ORTADOĞU DOSYASI : Güncel Ortadoğu Siyasetinde Suudi Arabistan ve İran Etkileri

Uluslararası Sistem ve Ortadoğu

Soğuk Savaş sonrası diye tasnif ettiğimiz uluslararası ilişkiler sisteminin, bugün belki de Amerikan süper gücünün dahi etkisinin en aza indiği ve çok kutuplu sistemin tanımının en bariz şekilde pekiştiği dönemden geçiyoruz. Batı odaklı uluslararası örgütleler, uluslararası politika ve üretim sisteminin, günümüzde uzak doğu eksenli, Asya merkezli, ucuz işgücü ve daha büyük pazarlara yayılma eğilimlinde olduğu tartışmasız bir gerçektir. Oluşan yeni sistemde Soğuk Savaş dönemine benzer rekabet ortamı oluşmakla birlikte “yeni soğuk savaşın” aktörleri iki kutuplu değil, çok kutupludur. ABD ve SSCB bloklaşmalarına benzer bloklaşmalar ortaya çıkmakta ancak yeni dönemde çok daha farklı bir rekabet ve uluslararası sistemin gelişimi söz konusudur.

Ortaya çıkan yeni sistemde Ortadoğu insanlık tarihindeki önemli yerini pekiştirmelidir. Tarihte Ortadoğu; üç büyük dinin doğduğu, Mezopotamya ve Mısır medeniyetlerinin geliştiği topraklar olmakla birlikte, Hindistan, Çin gibi Asya medeniyetleri ile Roma ve Yunan medeniyetleri arasında bir köprüdür, insanlık tarihinde bu önemli gelişmelere şahit olan Ortadoğu coğrafyası bugünün dünyasında da yükselen Asya ekonomisi ve geleneksel Batı ekonomisi ve teknolojisinin küreselleşen dünyadaki en önemli kesişme noktası olmalıdır. Sahip olduğu enerji kaynakları ve insan kaynağı ile Ortadoğu’nun jeopolitik önemi Batı karşısında yükselen Asya merkezli üretim ve pazar etkisi ile uluslararası sistemde daha ön plana çıkacaktır.

Ne yazık ki Ortadoğu coğrafyası çağımızda mutlaka aşılması gereken, etnik kökenli ve inanç eksenli düşüncelerin kıskacından henüz kurtulamadı. Bu açıdan baktığımızda uluslararası sistemin içinden geçtiği sancılı dönemde revizyonist bölge devletleri, büyük devletlerin veraset savaşına taraf ediliyor, bölge devletlerinin inanç ve etnik yapıyı ön plana çıkararak siyasi hedefler peşinde olduğu gözlemleniyor, uluslararası aktörler bölgesel aktörleri beslemeye devam ediyor.

İnanç merkezli düşünce Ortadoğu’nun hemen hemen bütün devletlerinde gözlemlenen bir gerçek, ancak inanç merkezli revizyonist tutumların en uç noktası ve bölgeyi tam anlamıyla tehlike içine sokan gerilime İran İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallık’ı arasındaki siyasal çekişme açısından bakılması önemlidir. Bu iki bölgesel gücün İslam’ın iki büyük mezhebi olan Sünnilik ve Şiiliği temsil etme eğilimleri, bölgenin hasret kaldığı istikrar, düzen ve egemenlik özlemini zora sokmaktadır.

İslamiyet-Mezhepler ve Ortadoğu

Tarih boyu İslamiyet’e bağlı olarak Ortadoğu coğrafyası, bir takım siyasal çıkarlar uğruna birçok kez mezhepsel rekabetin odağı haline gelmiştir. İslamiyet özü itibari ile tevhit düşüncesi üzerine kuruludur. Tevhit kelime anlamı olarak bir-birlik demektir, İslamiyet’in öğrettiği birlik Yaratıcının “Bir” olmasıdır ve İnsanlığın Tanrısı Tek ve Bir olursa insanlığa bahşedilen dinde de birlik olur, böylelikle inanç üzerinde herhangi bir ihtilaf kalmaz, doğabilecek bir anlaşmazlık, ancak yorum farkına dayanan küçük ve masum farklardan ibaret kalır. İslamiyet’in Müslümanlara anlattığı “dinin bir bütün olarak Allah’a has kılınmasıdır” kutsal kitap Kuran-ı Kerim’i insanlık ile buluşturan Hz. Muhammed’in vefatı ile Hz. Muhammed’in siyasi ardılı olarak seçilen Halifelerin seçimi meselesi, İslam’da mezhepsel ayrımları ortaya çıkarmıştır. Genel anlamı ile İslamiyet’te mezhepler Şii ve Sünni gruplar ve onlardan doğan kollara ayrılmıştır. Sünnilik ve Şiilik arasındaki temel fark, İslam toplumunun siyasal liderliğini kimin yürüteceği ve bu liderliğin boyutunun ne olacağıdır1 İslamiyet’te mezheplerin ortaya çıkışı siyasal temelli başlamıştır ve mezhepçilik halen siyasi nedenlere dayanan sebepler etrafında şekillenmektedir. Günümüz dünyasında egemen olan ulus devletler, siyasal amaçlarına hizmet etmek fikriyle mezhepsel bağları veya mezhep ayrılıklarını bahane edebilmekte mezhep konusu siyasi çekişmenin ve siyasi kutuplaşmanın aktörü haline getirilebilmektedir. Günümüz uluslararası sisteminde Mezheplerin siyasi çekişme aracı haline getirilmesi Ortadoğu’nun iki bölgesel gücü, İran ve Suudi Arabistan temelli olduğu ortaya çıkmaktadır.

ABD ve Rusya Federasyonu Açısından Suudi Arabistan ve İran

Suudi Arabistan dış politikası; dini unsurlar başta olmak üzere, Arap davalarına bağlılık, petrol ve dış ekonomik ilişkiler, bölgesel istikrar ve güvenlik şeklinde dört temel unsuru etrafında şekillenmektedir. Bilhassa bölgesel istikrar ve güvenlik boyutunda bakıldığında ABD ile olan ilişkiye ve bundan kaynaklı olarak İran ile ABD arasındaki gerilimde önemli rol oynamaktadır2 . Suudi Arabistan için en önemli ekonomik kaynak petrol gelirleridir, Suudi Arabistan’ın dünyadaki önemi yine petrolden kaynaklanmaktadır. Suudi Arabistan’da petrol arama ve çıkarma işlemleri ilk olarak Amerikan şirketleri tarafından gerçekleştirilmiştir3.

Suudi Arabistan ABD ilişkileri bir yandan Suudi Arabistan için hayati önem taşırken öbür yandan özellikle soğuk savaş yıllarının son dönemi itibariyle ABD için Suudi Arabistan vazgeçilmez bir müttefik olmuştur. Bu karşılıklı bağımlılık Saddam Hüseyin yönetiminin son bulması ile daha çok gelişmiştir. İran karşısında jeopolitik konumu (Basra körfezi gibi) ve ekonomik kaynakları bakımından Suudi Arabistan coğrafyası ABD politikasında vazgeçilmez unsur haline gelmiştir.

Rusya-İran arasındaki askeri-teknik ilişkilerin tarihi çok eskilere, 16. Yüzyılın başlarına dayanmaktadır. 1521 yılında İran-Rusya ilişkilerini geliştirmek amacıyla bir İran elçilik heyeti Moskova’ya gelmiştir4. Günümüz İran-Rusya Federasyonu ilişkileri yine bu bağlamda özellikle askeri alanda dikkat çekecek şekilde gelişmektedir. Rus- İran ilişkileri birçok fay hattı içermektedir. Ancak hem Rusya’nın hem de İran’ın Batı karşısındaki durumu iki devlet arasındaki ilişkilerin gelişmesine sebep olmuştur. Rusya Federasyonu, dünya silah ihracatında ikinci sırada5, İran ise otuz beş yıllık ambargo tarihinin yükü ile uluslararası sistemde yalnız bir ülke, 14 Temmuz 2015 Viyana’da yeni bir sayfa açılmasını bekleyen İran için en ümit verici tabloda dahi Batı ambargoları silah ve füze alanında ambargoların kalkması için beş yıllık bir süreç ön görmüştür6 bu durum İran’ın son dönemde müdahaleci tutumunu da göz önünde bulundurduğumuzda özellikle Silah pazarı konusunda İran, Rusya için müthiş bir Pazar haline gelmiştir. Rusya 30 Eylül 2015 Tarihinden beri Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı muhaliflere karşı hava operasyonları ile destekliyor Rusya’nın Esad desteğine Uluslararası alanda en güçlü desteği ise İran veriyor. Suriye’de ortak tutum iki ülkenin ilişkilerini son derece güçlendirdi. Rusya; Gürcistan, Ukrayna ve son olarak Suriye müdahaleleri ile Soğuk savaş sonrası Uluslararası sistemdeki pasifize edilmiş aktör imajını kırmayı başardı, İran ise Rusya’nın bu aktifliği sayesinde daha çok ciddiye alınması gereken bir aktör konumuna geldi, Rusya’nın Suriye müdahalesi İran’ın bölgede daha aktif olma dürtüsünü güçlendirmiştir, ancak unutulmamalıdır ki Rusya’nın genel olarak dış politikası ve özel olarak İran ile ilişkileri yeterince sağlam temellere oturmuş değil. Hazar Denizi hukuki rejimi, Orta Asya ve Kafkasya’da bölgesel çıkarların eskiye dayanan rekabeti, enerji piyasasında tedarikçi olma isteği ile rekabetçi tutumun gelişmesi durumu ortaya çıkabilir, iki ülke arasındaki son dönem yakın ilişkinin en büyük sebebi olan ortak Suriye politikası, İsrail-İran gerilimi ile Rusya-İran ilişkilerinde büyük bir krize sebep olabilir.

ABD-Suudi ilişkileri ile Rusya- İran ilişkileri bugün Ortadoğu’da uluslararası güçlerin bölgesel güçler üzerinden veraset savaşına dönüşme durumu olarak yorumlanabilir, iki bölgesel güç ise(Suudi-İran) bu siyasal rekabeti inanç temelli aktörler üzerinden gerçekleştirme eğilimindeler, bu tutum Ortadoğu coğrafyasına barış ve huzur ortamının gelmesini güçleştiriyor ve engelliyor.

Mezhepsel Aktörler Üzerinden Nüfus mücadelesi

Suudi Arabistan Krallığı ile İran İslam Cumhuriyeti arasındaki siyasal mücadelenin Arap Baharı denen süreç ve sonrasında daha belirgin ve daha rekabetçi bir hal aldığı gözlemleniyor. Bu bağlamda Suudi Arabistan-İran rekabeti iki ülke arasındaki yapısal farklılıklardan ve revizyonist tutumlardan kaynaklandığı söylenebilir. “Bahse konu olan yapısal unsurlara göz atıldığında, etnik kimlik olarak Fars, mezhep anlayışı olarak Şia ve yönetim tarzı olarak (teokratik) cumhuriyet olan İran İslam Cumhuriyeti ile etnik kimlik olarak Arap, mezhep anlayışı olarak Sünni ve yönetim şekli olarak (teokratik) monarşi olan Suudi Arabistan Krallığı, bu yapısal unsurların etkisiyle doğal olarak Basra Körfezi’nde karşılıklı olarak birbirlerini rakip olarak görmekteler ve üstünlük mücadelesi içerisine girmektedirler7” Suudi Arabistan Soğuk savaş sonrası dönemi devam ettirmek adına statükocu, İran ise daha revizyonist bir tutum sergilemektedir. Ancak gelişen uluslararası boşluk Suudi Arabistan’ı mevcut durumu koruma isteğinin yanında İslam Dünyası üzerinde daha belirgin bir nüfuz sağlama amacını doğurduğunu da göz ardı etmemek gerekir.

Arap Baharı süreci kapsamında Suudi Arabistan’ın mevcut durumu koruma isteği, ülkede Şiilerin çoğunlukta yaşadığı bölgeleri savunmak durumunda kalmış hem de ülkesi dışında ancak hem Suudi Arabistan’ı etkileyebilecek veya bölgedeki nüfuzuna tehdit olabilecek Mısır, Yemen ve doğrudan müdahale ederek Bahreyn’de mevcut rejimleri savunmuştur. Suudi Arabistan’ın son dönemde Suriye’ye müdahale etme isteği ise bilhassa Şii aktörlerden ve İran’dan tepki almıştır.

Irak’ta Bağdat yönetimi denilen Şia temelli yönetimin ortaya çıkması, İran İslam Cumhuriyeti’nin Ortadoğu’da nüfuz sahibi olma isteği daha net biçimde ortaya çıkmıştır. Irak incelendiğinde Mezhep odaklı çatışmalar ve gerilimin artmasında DAEŞ’in rolü de göz ardı edilmemelidir. Bağdat merkezi Şii yönetiminin varlığı Arap Baharı sürecinde İran’ın nüfuz elde etme isteğinde itici güç olmuştur. İran’ın etki alanı kast edilerek Şii hilali diye adlandırılan jeopolitik söylem, kendini Şii nüfuzun temsilcisi kabul eden İran İslam Cumhuriyeti’nin bugün bir şekilde beslediği aktörlerin mücadele alanı olduğu kabul edilebilir. Arap Baharı süreci ve 2003 ABD’nin Irak müdahalesi Ortadoğu’da belirsizlikleri arttırmış bu belirsizlikten bölge ülkeleri arasında etnik ve mezhepsel sebeplere bağlı mücadele ortaya çıkmıştır.

Şii din adamı Şeyh Nimr Bakır El-Nimr ve 47 kişi 2 Ocak 2016’da Suudi Arabistan’da idam edildi. İdamın ardından İran’da yapılan protestolar sırasında Tahran’daki Suudi Arabistan büyükelçilik binası ve Meşhed’deki konsolosluk binası ateşe verildi. Nimr Suudi Arabistan yönetimini eleştiren, Arap Baharı sürecinde Katif bölgesindeki protestoların başındaydı, Suudi Arabistan ve Bahreyn’deki genç Şiiler arasında önemli bir destekleyici kitlesi bulunuyordu, 2012 yılında tutuklandı ölüm kararı ise Ekim 2014 yılında verilmişti.8 .

İran’daki büyükelçilik ve konsolosluk saldırıları ardından, Suudi Arabistan İran ile diplomatik ilişkilerini kestiğini açıkladı, Suudi Arabistan’ı Bahreyn ve Sudan’ın diplomatik ilişkileri kesmesi izledi, Birleşik Arap Emirlikleri ilişkilerin seviyesini düşürme kararı almıştır9. İdamın yarattığı gerginliğin boyutunu diplomatik ilişkilerin kesilmesinden anlayabiliriz, devletlerarası diplomatik ilişkilerin kesilmesi bir nevi konuşulacak veya görüşülecek bir şeyin kalmamış olması anlamına geliyor. Suudi Arabistan ve İran arasındaki gerilimin Suudi Arabistan etkisi ile anında diğer Arap ülkelerinde karşılık bulması aynı şekilde İran etkisi ile de Şii dünyası üzerinde karşılık buluyor olması, dikkat edilmesi gereken başka bir boyuttur, Karşılıklı tehditvari açıklamalar Şii ve Sünni gruplar üzerinde anında karşılık bulmuştur. Suudi Arabistan ve İran gerilimi bölgede mezhep savaşı riskini her zaman barındıracaktır, bu devletlerin bu bağlamda ikili ilişkilerinde daima dikkatli olmaları gerekmektedir.

Körfez İşbirliği Konseyi Suriye’de Esad’ı destekleyen Hizbullah üyelerine 2013’ten beri yaptırım uyguluyordu 2016 yılına geldiğimizde ise KİK Lübnan’daki Hizbullah’ı terör örgütü ilan etti. Bu hamle karmaşık olan ve belirsiz Lübnan geleceğini ilerleyen dönemde etkileyecek ve Şii-Sünni gerginliğinde yeni bir çatışma ihtimalini arttıracaktır. İran ve Suudi Arabistan arasında veraset savaşının Şii ve Sünni aktörleri Lübnan’ı kaynayan kazan haline getirmektedir.

Jeopolitik Boyut

Müslüman bir Arap ülkesi olan Yemen ise jeopolitik konumu, tarihi ve tarıma elverişli toprakları ile önemli bir coğrafyadır. Zaten istikrarlı bir siyasi tarihi olmayan ve soğuk savaş yıllarında ABD ve SSCB arasındaki rekabetin etkilerini yaşayan Yemen; Arap Baharı sürecinde de Sünni-Şii çatışmaları ile ciddi iç karışıklıklara maruz kaldı. Ülkede azımsanmayacak sayıdaki Şii mezhebi mensubu ve çoğunluğu oluşturan Sünni nüfus arasındaki çatışmalar Suudi Arabistan ve İran’ın tarafları beslemesi, çatışmaların halen devam etmesine sebep olmuştur. Eylül 2014’te (güncel bağlamda) başlayan ayaklanmalar ile Şii Husi hareketi 2015’te ülkenin büyük bölümünü ele geçirdi. Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonu Husi milislere karşı operasyon başlatmıştı. Operasyonu başlatan etkenlerden biri Husi hareketinin Aden körfezine doğru ilerlemeleri oldu, Aden körfezi; Bab’ul Mendep Boğazını Kızıldeniz’e bağlar, işte bu stratejik nokta Suudi Arabistan’ın müdahalesinde etken olmuştur, Husi Hareketi’nin Yemen içinde güneye ilerleyişi hem Günye’deki Sünni grupları hem de jeopolitik sebeplerden Suudi Arabistan’ı harekete geçirmiştir. Bab’ul Mendep; Kızıldeniz ve Hint okyanusu arasındadır Tarih boyunca stratejik ve jeopolitik öneme sahip olmuştur, petrol taşımacılığında dünyanın en önemli boğazlarındandır, Bab’ul Mendep, Aden körfezi ile Hint okyanusuna ulaşmak için Bab’ul Mendep’i kullanacak bütün ülkeler için önemlidir, gerek Suudi Arabistan için gerekse İsrail için önemli olan bu güzergâh, İran destekli Şii grupların hedefi haline gelmiştir.

Yemen’nin durumuna diğer bir bakış açısı ile başlı başına bir Jeopolitik slogan haline gelen Şii Hilali söylemidir Şii hilali ilk olarak Ürdün kralı Abdullah tarafından söylenmiştir. Şiilerin azınlıkta yaşadığı ülkeler kast edilir, İran ise bu hilal ile kast edilen yerlerdeki Şiilerin örgütlenmesinden sorumlu tutulur. Yemen jeopolitik konumu itibariyle Şii hilali söylemi göz önüne alınırsa, bahsedilen Şii hilalinin son noktasıdır, Yemen’de Şii egemenliği gelişirse Suudi Arabistan Şii hilalinin kuşatmasında kalacaktır.

İki ülke arasında bir diğer jeostratejik rekabet sahası Basra Körfezidir; tarihi adı Pers körfezi olan körfez, İran politikasında “Milli Pers Körfezi” olarak isimlendirilmektedir. Arap ülkeleri ve Suudi Arabistan için körfez, “Arap körfezi” olarak isimlendirilmektedir, Bu bilgi ışığında bile Basra Körfezi’nin önemi ve nüfuz mücadelesine sahne olduğu gözlemlenmektedir. Dünya petrol üretiminin üçte biri körfez bölgesinde gerçekleştirilir, dünya petrol rezervlerinin de üçte ikisi bu bölgede bulunmaktadır10.

Mehmet Ali YURTTAŞER

Notlar

1- Cleveland, William l. (2015). Modern Ortadoğu Tarihi, İstanbul, Agora Kitaplığı

2- DİRİÖZ, Ali Oğuz, Mart 2016-cilt:4-sayı 39 Ortadoğu Analiz-ORSAM http://www.orsam.org.tr/tr/trUploads/Yazilar/Dosyalar/201238_mak7.pdf Erişim tarihi: 13.03.2016.

3- DİRİÖZ, a.g.m.

4- http://www.tasam.org/tr-TR/Icerik/213/rusya_federasyonu-iran_askeri-%20teknik_iliskileri TASAM Rusya (Moskova) Temsilciliği Erişim tarihi: 13.03.2016

5- https://tr.wikipedia.org/wiki/Silah_ihracat%C4%B1na_g%C3%B6re_%C3%BClkeler_listesi Erişim tarihi: 14.03.16

6- http://www.timeturk.com/iran-a-uygulanan-ambargonun-tarihcesi/haber-28499 Erişim tarihi: 14.03.16

7- Arap Baharı’nın İran-Suudi Arabistan İlişkileri Üzerindeki Etkisi. Akdoğan İsmail. Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Merkezi. Ortadoğu yıllığı 2012. https://www.ciaonet.org/attachments/27191/uploads Erişim tarihi: 14.03.16

8- http://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/01/160103_nimr_kimdir

9- : http://tr.sputniknews.com/ortadogu/20160104/1019997645/bahreyn-iran-diplomatik-iliski.html#ixzz42SbBhWHq

10- https://tr.wikipedia.org/wiki/Basra_K%C3%B6rfezi

Reklamlar

Etiketlendi:, , , , , ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: