AK PARTİ DOSYASI : Bir devlet yaşadığı coğrafyanın hakkını veremezse, o devletin hakkından g elirler

Barış Doster yazdı; Doğru soruları sormadan, doğru yanıt almak olanaksızdır…

Diplomaside kuraldır; bir devlet yaşadığı coğrafyanın hakkını veremezse, o devletin hakkından gelirler. Tarihimizde, coğrafyamızda örnekleri çoktur. Yazık ki Türkiye de, yaşadığı bölgenin, coğrafi konumunun, haritasının hakkını veremiyor son dönemde. O yüzden haritamızın değişeceğini, siyasal coğrafyamızın küçüleceğini söyleyen çok uzman var, maalesef. Büyük sermayenin, ciheti askeriyenin, egemen siyasetin tutumu da, emperyalizmin ülkemiz ve bölgemizdeki planlarıyla yüzleşmekten uzak, günü kurtarmaya yönelik ne yazık ki. Yakın döneme dek “açılım” adı altında yapılan hataların sonuçlarını önlemeye dönük, pansuman tedbirlerden ibaret. O yüzden Türkiye, emperyalizm destekli etnik ve mezhepçi terör belalarını tam olarak yenemiyor. Emperyalizmin bölgede taşeronluğunu yapan, ağzına toprak reformunu almayan, feodalizmi tasfiye etmeyi hedeflemeyen, Cumhuriyet’in halkçı, eşitlikçi, kamucu, bütüncül kalkınmacı siyasetlerini unutan bir siyaset söz konusu.

DİYARBAKIR’I MERKEZ YAPACAĞIZ DEMİŞTİ

Şu sözleri anımsayalım: Reisicumhur, Şubat 2004’te Kanal D ekranlarında, “ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi içinde Diyarbakır’ı merkez yapacağız” demişti. Başvekil, “Türkiye, küresel yeni düzene, çevresinde alt bölgesel düzenleri yeniden kurarak katkıda bulunacak, bu da Soğuk Savaş sonrasının yeni dünya düzeni olacaktır” diye konuşmuştu, Mart 2009’da devletin resmi haber ajansına verdiği mülakatta. İki demeç de, özünde Türkiye’nin taşeron olarak konumlandığına, kullanıldığına işaret ediyor. Yani aslında Türkiye, emperyalizmin Kürt devleti projesine ebelik, hamilik etmeye karar vermiş. Bugünlerde bir kez daha ortaya çıktığı, KKTC kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ölmeden önce sıkça vurguladığı üzere, Kıbrıs’ı, Girit misali elden çıkarmayı kabul etmiş. O nedenle özünde bir yıkım ve bölünme projesi olan “açılım”, Cumhuriyet’in tasfiyesi anlamına gelen “yeni Türkiye”, Türkiye’nin bölünmesinin perdesi olan“yeni Osmanlıcılık” gibi laflar dolaşıma sokuldu. Başkanlık rejimi, yeni anayasa, bu amaçla gündeme getirildi.“Kurulmakta olan Ortadoğu’nun sahibi, öncüsü ve sözcüsüyüz”, “Cumhuriyet ve ulus devletin kopardığı tarihi bağlarımızla buluşuyor, yapay sınırları ortadan kaldırıyoruz” sözleri, acı gerçeği milletten gizlemek için sıkça dillendirildi. Gerçekte ise Türkiye büyümedi, küçük düşürüldü. Küçülme yolunda ilerledi. Emperyalizmin taşeronluğunu yapmak isterken, bölgesinde yalnızlaştı.

SOROS’A TEPKİ VERMEYENLER, TERÖRÜ ÖNLEYEBİLİR Mİ?

Reisicumhurun ABD’nin Irak işgalinden sonra, “Irak’taki ABD askerlerinin ülkelerine sağ salim dönmeleri için duacıyım” demesi, Süleymaniye’de Mehmetçiğin başına ABD askerleri tarafından çuval geçirilmesi, buna Türkiye’nin en küçük bir tepki vermemesi, daha acısı erkânı harbiye umum reisinin çuvalcı generalin elinden madalya alması, yani ABD’ye sadakatinin ödüllendirilmesi, Türkiye’ye biçilen rolün kanıtları. Nitekim iktidardaki, muhalefetteki pek çok ismin, Açık Toplum Enstitüsü, TESEV, TÜSİAD sermayesinin pek önemsediği, destek gördüğü biri olan, borsa vurguncusu George Soros, emperyalizmin ordumuza biçtiği görevi, Sabancı Üniversitesi’nde katıldığı konferansta açıkça söylemişti, “yetmez ama evet” diyen, “özürdiliyoruz.com” imzacısı hocaların gözünün içine baka baka: “Türkiye’nin en iyi ihraç ürünü Türk ordusudur”. İntihal suçu sabit, cehaleti müseccel, Atatürk’ü aklı sıra “Çanakkale’deki zayıf komutan Mustafa Bey” diye küçük düşürmeye çalışan saray soytarıları da Soros’u ayakta alkışlamışlardı.

Sormak durumundayız: Soros’un sözlerine en küçük tepki göstermeyenler, bu sözlerden utanmayanlar, terörü önleyebilir mi? Gerçekçi olmak, büyük oyunu görmek zorundayız. Türkiye içeride de yakın çevresinde de, Basra’dan Doğu Akdeniz’e uzanan Kürt koridoru için uygun kıvama sokulmak isteniyor. Terör örgütleri PKK, PYD, IŞİD hep bunun aracıdır. Kuzey Irak’taki Barzanistan, Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e bağlanacak, sonra da İran ve Türkiye’nin bölünmesiyle, Kürdistan projesi tamamlanacaktır. Barzani, IŞİD’in Musul’u işgalini fırsat bilip, hemen ertesinde Kerkük’ü işgal ettiğinde, bir adım daha attı. Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD, terör örgütü IŞİD’e karşı savaşırken, hem batıdan bolca destek aldı, hem ABD tarafından kara gücü olarak kullanıldı. IŞİD’in çekilip boşalttığı bölgelere de PYD yerleşti. Barzani’ye bağlı peşmerge güçleri, Türk topraklarından özel izinle geçerek Ayn el Arap’ta IŞİD’e karşı savaşan PYD’ye destek vermeye giderken, terör örgütünün uzantısı olan partinin yöneticileri, bu nedenle kime teşekkür edeceklerini biliyorlar, “Biji, serok Obama” diye slogan atıyorlardı. Ciheti askeriye, ABD’nin eğit – donat projesi kapsamında Suriye’de Esad karşıtı her kim var ise eğitirken, NATO ordusu olduğunun altını çiziyordu. Devleti, Cumhuriyet’i kuran milli ordu, şanlı tarihini unutup, emperyalizme karşı savaşmadan, komutanlarını, kurmaylarını, subaylarını ABD, iktidar, cemaat üçlüsünün kumpasına terk ettiği gün, safını belli etmişti aslında. Dahası savaşmadan teslim olmuştu. Bir savaşta şehit vereceği komutandan fazlasını, kumpaslarla, tertiplerle, iftiralarla kaybederken, direnmemişti.

ABD KİME MESAJ VERİYOR?

ABD’nin eski Türkiye büyükelçilerinin reisicumhur hakkındaki raporlarının gerçek niyetini görmeliyiz. Hedef; aba altından sopa gösterip, yeni ödünler koparmaktır. Yen ödevler vermektir. Yoksa ABD, bir zamanlar “Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanıyım” diyen, “Medeniyetler İttifakı eş başkanıyım” diyen, “Ergenekon davasının savcısıyım”diyen, “Milliyetçiliğin her türlüsü ayaklar altına aldık” diyen, “Diyarbakır’ı BOP içinde yıldız yapacağız” diyen birinden, niye vazgeçsin? Türkiye’de seçeneğinin olmadığını ABD bilmiyor mu? Onun yerine gelmek isteyenlerin, onun kadar kitle tabanına sahip olmadığını, destek almadığını ABD görmüyor mu? ABD’nin Ortadoğu siyasetine onun kadar bağlısını; Irak, Suriye, Libya, Kıbrıs, Kürt devleti konularında onun kadar ABD’yle uyumlusunu bulamayacağını, ABD anlamıyor mu? KKTC’de Annan Planı’nı destekleyen, KKTC kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı, “yes be annem”diyen, “Bağımsız KKTC bir hayaldi” diyen KKTC cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la telefonda çekiştiren, “Denktaş artık bitti” diyen, Denktaş’ın TBMM’deki konuşmasına gelmeyen, “Gitsin kendi meclisinde konuşsun” diyen bir zihniyetin, Türkiye’nin KKTC’deki hak ve çıkarlarını korumayacağını ABD kavramıyor mu? Elbette biliyor, görüyor, anlıyor, kavrıyor. O nedenle yükleniyor zaten. Verdiği sözleri tutmasını istiyor. O yüzden baskı yapıp, İsrail politikasında U dönüşü yapmasını sağlıyor. Yeniden terör örgütüyle müzakere yapmasını istiyor.

DEVLET İLK KEZ TERÖR ÖRGÜTÜYLE PAZARLIK YAPTI

Şurası açık ki; çözüm süreci denilen çözülme, çürüme, çöküş sürecinde devlet ilk kez, resmen, açıktan, kurumsal olarak terör örgütüyle masaya oturdu. Pazarlık yaptı. Terör örgütü PKK, bu sayede, hayal bile edemeyeceği güç, itibar elde etti. Adeta anayasal hak, anayasal imtiyaz almaktan daha büyük bir meşruiyet kazandı, devletin istihbarat teşkilatıyla müzakere ederek. Bu kadar önemli, kritik, üst düzey bir bürokrat eğer terör örgütü PKK yöneticileri ile görüşüyorsa, görüşmenin ötesinde müzakere ediyorsa, pazarlık yapıyorsa, mutabakata varıyorsa, Türkiye artık dünyaya dönüp, “PKK’yı terör örgütü olarak tanıyın” deme şansını büyük ölçüde yitirmiş demektir. Eğer PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin lideri Salih Müslim, Türkiye’nin başkentinde ağırlanıyorsa, Türkiye’nin dünyaya dönüp, çok haklı olarak, “PYD de aynen PKK gibi bir terör örgütüdür” dese de, bu sözünün ikna edici olmayacağı açıktır. Çünkü bu lafı duyanlar da kalkıp, “İyi de, sen onunla Ankara’da görüşürken, Esad’a karşı savaşması için pazarlık yaparken, onun terör örgütü olduğunu bilmiyor muydun?” diye sorarlar.

TÜRK MİLLETİ ŞUNLARI SORMALI

Türk milletinin de şunları sorması gerekiyor: Irak Türkmenleri için ne yaptınız? Daha birkaç ay öncesine kadar açılım kapsamında terör örgütü PKK’yı övenler kimdi? Terör örgütü lideri için “İyi çocukmuş. Gençliğinde, namazında niyazındaymış. Mülkiye’de okurken camiye gidermiş” diyenler kimdi? Anayasa’dan Türk milleti kavramını çıkarmak isteyenler, ilk 4 maddeyi tartışmaya açanlar kim? Gezi olayları sırasında, duyarlı tavrı, eylemlere mesafeli oluşu nedeniyle HDP’ye teşekkür edenler kimdi? Sonu gelmeyen Ermeni açılımını kim başlattı? Süleyman Şah türbesini koruyamayan kim? Önce “Ne işi var NATO’nun Libya’da?” deyip, sonra Libya’ya saldıran ülkelere destek veren kim? Önce bedelli askerliğe karşı çıkıp, sonra bedelli askerliği kabul eden kim?

Kıssadan hisse: Doğru soruları sormadan, doğru yanıt almak olanaksızdır. Ve bilgenin dediği gibi; sormak, bilmekten gelir.

Barış Doster

Odatv.com

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: