

Anlatayım ben size nasıl "yanında" olduklarını…

*

Eskiden şehit vardı, Gazi vardı. Akp’den beri yok. Çünkü Akp, ilgili kanunu değiştirdi, şehit ve Gazi tanımı silindi. Şehit, vazife ölümü oldu. Gazi, vazife malulu oldu. Böylece, koğuşta ranzasından düşüp ölenle, çatışmada hayatını kaybeden arasında fark kalmadı.

*

22 defa ameliyat olan Gazi var, 48 defa ameliyat olan Gazi var. Karaciğerinin yarısı alınan, bağırsaklarının bir bölümü alınan, böbreği, dalağı olmayan, gözünü kaybeden, kulağı parçalanan Gaziler var. Ömürleri boyunca ilaç kullanmaları gerekiyor. Bu ilaçlara, sıradan insanlar gibi katkı payı ödüyorlar. Halbuki neyi korumak için Gazi oldular? Devleti korumak için… Peki, bu Gazilerden katkı payı alan kim? Korudukları devlet!

*

"Aktif" tabir edilen tekerlekli sandalye tipi var, hafif ve normal tekerlekli sandalyelere göre çok daha dayanıklı, en az beş sene kullanılabiliyor. Aktif sandalyenin fiyatı 10 bin lira… Devlet bunun sadece 2 bin 250 lirasını veriyor. Gerisini, Gazi cebinden ödüyor.

*

Mayına basıyorsun, mayına… Anca 2 bin 250 lirasını veririm diyor!

*

Farzedelim Gazi oldun. Gazi maaşı bağlıyorlar. Bin 850 lira civarında para alıyorsun. Diyorsun ki, bununla geçinebilmem mümkün değil, bir işe gireyim, çalışayım, emekli olayım, bari biraz da oradan emekli maaşı alayım. Devlet sana ne diyor biliyor musun? Bacağın yokmuş, kolun yokmuş, ben anlamam, bedensel engellerini "sıfır" sayarım, bedensel engelin yokmuş gibi kabul ederim, sağlıklı insanlar gibi 60 yaşına kadar çalışırsın, anca öyle emekli olursun diyor.

*

Eskiden böyle değildi. Bir Gazi işe girdiğinde, her engelli vatandaş gibi, engel derecesine göre, çok daha kısa sürede emekli oluyordu. Akp bu kanunu 2013’te değiştirdi. 2013’ten sonra emekli olacak bir Gazi, engelli kabul edilmiyor, 60 yaşına kadar çalışırsa emekli oluyor.

*

Peki, bir Gazinin erken emekli olma ihtimali yok mu? Var… Devletimiz alay eder gibi, eğer bedensel engelin yüzde 40 artarsa, seni engelli kategorisinden erken emekli ederim diyor. Yüzde 80 engelli olan Gazimiz var mesela… Yüzde 120 olursa, erken emekli olabiliyor!

*

Sayın hükümetimiz proteze de sınırlama getirdi. Dizaltı elektronik protez var, bileği hareket ediyor, nispeten rahatlık sağlıyor, fiyatı 90 bin lira civarında… Ödenmiyor. 20 bin lirası ödeniyor. Ya git ucuzunu al, ya da bu kadar öderim, gerisini ne halin varsa gör deniyor.

*

İki bacağını kaybetmiş Gazi var, bir bacağının dizüstü protezi ödendi, bir bacağının dizaltı protezi ödenmedi iyi mi!

*

Adı bende saklı bir güneydoğu Gazimiz var, hem gülerek, hem ağlayarak anlatıyor: "Geçenlerde hastaneye gittim, trafodan bakır tel çalarken kolunu kaybetmiş, protez için gelmiş hırsız bir vatandaşla karşılaştım. Devletin ikimize de tanıdığı protez hakkı aynı."

*

Banyo-tuvalet sandalyesi var. Gazilerimiz bu sandalyede hem yıkanıyor, hem tuvaletini yapıyor. Piyasada 1500 lira. Sayın hükümetimiz bunu bile vermiyor, 750 lirasını veriyor.

*

Uçak yapıyoruz, otomobil yapıyoruz diye mangalda kül bırakılmıyor ama, bu memleket işe yarar tekerlekli sandalye bile yapamıyor. İthal ediliyor. Ekstra hazin tarafı şu… Sağlık Uygulamaları Tebliği’ne göre, bir dolar 1.8 lira, bir euro 2.4 lira görünüyor. Halbuki, dolar 3 lirayı geçti, euro 3.5 liraya gidiyor. Gazilerimize alenen "kur kazığı" atılıyor.

*

Bir Gazimiz var, yedi arkadaşı şehit oldu, kendisi kollarından vuruldu. Devlet malzeme ofisinin deposunda işe alındı. Kolları sakat olduğu için verilen görevi yerine getiremiyordu, dilekçe yazdı, durumunu anlattı. Hikaye… Üstüne fırça yedi. Beğenmiyorsan git denildi. Birkaç gün sonra Gazinin üstüne bir tonluk kağıt balya düştü, omuriliği kırıldı, ömür boyu yatağa mahkum oldu.

*

Bacağı olmayan Gaziyi güya kamu kurumunda işe aldılar. Çaycı yaptılar. Protez bacağıyla katlar arasında çay dağıtıyor.

*

Gazi Baran Timuçin… 2007’de 24 askerimizin şehit olduğu Dağlıca baskınında iki bacağını kaybetti. 12 defa ameliyat oldu. Bir tören sırasında tesadüfen Kemal Kılıçdaroğlu’yla karşılaştı, Kılıçdaroğlu birlikte fotoğraf çektirmek istedi, Gazi "aman çektirmeyelim" dedi. Neden diye sordular. "Akp’li belediyede çalışıyorum, sizinle fotoğraf çektirdiğimi görürlerse beni işten atarlar" dedi. Kılıçdaroğlu "merak etme, ben seni işe aldırırım" dedi. Fotoğraf çektirdiler. Gazi Baran Timuçin, tahmin ettiği gibi, bir hafta sonra işten atıldı.

*

(Kemal Kılıçdaroğlu, Gazinin evi oraya yakın olduğu için, Chp’li Avcılar Belediyesi’ne telefon etti, derhal işe alınması için talimat verdi. Maalesef eski başkan halletmedi. Unutuldu. Hatırlatmaya utanan Gazi Baran beş senedir işsiz… Yeni başkan Handan Toprak Benli’nin duyarsız kalmayacağını ümit ediyorum.)

*

Bir Gazimiz var, yeni evliydi, Cudi’de mayına bastı, bir bacağını ve erkeklik organını kaybetti. Evlat edinmek için çocuk esirgeme kurumuna başvurdu. Ekonomik, psikolojik şartları uygun. Yıllardır bekliyor, evlat verilmiyor.

*

Bir başka Gazimiz var, belden aşağısı felç, çocukları olmadı, tüp bebek denediler. Sayın hükümetimiz, sıradan insanlar gibi üç deneme hakkı verdi. Şu anda yedinci denemeyi yaptılar, son dördünü kendisi ödedi. Bu durumda olan iki veya en fazla üç Gazimiz var. Sayın devletimiz bu Gazilerimize ayrıcalık tanırsa maazallah batar, iflas eder!

*

Buradan teröristlere çağrı yapıyorum, rica ediyorum… Askerlerimizi çenelerinden vuracaksınız, lütfen en fazla sekiz dişini parçalayacak şekilde vurun! Çünkü sayın devletimiz, en fazla sekiz implant parası ödüyor. Dokuzuncu dişini kaybederse, Gazimiz kendi cebinden ödüyor.

*

Ahmet Kiziroğlu’nun "yanlarındayız" dediği tablo, işte bu.

*

Ve, yazıya noktaya koyarken "son dakika" haberi ekrana düştü. "Sur’daki çatışmada üç askerimiz, bir polisimiz şehit, üç askerimiz yaralı" deniyor.

*

Yanlış kardeşim, yanlış…

Dört vazife ölümü.

Üç vazife malulu.

Yeni Türkiye’nin yeni doğrusu artık bu

Şimdi de bazı videoları dikkatinize sunuyoruz. Buyrun izleyin, yorum sizin.

Muharip Gazilerin talepleri, Sözleşmeli subay ve astsubaylara verilen sözler

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=MLxKLpf0Q6U

MUHARİP GAZİ ÇOCUKLARI ADALET İSTİYOR BENGÜTÜRK TV “BUYRUN KONUŞALIM” PROGRAMI

VİDEO LİNK:

https://www.youtube.com/watch?v=MuyTIyKQKQ4

Koreli Dede Muharip Bir Gazinin Hikayesi

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=xxkHlTfhgqE

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. Şimdi lütfen geçin bilgisayarınızın başına ve hükümete şu ana kadar Gazi ve Şehitlerimiz için yapılan bu muameleyi sorun. Bakalım ne diyecekler. Tabi bu konu sizi ilgilendirmiyorsa birazdan TRT 1’de Magazin Programı başlıyor. Bu hafta hangi ünlü hangi ünlü ile yiyişmiş seyredersiniz keyifle J

Saygılar,

Erkut Ersoy

İstihbarat Uzmanı & Grup Sözcüsü

ÖZEL BÜRO GRUBU

AK PARTİ DOSYASI : ATATÜRK VE TAYYİP ERDOĞAN’IN LİDERLİK KARNESİ

ÖZEL BÜRO NOTU : ATATÜRK GİBİ MASANDA 32 KRAL 62 CUMHURBAŞKANI TOPLAYABİLİYORSAN GERÇEK LİDERSİN. SADECE MUHTARLARI TOPLAYABİLİYORSAN Kİ GELMEMELERİ DÜŞÜNÜLEMEZ O ZAMAN GERÇEK LİDER OLMAYI BAŞARAMAMIŞSIN DEMEKTİR.

AK PARTİ DOSYASI /// VİDEO : ERDOĞANIN REKOR KIRAN TERÖR KONUŞMASI

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=r6Xa3pgoSZY&feature=em-subs_digest

AK PARTİ DOSYASI : TAYYİP ERDOĞAN YALANDAN EN FAZLA KAÇINAN İNSANDIR ! (YERSEN :)

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=cDXaORsIvuU

AK PARTİ DOSYASI : Yeni Türkiye Vizyonunda 3. Köprünün Misyonu

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=EfInAX410Jw

Erdal Tanas Karagöl, 3. Köprünün önemi üzerine ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu.

Kanal A ekranlarına konuk olan SETA Ekonomi Araştırmacısı Erdal Tanas Karagöl, 3. Köprünün önemi üzerine ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu. 3. Köprünün tarihi ipek yolu ülkelerini yakından ilgilendirdiğine dikkat çeken Karagöl, “İlk defa bu coğrafyanın verdiği üstünlüklerini kazanım haline getirip Türkiye’yi bölgede merkez yapma konusunda bir süreçten bahsediyoruz.” dedi.