TARİH : GAZİ MİLİS ÜSTEĞMEN FATMA SEHER HANIM (KARA FATMA)

İLETEN : ÖMER LÜTFİ ALBAYIMIZA TEŞEKKÜRLER

GAZİ MİLİS ÜSTEĞMEN FATMA SEHER HANIM (KARA FATMA)

Aşağıdaki ve EK’teki metin “1918-1923 ESARETTEN CUMHURİYETE” kitabımdan alıntıdır.

YAZAR : ŞAHAP OSMAN ARAS – İZMİR

İstiklal Savaşımızın kahraman kadınları arasında bir çok Fatma Hanım vardır. Ancak, en ünlüsü Erzurum’lu Kara Fatma (Fatma Seher) Hanımdır. Şehit Binbaşı Derviş Erden Bey’in eşi olan Gazi Fatma Seher Hanımın adı, bazı kaynaklarda Fatma Seher Erden olarak geçmektedir. Türkiye Cumhuriyetinde soyadı, 1934 yılında çıkarılan bir yasa ile kullanılmaya başlamıştır. Bundan önce bayanlar; evliyse eşinin, değilse babasının adı eklenmek suretiyle anılmaktaydı. Kahramanımızın tanındığı “Kara Fatma” unvanı, 4/11 Eylül 1919’daki Sivas Kongresi günlerinde görüşme fırsatı bulduğu, Gazi M. Kemal Paşa tarafından verilmiştir.

Erzurum’lu Yusuf Abdal Ağa’nın kızı olan Fatma Hanımın annesi Ayşe Hanımdır. Doğum yılı belli değildir. 1922 yılında Tevhid-i Efkar Gazetesinde yayınlanan bir söyleşide, 45 yaşlarında olduğu kaydedildiğine göre; 1877 doğumlu olabileceği tahmin edilmektedir. Birinci Dünya Savaşı yıllarında, Eşi Van’lı Derviş (bazı kaynaklarda Ezdeşin) Bey’in görevli olduğu Edirne/ Yanıkkışla’da ikamet etmişlerdir. Savaşın son yıllarında Doğu Cephesinde görevlendirilen Binbaşı Derviş Bey, Sarıkamış civarında Şehit düşmüş; Fatma Seher Hanım, 30 Ekim 1918’de Mütareke (Ateşkes) ilan edilince, çocuklarını yanına alarak, İstanbul üzerinden Van’daki Anne- Babasının yanına gitmiştir.

Van’da, Ermenilerin Müslüman halka yaptığı barbarlığı öğrenince, büyük bir üzüntüye kapılmıştır. Bunun üzerine, Eşleri Ermeniler tarafından Şehit edilmiş olan 43 kadını silahlandırarak Milli Mücadeleye katılmalarını sağlamıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın Sivas Kongresini topladığı günlerdeki görüşme isteği, güvenlik gerekçesiyle bir çok kez engellenmiş; fakat, yılmayıp sonunda bunu başarmıştır. Gazi M. Kemal at binmeyi ve silah kullanmayı çok iyi bilen bu cesur Türk Kadınını İstanbul-İzmit bölgesinde görevlendirmiştir.

M. Kemal Paşa’nın yazılı talimatını alarak, 9 yaşındaki Kızı Fatma ile birlikte İstanbul’a gelen Fatma Seher Hanım, orada oluşturduğu 15 kişilik Çeteyle silah da kaçırarak, bir süre sonra İzmit’e geçmiştir. Burada Kardeşi Mehmet Çavuşun yönetiminde Van’dan İzmit’e gelmiş bulunan 150 kişilik Atlı Müfrezeyle buluşarak, iç ve dış düşmanlarla savaşmaya başlamıştır. Önce, Albay Kara Emin’in, sonra da, Albay Üsküdarlı Neşet Bey’in emrinde Kaynarca, Bereket ve Alakaya civarındaki çatışmalarda görev almışlardır.Kıyafet değiştirip, Yunan işgali altındaki İzmit’ten cephane kaçırdığı bir sırada, düşmana esir düşerek 19 gün işkence görmüş; ancak, kurtulmayı başararak yeniden Müfrezesinin başına geçmiştir.

1921 yılı başındaki İnönü Muharebesinde, Müfrezesiyle birlikte görev almış ve düşmanın cephe gerisine düzenledikleri baskın sırasında yaralanmıştır. Tedavi gördükten sonra, Kocaeli Grup Komutanı (“Deli” lakaplı) Halit Paşa’nın emrine girmişlerdir. Bu çatışmalarda, kadın savaşçılarını şehit veya yaralı olarak kaybetmiş; Müfreze mevcudu 93’e düşmüştür. Halit Paşa’nın takviyesiyle, mevcudu artırılan Kara Fatma Müfrezesi, İzmit’in kurtuluşuna kadar, Hendek- Düzce arasındaki Nefren Boğazını kontrol altında tutmuştur.

İzmit’in 28 Haziran 1921’de İngiliz destekli Yunan işgalinden kurtulmasından sonra, Müfrezesiyle buraya intikal etmiş ve Çavuşluk rütbesine yükselmiştir. 24 Ekim 1921’deki dilekçesi, Kocaeli Grup Komutanı tarafından uygun görülerek, ikinci bir emre kadar izinli sayılmıştır. 1 Mayıs 1922’de Ankara’daki “Çiçek Bayramı” şenliklerinde düzenlenen Silah Atış Yarışmasında birinci olarak Başkomutan Gazi M. Kemal Paşa tarafından ödüllendirilmiş ve Çavuşluktan Teğmen rütbesine terfi etmiştir. 1922 baharında Ankara’da, Sovyetler Birliği Büyükelçiliğinde konuk olarak bulunan Sanatçı Yevgeni Lansere tarafından bir karakalem portresi çizilmiştir. (*)

Ankara günlerinden sonra, (muhtemelen Sovyet Büyükelçisi Aralof’un önerdiği) bir Kırım gezisine gitmiştir. Kırım dönüşü, Temmuz 1922’de, Erzurum’daki Ailesine gitmek için Trabzon’a vardığında büyük bir ilgiyle karşılanmıştır. İstikbal Gazetesinde savaş anıları yayınlanmış; Rus Konsolosu tarafından kendisine altın bir kol saati armağan edilmiştir. İzin sonrası yeniden cepheye dönen Kahramanımız ve atlı milislerden oluşan Müfrezesi, 26 Ağustos günü başlatılan Büyük Taarruzda düşmanın cephe gerisinde akınlar düzenleyerek, Ordumuzun takip harekatına önemli katkıda bulunmuşlardır.

Bursa 11 Eylül’de Yunan işgalinden kurtarıldıktan sonra, Gazi Fatma Seher Hanım mücahitlik görevini onur ve gururla tamamlayarak, Milis Üsteğmen rütbesiyle terhis edilmiştir. Kara Fatma, İstiklal Savaşına katılan kadın kahramanlarımız arasında, Subaylık statüsüne yükseltilmiş olan tek kişidir. Üstün cesareti ve başarıları nedeniyle İstiklal Madalyası kazanmış; savaştaki silahı kendisine armağan edilmiştir. Üsteğmen Maaşını, hiçbir karşılık beklemeksizin, savaşta yaralarını tedavi etmiş bulunan Kızılay’a bağışladığı için, sonraki yıllarda büyük bir geçim sıkıntısına düşmüştür.

1954 yılı başlarında, İstanbul’daki bir kulübede yardıma muhtaç bir durumda olduğu işitilince; Kars Milletvekili Tezer Taşkıran ve Rize Milletvekili Rıza Akçal, 2 Şubat 1954 tarihinde TBMM.Başkanlığına ortak bir dilekçe vererek, Gazi Fatma Seher Hanım’a ayık bağlanmasını önermişlerdir. Bu önerge TBMM’de kabul edilerek, 22 Şubat 1954 günü 8640 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan kanunla; Erzurum’lu Gazi Kara Fatma’ya “vatani hizmet tertibinden” 170 TL aylık bağlanmıştır. Ancak, Ulusumuzun bu seçkin kadın kahramanı, bir yıl sonra, 2 Temmuz 1955 tarihinde İstanbul/Darülaceze’de Hakkın rahmetine kavuşarak, bu maaştan yeterince yararlanamadan sonsuzluğa göçmüştür.

3 Temmuz’da, Kasımpaşa’daki “Kulaksız Mezarlığına” defnedilen Gazi Milis Üsteğmen FATMA SAVAŞKAN’ın Kabrinin, sonraki yıllarda düzenlenen bir yol inşaatı sırasında ne olduğu, nereye kaldırıldığı bilinmemektedir. Bu ayıp elbette ki, vicdanlarımızı kıyamete kadar sızlatacak olan, çok talihsiz bir durumdur.(**) O’nu saygı ve rahmetle selamlıyor; bizleri bağışlamasını diliyoruz…

ŞAHAP OSMAN ARAS- E.Kurmay Albay,Tarihçi Yazar- İZMİR

(*) Gazi Üsteğmen KaraFatma’nın, LANSERE tarafından çizilen portresine bakarak ve de 1922 yılında yapılan söyleşilerde yer alan “45 yaşlarında olduğu” tasvirlerini değerlendirerek; basında yayınlanan fotoğraflardan pek azının kendisine ait olduğunu tespit ettim. Başta T.C. Kültür Bakanlığı’nın “İstiklal Savaşı” fotoğraf albümleri olmak üzere, bir çok yerde yayınlanan fotoğraflarda gözüken “25 yaşlarındaki” Kızımızın Kara Fatma ile ilgili bir temsilde rol aldığını düşünüyorum.

(**) KIZILAY bu talihsizliği kısmen de olsa telafi etmek için, 2014 Yılında harekete geçerek, Kasımpaşa’daki Kulaksız Mezarlığında bir Anıt-Mezar yaptırmıştır.

Reklamlar

Etiketlendi:, , , , , ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: