Kategori arşivi: Terör

TERÖR DOSYASI : ‘Brüksel saldırıları, istihbaratla önlenebilirdi’

ABD’nin gizli dinleme faaliyetlerini ifşa eden eski NSA çalışanı Edward Snowden, Brüksel’de en az 31 kişinin öldüğü terör saldırılarının istihbarat servislerinin çabasıyla engellenebileceğini söyledi.

Edward Snowden, Rusya’dan Arizona Üniversitesi’ndeki bir toplantıya telekonferans yoluyla bağlanarak yaptığı konuşmada, “Brüksel saldırıları geleneksel istihbarat yöntemleriyle engellenebilirdi. Kaynaklar yanlış kullanıldı. Her şeyi topladığında elinde hiçbir şey olmuyor ve bir yere odaklanmıyorsun” dedi.

‘TÜRKİYE BELÇİKA’YI BİLGİLENDİRMİŞTİ’

Türkiye’nin Belçika hükümetini daha önce saldırganlar konusunda bilgilendirdiği yönündeki haberlere de değinen Snowden, benzer bir durumun 2013’teki Boston saldırıları öncesinde de yaşandığını, Rusya’nın ABD’yi saldırgan Tsarnaev kardeşler konusunda bilgilendirmesine rağmen ABD’nin bu konuda gerekli adımı atmadığını belirtti.

Reklamlar

KÜRT SORUNU DOSYASI : Eski Abd Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA Direktöründen Skandal Kürdista n Çıkışı !

Eski ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA yetkilisi Michael Hayden, “otonom” bir Kürt bölgesinin Ortadoğu’da yeni bir siyasi bina kurulmasına yardımcı olabileceğini söyledi.

Eski Amerika Birleşik Devletleri ABD Merkezi İstihbarat Servisi (ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA) ve Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) Başkanı Michael Hayden, “otonom” (özerk) bir Kürt bölgesinin Ortadoğu’da yeni bir siyasi bina kurulmasına yardımcı olabileceğini söyledi.

Michael Hayden, Ortadoğu’daki 20. asır politik mimarisinin çöktüğünü belirtti.

Hayden, “Eski gitti ve yeninin meydana getirilmesi gerekiyor. Bu durumda yapılması ve konuşulması gereken Kürtler’in geleceğidir. Yani otonom bir Kürt bölgesi” dedi.

Rojava’nın Rimelan kentinde geçtiğimiz günlerde düzenlenen toplantıda, “Rojava ve Kuzey Suriye Demokratik Federal Sistemi” metninin kabul edildiği bildirilmiş ve Kürtler’in kontrolündeki üç kantonun da yeni kurulacak federal sistem içerisinde yer alacağı duyurulmuştu.

Rusya’da etkinlik gösteren Kürt Sivil Toplum Kuruluşları Uluslararası Birliği Başkanı Merab Şamoyev da, yeni anayasada federal yapılara yer verilmemesi halinde Rojavalı Kürtler’in bağımsızlık duyuru edeceklerini demişti.

TERÖR DOSYASI /// ŞÜKRAN SONER : Terör gündemli 3. dünya savaşları

Dün, ulusal, uluslararası bildik tüm medya, gazetecilik örgütlenmelerinin kalabalık temsilcileri, çok sayıda haberci-yazar, görevli-gönüllü yüzlerce avukat, meslek örgütü temsilcileri, bir o kadar kalabalık milletvekili, çok sayıda sivil toplum temsilcisi, okur, arkadaşlarımız Dündar ve Gül’ün başlayan sözde yargılanmalarını izlemek, destek vermek üzere Çağlayan Adliyesi’ndeydiler. Duruşma salonuna girebilenler dahil, yargılamaya ilişkin biricik tanıklık, Cumurbaşkanı ve MİT’i temsilen iki müdahil avukatın varlığı ile yeni atanmış savcının, “Milli menfaatlar kapsamında gizlilik” gerekçeli, yargılamanın kapalı yapılması kararının mahkemece kabul edilmesini öğrenmek oldu. Avukatların altını çizmeleriyle de anlaşıldığı üzere, duruşma öncesi konduğu duyurulmuş gizli içerikli belgelerin de olmadığı öğrenildi. Önceden duyurulmuş iddianame, suçlamalar kapsamına, gizli yargılama kararının da eklemlenmesiyle “siyasal, askeri casusluk maksadıyla açıklama” suçunun nasıl oluşmakta olduğunu anlamak daha bir güçleşmiş olsa da, Cumhurbaşkanı’nın birinci ağızdan sıkça yinelediği ağır suçlamalara, MİT’in davacı olarak eklemlenmesiyle kurumsal kimlik de eklemlenmiş oldu. Çağlayan Adliyesi’nde gün boyu estirilen trajik, komik baskı ortamında yaşananları çok deneyimli olan bizler bile taşları yerlerine koyarak anlamakta zorlanıyorken, en azında hukukun işleyişinde kuralların geçerliliğine alışkın Batı dünyası temsilcileri, gazetecileri okuyacaklardı ki…

Koridorlarda çene çalarak beklenilen saatlerde adliyenin ele geçiriliş öykülerinin ayrıntılarını dinliyorduk… Yetkin bir yargı örgütlenme temsilcisi, iktidar ortaklığı sürecinde en kilit görevlere yerleştirilmiş cemaat temsilcilerinin, paralel operasyonları ile götürülmelerine formül bulmada zorluklar yaşandığını anlattı. Kesin sonuç almaya dönük olarak da, önceden abartılmış kadrolaşmaya karşı, hızlı temizlik için bulunabilen tek formül toptan büyük tasviyeyi getirecek yargıda küçülme yolu seçilmiş. Mahkeme kapatmalarla binlerce yargıçtan kurtulma yasal formülü ile sadece paralelden değil, yandaş olmayı kabul edemeyeceklerden kurtulma hedeflenmiş. Otoriteye tam bağımlı yargı yapılanması kurgulanmış…

***

Yazının başlığını verdiğim “Terör gündemli 3. dünya savaşları” ile ilişkisi mi? Küreselleşme, tek kutuplu yeni dünya düzeni ilanının bir insan ömrüne sığan çok kısa sürecinde, evrensel insan hakları, hukuk devleti düzenleri, demokrasi; olmazsa olmaz ilkeler bağımsız yargı, hukuk devleti düzenleri. Özgür medya işleyişlerinin; otoriterleşme, diktatörleşme yolunda ele geçirilmeleriyle yaşanan sorunlar… En zengin, en kurumlaşmış merkezler, ülkelerde bağımsız yargı, özgür medya kurumlarının işleyişi geçerli kalmış olsa bile… Örneğin ABD’nin, AB’nin kirli yüzleri, arka bahçelerinde Guantanamo, eski sömürge, yeni arka bahçe ülkelerinde göz yumdukları kirli ittifakları var… Düşmanıma karşı kullandığım, “bana hizmet eden terör örgütü” kapsamında kurdurulmalarından, yıllar boyu kullanımlarına geçerli terör örgütü ilişkileri, daha acısı doğrudan parasal, askeri, siyasal destekleri ortalığa saçılmış boyutlarda…

Emperyal çıkarlar adına sola karşı yaratılıp desteklenenler, günümüzde “demokrasi getirme” adına iç savaş bataklıklarına sürüklenen ülkelerde, aşiretler, mezhepler, ırklar üzerinden, çok kanlı sonuçları ile yaşatılanlara, geri tepen silaha da dönüşmeleri boyutlarında nasıl dur denilebileceği de henüz bilinemiyor… Kuralsız emperyal sömürü düzeninin kuralsız savaşlarında ABD’nin 12 Eylül terör travması ile ders alınması hak götüre… Terörle kaynağında savaşmak, demokrasi ihracı tezli işgaller, doğrudan müdahalelerle olumlu sonuca ulaşma adına atılan her adım, daha bir acımasız, yaygın terör odaklı 3. dünya savaşlarını üretmiş bulunuyor… Öyle “Libya kalmadı. Irak toparlanamaz, Yugoslavya parçalandı, Suriye’de dönüş yok, Afganistan-Pakistan dağıldılar, Türkiye’nin toparlanması zor…” diyerek işin içinden çıkılamıyor… IŞİD’i topu bir arada yenseler ne olacak? İnsanlık, dünya nasıl kurtarılacak?

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// VİDEO : Yalçın Küçük’ün, Fethullah Gülen Dilemması

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=KVMiLfVnCZo&feature=em-uploademail

TERÖR DOSYASI : Terörle Nasıl Mücadele Edilmez ?

Terör sınır aşan bir olgu; bu da terörle mücadeleyi gerçekten isteyen uluslararası aktörlerin bir masada oturmasını ve empati kurmasını zorunlu kılıyor. Yoksa terör daha çok can yakacak.

Pazartesi günkü yani Brüksel saldırıları henüz yapılmadan önceki son yazım şu cümlelerle başlıyordu: “Terör küresel bir sorun. Sadece kendi ülkenizde aldığınız tedbirlerle çözüme kavuşturamadığınız, belli dönemlerde attığınız adımların diğer dönemlerde sizi garanti altına almadığı, her zaman teröristten bir tık yukarıda düşünmenizi ve ona göre bir strateji kurmanızı gerektiren bir sorun.” Brüksel saldırıları yaşandıktan sonra daha da fazla anlam kazanan bu ifadeler aslında teröre ilişkin sorunun kaynağına bir atıf yapmaktaydı. Terörle nasıl mücadele edilmesi gerektiği konusunda uluslararası toplum tarafından uzlaşılan bir metot olmadığı gibi terörün ne olduğu konusunda da uzlaşılan bir tanım maalesef yok. İşte terörle mücadele konusundaki en büyük zafiyetimiz tam olarak bu.

Terörün Avrupa’daki son kurbanı Belçika’ya dair yine terörle ilişkili iki tane önemli konu var ki bunlar yukarıdaki ifadelere sağlam dayanak teşkil etmekte. Birincisi bir önceki yazımda da bahsettiğim Brüksel’in ortasındaki PKK çadırı. Terörün tanımı veya daha doğrusu terörün prensiplerden ziyade siyasi mülahazalara göre tanımının en bariz örneğidir o çadır. AB tarafından da terörist olarak listelenen PKK’nın militanlarının bu çadırı kurmasına izin verilmesi bile terörle mücadele konusundaki zafiyetlerden birisidir. O an itibarıyla elinde silah bulunmaması, bir teröristi terörist olmaktan azat etmez. Tıpkı DAİŞ militanları gibi PKK’lıların da öldürmeyi, intihar saldırılarını kutsayan, ırkçı, radikal ideolojilerini o çadırda kusmasına izin vermek, başlı başına ölümcül bir yanlıştır. Bu yanlış terör örgütlerini palazlandırırken, birbirinden operasyonel açıdan ilham alan terör örgütlerini de benzer stratejiler izleme konusunda cesaretlendirmekte.

İkinci konu ise terörle mücadele konusundaki en hafif ifadeyle lakaytlığın bariz bir göstergesi olan Belçika’nın Brüksel bombacısı El-Bakraoui’ye muamelesi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Brüksel saldırısından sonra sarf ettiği şu sözler Belçika gündemini sarsacak cinsten: ”Brüksel’de saldırganlardan biri daha önce Haziran 2015’te Gaziantep’te yakalayıp sınır dışı ettiğimiz kişidir. Sınır dışı işlemini 14 Temmuz 2015’te notayla Belçika Büyükelçiliği’ne iletmişiz. Belçikalılar adı geçeni serbest bırakmıştır. Bu kişinin yabancı terörist savaşçı olduğu yönündeki uyarımıza rağmen Belçika terörizmle bağlantısını tespit edememiştir. Kendi isteği üzerine, Hollanda’ya da iade etmişiz. Nota ile oraya da bildirilmiştir.” Bu alıntıyı özellikle kullandım çünkü tarihe not düşmek gerekiyor.

Türkiye DAİŞ’in peyda olduğu günden beri kendi imkânlarıyla DAİŞ’le mücadele ediyor ve sürekli DAİŞ üzerinden operasyon yiyor. Düşünün El-Bakroui Belçika’dan hareket ediyor, Türkiye’ye varıp Gaziantep’e geçiyor. Belçika hükümetinden yapılan hiçbir uyarı yok. Buna rağmen Türkiye kendi imkânlarıyla El-Bakraoui’nin DAİŞ militanı olduğunu tespit ediyor. Yakalayıp, Belçika hükümetine de nota geçtikten sonra sınır dışı ediyor. Terör dışı bir suçtan hapis yatıyor ve şartlı tahliye ediliyor. Sonrasında ise Brüksel’deki terör saldırısını gerçekleştiriyor. El-Bakraoui hapiste radikalleşmiyor. Hapis öncesi zaten DAİŞ’le irtibatı var. Fakat Belçika hükümeti bu bağlantıyı tespit edemiyor.

Son acı saldırı bize terörle mücadelede ayrım yapmadan, siyasi mülahazalara girmeden ve ciddi bir şekilde uluslararası işbirliği yapmanın zaruretini bir kez daha gösterdi. Terörü gerçekten hakkıyla tanımlayanlar, terör ve teröristi ayıklamanın ahlaksızlığı bir yana bu ahlaksızlığın oluşturduğu stratejik zafiyeti de açıkça görebilirler. Terör sınır aşan bir olgu; bu da terörle mücadeleyi gerçekten isteyen uluslararası aktörlerin bir masada oturmasını ve empati kurmasını zorunlu kılıyor. Yoksa terör daha çok can yakacak.

[Akşam, 25 Mart 2016]

TERÖR DOSYASI : Kısaltma Farklılıkları Üzerinden Teröre Meşru Kılıf Arayışı

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=fO1hgrtGWvA

Ufuk Ulutaş, Amerika’nın PYD’yi siyasi bir pozisyon olarak kullandığını ancak PKK-PYD-YPG şeklindeki farklı kısaltmaların terör için meşru bir kılıf olamayacağını belirtti.

A Haber ekranlarına konuk olan SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Ufuk Ulutaş, Amerika’nın PYD politikasına ilişkin değerlendirmesinde Amerika’nın PYD’yi siyasi bir pozisyon olarak kullandığını ancak PKK-PYD-YPG şeklindeki farklı kısaltmaların terör için meşru bir kılıf olamayacağını belirtti.

Ulutaş, konuşmasının devamında PYD’nin Amerika için kullanım değerinin ne zaman biteceğini de cevapladı.

TERÖRLE MÜCADELE DOSYASI : Kahraman polisin sözlerini Kaymakam paylaştı

Beytüşşebap Kaymakamı Kadir Güntepe, twitter adresinde Şırnak’ta parmağı kopan özel harekat polisinin kahramanlık hikayesini paylaştı.

Beytüşşebap Kaymakamı Kadir Güntepe, parmağı kopmasına rağmen çatışmaya devam eden bir özel harekatçının sözlerini twitter adresinden paylaştı.

İşte Kadir Güntepe twitter adresinden yaptığı göz yaşartan o paylaşım;

"Ey millet Çanakkale değil Şırnak’ta olan bir olay. 21 Mart saat 03.15 civarında çatışma çıktı. Emre Beker kardeşimiz şehit oldu. 6 yaralımız var. Bir özel harekatçı gördüm parmağını saran.

"UTANDIM ABİ"

Neyin var kardeşim dedim. ‘Abi sağ el işaret parmağım tırnak dibinden koptu onu sarıyorum’ dedi. Söyleseydin seni de gönderirdik hastaneye dedim. Abi şehit verdiniz utandım söyleyemedim dedi. Boğazım kurudu. Sigarayı yaktım bir köşede hem içtim hem…"

Kadir Güntepe’nin paylaşımı birçok takipçisi tarafından retweet edildi;