Kategori arşivi: istihbarat

E-KİTAP : İslam Dünyası /// YAZAR : Jean Sauvaget

1

İslam tarihi kronolojisini ayrıntılı şekilde öğrenebileceğiniz bir kitap

İNDİRME LİNKİ :

http://s8.dosya.tc/server2/nfgll0/Jean_Sauvaget_-_Islam_Dunyasi.pdf.html

KARA PARA DOSYASI : RIZA SARRAF TUTUKLANMAK İÇİN Mİ ABD’YE GİTTİ ?

01.jpg

17-24 Aralık soruşturmaları kapsamında adını sıkça duyduğumuz İran asıllı Rıza Sarraf ABD’de 19 Mart 2016 tarihinde FBI tarafından yakalanarak mahkemeye çıkarıldıktan sonra tutuklandı.

Sarraf hakında suçlama şöyle: İran yaptırımlarını ihlal ederek ABD’yi dolandırmak, bankacılık sahtekarlığı ve karapara aklama.

ABD’de adam öldür ama bu suçları işleme. Mali suçlar cinayetten daha tehlikeli.

Miami’de hakim karşısına çıkarılan Sarraf bu suçları 2010-2015 yıllarında işlediği belirtildi. 21 sayfalık iddianamede; ABD’yi dolandırmaktan 5 yıl, İran’a yaptırımları ihlalden 20 yıl, bankacılık sahtekârlığından 30 yıl ve kara para aklamaktan 20 yıl olmak üzere toplam 75’er yıl hapis istedi.

Rıza Sarraf 5 yıldır FBI takibi altında olduğunu bilmiyor muydu da ABD’ye gitti?

İran’da geçen hafta çok ilginç bir gelişme yaşandı. Rıza Sarraf’ın patronu olduğu söylenen Babek Zencani, İran Devleti’ni 2.8 milyar dolar dolandırdığı gerekçesiyle idam cezasına çarptırıldı. Zencani bu parayı İran’a öderse, cezasının yeniden gözden geçirileceği açıklandı.

Sarraf ve Zebani İran için çalışmıyorlar mıydı? Yaptıkları uluslar arası işler İran’a ambargoyu delmek, İran’ı rahatlatmak için değil miydi? Öyle ise Zencani neden idama mahkum edildi? Demek ki, İran verdiği bu imtiyazı kişisel menfaatleri için kullanmışlar.

Zencani’den sonra sıranın kendisine geleceğini Rıza Sarraf çok iyi biliyordu.

Fakat Türk vatandaşı olan ve AKP’li bakanların "önüne yatarız" deyip himaye ettikleri Sarraf’ı İran geri alabilir mi? Türkiye Sarraf’ı verir mi?

Alamaz. Vermez…

O halde Sarraf neden ABD’nin kucağına bile bile oturdu. Hem de İran’a ambargo kalkmışken, ABD neden eski defterleri açarak Sarraf’ı tutukladı?

Sarraf şunu çok iyi biliyor ki, İran biletini keserse, Türkiye Cumhuriyeti onu koruyamaz. Geçmişte Türkiye’ye sığınan devrim muhalifleri bir bir İran istihbaratı tarafından öldürülmüştü.

Büyük ihtimalle; Sarraf FBI’yla bir anlaşma yaparak itirafçı olacak. Zaten bu tutuklanma olayını Sarraf ile FBI’ın planladığı ortada. Yoksa bırakın hakkınızda soruşturma açılan ülkeye gitmek, o ülkenin konsolosluğunun yanından bile geçmezsiniz.

Sarraf ABD hapishanelerinde bir süre yatsa bile İran’ın oraya uzanamayacağını, ABD istemediği sürece Sarraf’a kimsenin dokunamayacağını çok iyi biliyor.

Burada aklınıza başka bir soru takılabilir: "Ebru Gündeş’e ne olacak?"

Hiçbir şey olmaz. ABD’de de bir evi vardır. Kocasını açık görüşlerde ziyaret eder. Sarraf 75 yıl hapis yatacak değil ya… Kefaletle salıverilmeyi de unutmamak gerek.

KAYNAK : KEMAL KAPLAN BLOG

YOLSUZLUK DOSYASI : 17/25 Aralık sürecinde derin odakların kulağına takılmış YOLSUZLUK MUHABBETL ERİ

Değerli Üyelerimiz,

Bugüne kadar sizlerle onlarca YOLSUZLUK ve USÜLSÜZLÜK dosyası paylaştık. Allah izin verirse bundan sonra da paylaşacağız. Ancak bu noktada bir hususu önemle arz etmek isteriz. Lütfen bu sözlerimizi bir yere not edin. Çünkü ileride paylaşacağımız dosyalardan dolayı kamuoyonu oluşturan bazı derin odaklar bizi ŞUCU yada BUCU ilan edeceklerdir. Hakkımızda ipe sapa gelmez iddialar ortaya atacaklardır. Bu doğal bir süreç. Kavgada yumruk sayılmaz.

Biz ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU olarak her zaman ve daima devletin menfaatini gözetiriz. İktidar kim olıursa olsun farketmez. Bizim için sadece Devlet vardır. Bugün iktidarda olan A partisi yarın muhalefette, muhalefetteki B partisi iktidarda olabilir. Devlet ebedi, partiler geçicidir.

Biz hiçbir partiye düşman değiliz. Hiçbir partiye üye değiliz. Eleştiri yaparken tek kriterimiz kanun ve nizamlardır. Hangi parti yanlış yapmışsa veya yolsuzluk-usülsüzlük batağına saplanmışsa hesabını sorarız. Takdir edersiniz ki biz de bu ülkenin vatandaşıyız. Vergi veriyoruz. Verdiğimiz vergilerin hesabını sormakta en doğal hakkımız.

Bu nedenle AK PARTİ yolsuzluk yaptı dediğimizde lütfen hiç kimse bizi AK PARTİ DÜŞMANI olarak görmesin, bizi eleştirmesin. Doğru olan cesur bir şekilde yargı önüne çıkıp aklanmaktır, kaçmak değil.

Hiçbir grup moderatörü de bize susmamızı söylemesin. Yolsuzluğu, usülsüzlüğü CHP yada MHP’de yapsa aynı dilden konuşurduk. Hiç kimsenin şüphesi olmasın. Hatta hodri meydan ! Varsa elinizde CHP veya MHP’ye ait yolsuzluk dosyaları acilen gönderin, yayınlamayan, üzerine gitmeyen NAMERTTİR.

Biz her zaman doğruya doğru, eğriye eğri dedik. Kim olursa olsun bu ülke için taşın üstüne taş koyanı başımızın tacı yaptık. AK Partiyi eleştirdiğimiz gibi geçmişte doğru yaptıklarını da övdük. Merak eden olursa arşivimizden bakabilir.

Sözün özü şudur.

AK PARTİ 17/25 ARALIK Yolsuzluk skandalından arınmak istiyorsa bağımsız bir YÜCE DİVAN KURULU tarafından soruşturulmalıdır. Bu yapılmadığı müddetçe bu lekeyi daima taşıyacaklar. İstedikleri kadar otoban, baraj, havalimanı yapsınlar. Bu değişmeyecek.

Aşağıda 17/25 Aralık sürecinde derin odakların kulağına takılmış bir takım yolsuzluk muhabbetleri var. Toplam 221 ses kaydı. Dosya hacmi : 2,66 GB

· Not : Bu ses kayıtlarını hiçbir açık kaynaktan bulamazsınız. Bunu da dipnot olarak söyleyelim.

SES KAYITLARINI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ. DOSYA HACMİ : 2,66 GB.

FETULLAHÇI SAVCILAR DOSYASI : Gültekin Avcı’ya müebbet hapis istemi !

Gültekin Avcı’ya "Selam Tevhid’de kumpas" iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında müebbet hapis cezası istendi

Kamuoyunda Selam Tevhid (Kudüs Ordusu) olarak bilinen, kumpas iddialarına yönelik olarak yürütülen soruşturmada tutuklanan gazeteci Gültekin Avcı ile ilgili iddianame tamamlandı. Savcılık, Gültekin Avcı hakkında, "Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme", "Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme", "Devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama", "Özel hayatın gizliğini ihlal etme", "Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 36.5 yıldan 75 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

EYLEM BİRLİĞİ

İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Başsavcı vekili İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianamede, Gültekin Avcı’nın, FETÖ/PDY terör örgütü lideri oldukları iddia edilen ve haklarında yakalama emri bulunan Fethullah Gülen ve Emre Uslu’nun talimatlarını, Selam Tevhid örgütüne kumpas iddialarına ilişkin davanın sanıklarıyla resmi hiyerarşinin dışındaki ast üst ilişkisi içerisinde bilinçli, sistematik ve koordineli biçimde, eylem ve fikir birliği içinde gerçekleştirdiği öne sürüldü. İddianamede, Avcı’nın kamuoyunda 17-25 Aralık girişimleri ile eş zamanlı olarak operasyon düzenlemek niyetiyle diğer sanıklarla aynı amaç içerisinde hareket ettiği ifade edildi. Nihai hedef olarak başta Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakan ve Bakanları ile Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı olmak üzere çok sayıda devlet yetkilisi, gazeteci ve yazarları, iş adamlarını, vakıf ve dernek yetkililerini sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü (Selam Tevhid Örgütü) soruşturması kapsamında terörle ilişkilendirerek gözaltına almayı planladıkları iddia edildi.

SAHTE DELİL VE İHBARLAR

Sözde Kudüs Ordusu, Terör Örgütü soruşturması kapsamında Hatay ve Adana’da MİT’e ait yardım TIR’larının, MİT personeline darp, cebir ve şiddet uygulamak ve silah kullanmak suretiyle durdurulduğu, bu şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve 61’nci Hükümeti’nin sahte delil ve ihbarlarla terörle ilişkilendirmeye çalışıldığı ifade edildi.

ETKİ AJANLIĞI İDDİASI

İddianamede Gültekin Avcı’ya yöneltilen suçlamalar arasında etki ajanlığı da bulunuyor. Avcı’nın, hakkında yakalama emri bulunan Fethullah Gülen’in talimatları doğrultusunda devletin en üst düzey yetkililerinin telefonlarının dinlenmesi ve MİT’e ait yardım TIR’larının durdurulması amacıyla sahte delillerle oluşturulan sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü soruşturmasının operasyona geçirilmesi öncesi kamuoyunu oluşturmak maksadıyla etki ajanlığı yaptığı öne sürüldü.

AYNI AMAÇ VE EYLEM BİRLİĞİ

İddianamede şüpheli Gültekin Avcı’nın mağdur ve müştekilerin özel hayatları üzerinden itibarsızlaştırılması görevini yaptığı iddia edilerek, "Böylece Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hükümeti’ni ürettikleri sahte deliller doğrultusunda terörle ilişkilendirerek görevini yapamaz hale getirmeyi hedefleyen sanıklarla aynı amaç ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği tespit edilmiştir" denildi.

İDDİANAME MAHKEMEYE GÖNDERİLDİ

Savcılık, Avcı hakkındaki iddianamenin Selam Tevhid örgütüne kumpas iddialarına ilişkin dava ile birleştirilmesini istedi. Avcı hakkındaki iddianame başsavcılığının onayının ardından İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme iddianamenin kabul ya da reddine ilişkin kararının 15 gün içerisinde açıklayacak.

MİT TIRLARI DOSYASI /// SERKAN ÜSTÜNER : İngiliz Konsolos ve evladı Can Dündar !

Can Dündar ve Erdem Gül’ün MİT Tırları’nın görüntülerini yayınlamaktan yargılandıkları ‘Casusluk’ davası dün kaldığı yerden devam etti.

Anayasa Mahkemesi’nin başvuru yapmış 20 bin kişi içinden çekip çıkardığı Dündar ve Gül’ün işledikleri suç ayan beyan ortada ama sonuçta yargının kararını hep beraber bekleyeceğiz.

Önce hafta içine gidelim ve Can Dündar’ın bu görüntüleri kimden aldığını bir kez daha hatırlayalım:

Cezaevinde yazdığı ve en az yine bir villa parası kazandıracak popülist – oportünist kitabında şöyle diyor “ Bana MİT Tırları’yla ilgili görüntüleri solcu bir milletvekili arkadaşım getirdi”

Bu arkadaşı mahkemede artık açıklamasını bekliyoruz. Gerçi az çok kimin olduğu belli ama biz yine de söz sanık Can Dündar’ın olsun.

Ne diyordu bu romantik ortaokul şiirleriyle matuf büyük gazeteci (!) “MİT’in IŞİD’e bomba ve eleman taşıdığını belgeledik, suçlu ilan edildik Suruç, AKP’nin ve MİT’in Suriye ve IŞİD siyasetinin kanlı meyvesidir.
Dönüyoruz 28.11. 2015 tarihli ifadesine

– Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait bu tırların ve içerisindeki malzemelerin yasadışıbir örgüte (DAEŞ, El – Kaide, PKK v.)gittiğine dair elinizde herhangi bir belge veya dedil var mı?

CEVAP: Benim adli bir görevim söz konusu değildir. Bu tutanaklara veya arama kararlarına El- Kaide veya başka bir örgütün ne şekilde veya ne sebebple yazıldığını ben bilemiyorum. Benim bu yardım tırlarının herhangi bir yasadışı örgüte gittiğine yönelik elimde herhangi bir belgi belge yoktur ve böyle bir bilgiye de sahip değilim” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.

Kağıttan kahramanlık ve servis gazeteciliğinin sonu budur.

Yıllarca sırtını büyük patronlara yaslayıp ‘İktidar namlunun ucunda’ diyen Sol’un şiddetini romantize eden bu şahsın ne olduğu ayan beyan ortadadır.

Can Dündar’ın duruşmasını izleyenler arasında en diikat çeken şahıs hiç şüphe yok ki, İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosu Leigh Turner.

Devlet ifşasını meşru gören bu şahsiyet konu İngiltere olunca The Guardian’daki gazetecilere de sahip çıkmış mıydı? Yoksa görmezden mi gelmişti.

Tabii ki bu konuyu gündemine bile getirmemişti. Eski CIA ajanı Snowden’ın The Guardin’a sızdırdığı belgeler sonrası İngiliz hükümeti derhal bunun durdurulmasını istemiş aksi takdirde gazeteyi süresiz kapatacağını ve şahıslar hakkında da dava açacaklarını bildirmişlerdi.

Ardından hükümet yetkilileri ve gazeteciler verilen belgeleri hep beraber yok etmişlerdi. Neticesinde İngiltere devleti buna asla izin vermemiş ve en sert tedbirleri uygulayacağını söylemişti. Demokrasinin beşiğinde basının gözü önünde belgeler yok edilmişti. Demokrasinin beşiği diyorum ona göre yani!

Soru şu: Bir İngiliz elçi Can Dündar’a neden destek verir?

a) Kendisini ileride kullanabilmek için
b) İngiliz olmanın verdiği mecburiyetten fitne yerini bulsun diye
c) İşi gücü olmadığı, günlük aktivitesini tamamlamak için
d) Kraliçe’den emir aldığı için
e) Hepsi

İRTİCA DOSYASI /// VİDEO : Beyin Yamyamları (HAZIRLAYAN EDİP YÜKSEL)

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=9jv_sCpKT20&feature=youtu.be

GÜNDEM ANALİZİ /// VİDEO : Kral Çıplak Programı /// 25.03.2016 /// Prof.Dr. Metin Feyzioğlu – Mustaf a Mutlu – Ulusal Kanal

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=WYcdlo7Jubk

https://www.youtube.com/watch?v=iBRO9mc37cs

https://www.youtube.com/watch?v=L-h4VaZ_2Hc&list=TLbODhL6MQywIyNjAzMjAxNg