SURİYE DOSYASI : Suriye’de İşlenen Suçlara Kim Dokunacak ?

KAYNAK : Stratejik Düşünce Enstitüsü

Suriye’deki mevcut durum, önümüzdeki süreçte küresel açıdan evrensel insani değerlerin nasıl korunacağına dair endişeleri daha da büyütüyor. Uluslararası kurumlar ülkedeki çatışmaları durduracak, adil ve kalıcı bir barış ortamını sağlayacak gücü kaybettiği gibi meşruiyetlerini de yitiriyorlar. Cenevre III görüşmeleri muhalifleri oyalamak, rejim ve işbirlikçilerinin masada elini güçlendirmek amacıyla kurgulanmış bir senaryo olarak görülüyor. Suriye’deki insani felaketin mimarları açık şekilde soykırım suçu, insanlığa karşı suç ve savaş suçu gibi Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) yargı yetkisine giren üç büyük suçu beş yıldır işlemeyi sürdürüyor. Buna karşılık uluslararası toplum eli kolu bağlanmış olarak Suriye halkının yok edilişini izliyor.

Uluslararası kamuoyu, rejime alan açmaya yönelik insanlık dışı Rus saldırılarının sonuçlarını tartışmakla meşgul olsa da, bu vahşetin beş yıldır sürmesinde Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği yönetimlerinin ağır sorumluluğunu hiç kimse görmezden gelemez. Dolayısıyla küresel güçlerin Suriye’de taşeron örgütler üzerinden yönettiği vesayet savaşının en önemli sanığı aslında evrensel insani değerleri korumakla yükümlü uluslararası mekanizmalardır. İkinci Dünya Savaşı’ndan beri yaşadığımız en büyük trajedi olan Suriye krizinin sona erdirilmesinde hiçbir ciddi çaba göstermeyen uluslararası kuruluşlar, insanlık vicdanında derin yaraların açılmasına neden olmuştur.

Uluslararası Ceza Mahkemesi: Adı Var, Kendi Yok

Beş yıldır insan hakları örgütlerinin defalarca açıkladıkları bilgi, belge ve raporlar Suriye’de bir insanlık suçu yaşandığını zaten göstermekteydi. Sanki bu gerçek hiç bilinmiyormuş ya da Rusların vahşi eylemleriyle ilk kez yaşanıyormuş gibi BM Komisyonlarının göstermelik açıklamalarda bulunması ise başlı başına bir talihsizliktir. Son olarak, BM Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu Başkanı Paulo Pinheiro, Suriye rejiminin insanlık ve savaş suçu işlediğini ve bu suçları işleyenlerin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanması gerektiğini ifade etti. Pinheiro bu açıklamayı yaparken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) daimi üyelerinin Esed rejimini bugüne kadar nasıl koruduklarını ve Suriye halkının acılarını dindirecek her karar tasarısını nasıl veto ettiklerini biliyor olmalıydı. Nitekim Konseyin daimi üyeleri olan ABD, Rusya ve Çin UCM’nin yargı yetkisini tanımayan güçler olarak, Suriye’de işlenen suçların soruşturulması için UCM Savcısının harekete geçmesini zaten engellemekteydi. Büyük umutlarla kurulan UCM küresel adaleti sağlamak yerine ne yazık ki egemen güçlerin çıkar ilişkilerini meşrulaştıran bir araç haline getirildi.

Rusya’nın İran ve rejim güçleriyle birlikte DAEŞ’le mücadele adı altında Suriye muhalefetini boğma girişimi, aynı zamanda ülkenin Sünni bölgelerini tamamen insansızlaştırma çabasının bir parçasıydı. Bu ittifakın perde gerisindeki diğer aktörleri olan ABD, İsrail ve İngiltere, Türkiye’yi Suriye politikasında yalnızlığa sürüklemeyi ve PYD gibi işbirlikçi örgütler üzerinden istedikleri gibi bir bölgesel Kürt yönetimi oluşturmayı amaçlıyordu. Kirli ittifak, bir yandan Türkiye’ye doğru yeni göç dalgaları yaratırken aynı zamanda Türkiye’nin mültecilere yönelik ev sahipliğinden övgüyle söz etmeyi ve BM’yi de kullanarak “Sınırların açılması çağrısı” yapmayı ihmal etmeyecekti. Türkiye’nin oynanan bu tiyatroyu izlemesi ve bölgedeki vahşi çıkar mücadelesine ses çıkarmayıp gelişmelerin bütün siyasi ve ekonomik faturasını da ödemesi planlanmıştı, ama oyun bozuldu.

Türkiye’nin insani diplomasi çerçevesinde yürüttüğü Suriye politikasını küresel çıkarları için kullanmaya çalışan güçlerin işlediği savaş, soykırım ve insanlık suçlarının cezasız kalmaması bakımından kokuşmuş mevcut sistemin çöpe atılması ve uluslararası adaletin yeni mekanizmalarla sağlanması gerekiyor. UCM’nin işlevini bozan en önemli sorun, BM Güvenlik Konseyi kararlarına mahkûm olmasıdır. P5 üyelerinin bugüne kadar insanlık ailesinin yararına ne yaptığı ortada olduğuna göre, UCM’nin mevcut yapısıyla bu boyunduruktan kurtulması imkânsızdır. BM Güvenlik Konseyi’nin yapısının değişebilmesinin öncelikli şartı ise, uluslararası toplumun egemen güçlerin tahakkümünden uzaklaşabilmesi, bağımsız bir irade ortaya koyabilmesidir.

Suriye’de işlenen ve uluslararası yargı yetkisi kapsamındaki suçların faillerinin hesap verebilmesi bakımından BM Genel Kurulu’nun ivedilikle “Suriye İçin Uluslararası Ceza Mahkemesi” kurulmasına yeşil ışık yakabilmesi gerekmektedir. Bunun özellikle Batılı çevrelerin engellemesiyle karşılaşacağı ve gerekçe olarak UCM’nin zaten daimi bir Ceza Mahkemesi olması nedeniyle uluslararası yargı yetkisinin bulunması ileri sürülecektir. Ancak sorun, mahkemenin yapısından ziyade mahkemenin yargı yetkisini kısıtlayan ve işleyişini siyasallaştıran güçlerin müdahalesinden kaynaklanmaktadır. Bugün Suriye’de birçok tanık, belge ve raporla kanıtlanmış bulunan soykırım, savaş ve insanlık suçlarının adil biçimde soruşturulmasını önleyenler bizzat bu ülkeyi felakete sürükleyenlerdir. Dolayısıyla yeni bir siyasi durum oluşmadığı sürece UCM’nin soruşturmakla yetkili olduğu suçlarda adil bir yargılama yapabilmesini beklemek hayalcilik olacaktır.

Soykırım, Savaş ve İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar

Cenevre Sözleşmelerinin bütün prensiplerinin çiğnendiği Suriye’deki saldırılarda açıkça etnik, dinsel, ulusal ya da ırksal bir grubun tamamını veya bir kısmının yok edilmesinin amaçlandığı, yani soykırım suçunun oluştuğu görülmektedir. Bayır-Bucak Türkmenlerine yapıldığı gibi, ülkedeki diğer gruplara yönelik topyekûn saldırıların soykırım amacını taşıdığı, bağımsız insan hakları gözlemcileri tarafından raporlanmıştır. Soykırım suçunun oluşması için herhangi bir sayı şartı bulunmamaktadır. Eylemlerde soykırım amacının tespiti bu suçun oluşması için yeterlidir. Diğer taraftan geniş bir alanda ve sistematik olarak yürütülen saldırıların insanlığa karşı işlenen suçlar çerçevesinde ve yaygın biçimde gerçekleştiği defalarca belgelenmiştir. Misket ve varil bombaları gibi kitlesel ölümlere yol açan ağır silahların kullanıldığı bu eylemler, sivillerin ölümüne, zorla yerlerinden edilmelerine ve sınır dışı yapılmalarına neden olduğu için doğrudan insanlığa karşı işlenen suç niteliğindedir. Cenevre Sözleşmeleri tarafından korunması gereken tüm gruplara yönelik kasten öldürme, işkence ya da insanlık dışı muamelede bulunma, özel mülklere, ibadethanelere ve sağlık kuruluşlarına doğrudan zarar verme gibi savaş suçları Suriye’de tüm çıplaklığıyla belgelenmiş durumdadır. Uluslararası güçlerin yanı sıra PYD ve DAEŞ gibi taşeron örgütlerin de Suriye halkına karşı işlediği bu tür suçların etkin biçimde kovuşturulması bakımından önümüzde uzun ve zorlu bir hukuk mücadelesi bulunmaktadır.

Türkiye, ağır bir mülteci yükü altında bulunmanın zorluklarından daha çok bölgesinde kuşatılmışlık sendromu yaşamaktadır. Irak’ta uygulamaya konulan parçalama stratejisinin bu kez Suriye’de tekrarlanmak istenmesi, Türkiye’nin hazmedebileceği bir durum değildir. Uluslararası sistemin efendileri, Rusya’nın saldırganlığını teşvik ederek Suriye’nin geri dönülemez biçimde etnik ve dini olarak bölünmesini ve Türkiye’nin her açıdan ağır bir bedel ödemesini öngörmektedir. Yapılacak en önemli işlerden biri, Suriye’nin mazlum halkına olan desteğimizi sürdürürken, küresel hegemonik güçlerin ablukasını kıracak güçlü lobi faaliyetlerini her platformda harekete geçirmek olmalıdır. Suriye’de işlenen suçların cezasız kalmaması için Türkiye’nin uluslararası bütün mekanizmalara baskı uygulaması fakat bunu yaparken, alternatif siyasi ve hukuki yapıların da ortaya çıkması bakımından somut politikalar geliştirmesi gerekmektedir. Bu bağlamda soykırım, savaş ve insanlık suçlarının BM Güvenlik Konseyi’nin baskısı altındaki UCM’nin insafına terk edilemeyecek kadar önemli olduğu ve yeni bir bağımsız yargı organına ihtiyaç duyulduğu görülmektedir.

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: