SURİYE DOSYASI /// Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU : Bir Uzlaşma Mutlaka Gerekiyordu. Ama Dahası Var

Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU

Brüksel Zirvesi’nin halen kâğıt üstünde duran uzlaşma belgesi daha çok tartışılacaktır. Ama Türkiye ve AB’yi böyle bir belgeye ulaştıran süreç önemlidir. Kim kimden daha fazla kazandı? Kim kaybetti? gibi soruları bu aşamada gereksiz görüyorum. Çünkü ortak kaleme alınan belgenin hayata geçirilmesi de bir süreç. Hem de uzun ve çeşitli badirelerden geçeceği belli olan bir süreç. Şu anda önemli olan sürecin ikinci aşamasının iyi yönetilmesi. Bu açıdan, tam Türkiye’nin istediği gibi mi oldu? Yoksa AB işi nalıncı keseri gibi kendine mi yonttu? sorularına hemen “durum muacelet kesbetmişti. Mütemmim olmasa bile zaman içinde tamamlanmaya açık bir karar manzumesi gerekiyordu” diye cevap vermek lâzım.

Bıçak Kemiğe Dayanınca

Durum neden muacelet kesbetti? Bir kere, aylardır, belki yıllardır ölümüne, bir tür kavimler göçüne tanık oluyoruz. Çaresiz insanların zevali üzerinden kazanç kapılarını ardına kadar açan bir sektör doğdu. Her gün Ege Denizi’nde boğulan, onlarca insan değil, insanlığın ta kendisi.

Türkiye başta olmak üzere, Suriye’ye sınır ötesi konumda olan Lübnan ve Ürdün gibi ülkeler, kendilerini bulundukları kamplarda geçici olarak gören insanlarla doldu. Bunlara koruma, barındırma, besleme ve bakma, güvenliklerini temin etme, ama aynı zamanda ev sahibi her bir ülkenin güvenliğini de gözetmek kolay mı? Ya bunlar yollara düştüğünde, hedefledikleri Batı Avrupa ülkelerine ulaşmak için güzergâhlarında bulunan ülkelerin durumuna ne demeli? Zaten yağ bulsa önce kendi başına sürecek olan Yunanistan, işsizi kulaklarından fışkıran Makedonya bu sele ne kadar zaman dayanabilir ki?

“Menzil-i Maksut” Almanya Olunca

Öte yandan tüm yola düşenlerin “menzil-i maksudu” olan Almanya’nın çilesi de kendine göre. Öyle “tîz-i reftar” kalabalıklar, sonunda Almanya’nın “payine damen” doladı. Başlıca şehirlerinde, sokaklar, tren ve otobüs istasyonları yataklı vagonlar gibi. Kamplar işi düzgün yapmak isteyince de zorlanılıyor. Alman bürokrasisi işi yokuşa sürüyor veya olağanüstü koşullara hemen cevap vermekte zorlanıyor olabilir. Ama en önemlisi, Aylan bebek yüzünden yüreği kan ağlayan Bayan Merkel’in partisi, geçen haftaki eyalet seçimlerinde bir hezimet yaşadı ve sağcı partiler öne çıkmaya başladı.

Korkulan oldu bile, “sınırları zorlayan göçmenlere ateş açılmalı” diyen politikacılar bile gördük. Hristiyan Demokrat Parti’nin akıbeti diye hayıflanırken, insan hakları havarisi Avrupa’nın, ünü ve temel ilkeleri tehlikeye girdi veya girmek üzere. Hani yabancı düşmanlığını ve nedenlerini biliyorduk da bu kadar açık açık dile getirildiğini daha önce pek duymamıştık.

Zamanlamanın Önemi

Brüksel zirvesinin, Cenevre’deki “Suriye Barış Görüşmeleri” ile olan tarih çakışması bence önemli. Rusya’nın zirvenin elini güçlendirmek için Suriye’den kısmen çekildiği izlenimi vermeye çalıştığı, Suriye muhalefetinin ilk defa sistematik bir direnişte bulunmaksızın masada yer aldığı görüşmeler, (dinlenmek niyeti dışında) sona ermezse, göçler yavaşlayabilir ve Brüksel süreci, hem göçmen ve mülteciler, hem AB, hem de Türkiye açısından daha kolay bir süreç haline gelebilir. Bunu da unutmamak gerekli. Çıkmadık canda, devrilmedik masada ümit var. Ayrıca, her iki zirve de farklı gündeme sahip olsa bile, birbirine çözüm baskısı oluşturuyor gibi geliyor bana. Yine de Brüksel kararları, Cenevre’ye bel bağlamadan kendi mecrasında akmak zorunda.

Bu Kervanı Yolda Düzecek Bir Başka Anlaşma

Zaten göçmen akını, “meçhule giden bir kervan” gibi. Can havliyle, bugünü kurtarmak, yarını güvence altına almak için gidiyorlar. 20 Mart tarihini tutturmak için kendilerini nasıl sulara attıklarını da gördük. Yazık, çok yazık.

AB ve Türkiye açısından ise anlaşmanın hayata geçirilmesi, tarafların karşılıklı olarak birbirlerine olan taahhütleri yerine getirmesine bağlı. Çok ayrıntıya girmeden bu konuya bakacak olursak, bir kaç hususa dikkat gerektiğini görürüz:

· AB’nin beklentileri: Türkiye, statüsü uygun olmayanları geri alacak: Ya ayak direyip gelmezlerse? Bu insanlar sopaya mı çekilecek, kurşuna mı dizilecek? Ya yeniden yolunu bulup kaçarlarsa? Türkiye bunları tutmak için ne yapacak? Peyderpey verilecek olan 6 milyar Euro’yu havaya mı atacak ki yakalayanda kalsın? Burada hemen saptama yapalım; denizin, güneşin güzel olduğu, suyu lezzetli, gıdası bol ülkemizi Suriyeli beğenmiyor. Ne yapacağız biz şimdi?

· Türkiye’nin beklentileri: Türkiye, anlaşmayı imzalarken aldığı taahhütlere sevinmiş gibi yaptı. Ama “üyelik umudu yok”. Bu sorun değil, 1963’den beri sıradayız. Şimdi sayılarla uğraşma zamanı. 72 maddelik bir iş var. Bürokrasi harıl harıl çalışıyor. Kâğıt üstünde bir kısmını yaptık, bir kısmını yapacağız ki, Shengen sınırları bize (kime ise) açılsın. Üzerinde veto olan müzakere fasılları var. Ama 17. fasıl açık. Kapanması için Merkez Bankasının özerkliğini güvence altına almamız gerek. Essahtan. Ya 33. fasıl yani Bütçe Faslı açılırsa, bütçe denetimlerini hayata geçirebilecek miyiz ki bu fasıl da başarı ile kapansın? Fasılları açmak yetmiyor. Kapayabilmek ve içini dolduracak uygulamaları hayata geçirmek önemli.

İşler Neden Uzayabilir?

Bir çok neden işleri sarpa sardırabilir. Ama şimdi, “tabii işler uzayabilir. Çünkü üye ülkeler, Brüksel Zirvesi’nde anlaşmanın Türkiye’ye verileceklerle ilgili kısmını, parlamentolarına götürüp, onayacak” deniyor. Çok güzel. Zaten demokrasi en kısa yolu işaret eden bir rejim değil. Ama en uzlaşmacı olanı. Ya biz, biz de anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geldiğini görecek miyiz? Bu olursa, doğru yolda olduğumuza inanacağım. Yine de burada bir ufak çelişki var. Anlaşmanın göçmenlerle ilgili kısmı dünden itibaren yürürlüğe girdi. Yani AB “bu akın hemen dursun”istiyor. Türkiye’de demokrasi onun umurunda mı?

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: