GÜNDEM ANALİZİ : Maske Düştü, Kirli İttifak Gözüktü (!)

KAYNAK : Stratejik Düşünce Enstitüsü

Bugünlerde Suriye ve Türkiye’de yaşanan dramatik olaylar ve terör saldırıları ile ilgili Türkiye’nin ABD ve Batılı ülkeleri hedef alan suçlamaları karşısında ABD dışişlerinin PYD, YPG vb. örgütler hakkında yaptığı değerlendirmeler ve söz konusu örgütlerin müttefik olarak görülüp destekleneceklerine dair Cumhurbaşkanı’na verdiği cevaplar malumun ilanı anlamına gelmektedir. Artık saklı-gizli bir şey kalmamış deşifre olmuştur. Taşeron örgütler üzerinden Türkiye ve İslam dünyasına karşı yürütülen mücadele bir terör mücadelesi değil, İslam dünyasını ve ülkemizi imhaya, köleleştirmeye ve sömürmeye yönelik bir emperyalist savaştır; doğrudan bir Haçlı Seferi’dir. Suriye üzerinden İslam dünyasına (özellikle Sünni Müslüman dünyaya) karşı yürütülen bu savaşta, I. Dünya Savaşı’na benzer şekilde ABD, Rusya, AB devletleri ve onların taşeronluğunu yapan örgütler ittifak halinde gözüküyor(!) Birinci Dünya Savaşı yıllarında terör planları Ermeniler üzerinden yürütülmüştü. Günümüzde ise bu iş yine çoğunluğunu Ermeni ve yabancı lejyonerlerin, diğer bir kısmını ise Kürt veya Alevi olduklarını iddia ettikleri halde inanç ve değerler açısından Müslüman Kürt toplumuyla ve gerçek Alevilikle hiçbir bağlantısı olmayan militanların oluşturduğu sözde Marksist-Stalinist örgütlerle yapılmaktadır. Ne ucûbe bir durum ki, Marksist olduğunu iddia eden bir örgüt, tamamen global kapitalistlerin, global emperyalistlerin piyonluğuna soyunup etnik milliyetçilik üzerinden onların emellerine hizmet edebiliyor(!) Ya Ehl-i Beyt davasına hizmet ettiğini iddia etmesine rağmen, kısa vadeli çıkarlar için masum insanların canlarını, mallarını ve ırzlarını hiçe sayan zalim Suriye rejiminin ve global aktörlerin dümen suyuna giren İran yönetimine ne demeli? İran’ın İslam dünyasına ve ümmete karşı yürütülen bu emperyalist savaşın bir parçası haline gelmesi ne büyük bir talihsizlik(!) “Büyük Şeytan” ne zamandan beri büyük dost haline geldi? Demek ki İran’ın, kendisine ambargo uygulandığı dönemde Türkiye’nin desteğini almak için Türkiye’ye yakın ve dost görünmesi de sadece bir takiyyeden ibaretmiş(!)

Evangelist Bush ve Neo-con taifesi, bugün artık bir senaryo olduğu iyice anlaşılan 11 Eylül hadisesinden sonra Afganistan saldırısını başlatırken bunun bir Haçlı Seferi olduğunu ilan etmişlerdi. Afganistan ve Irak’a yapılan saldırı ve bombalamalar milyonlarca insanın katledilip bir o kadarının yaralanmasına neden olmuştu. Benzer şekilde Suriye’de DAEŞ’le mücadele(!) sloganı altında rejim muhaliflerini ve sivil halkı bombalayan, kadın-ihtiyar-çocuk ayrımı yapmadan binlerce masum Sünni Müslüman’ı katleden Rus jetleri de Rus Ortodoks patriği tarafından kutsanarak havalanmıştı. Ne garip bir tevafuk ki, Rus jetlerinin DAEŞ’e karşı savaşan muhalifleri bombaladığı şu günlerde, ABD’de yayınlanan Foreign Policy dergisinin internet sitesinde yer alan bir makalede Suriye’de DAEŞ’e karşı operasyon yürüttüğünü iddia eden Rusya’nın, Tuveynan bölgesinde DAEŞ’li militanlarla işbirliği içinde olduğu bilgisine yer verilmektedir. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakınlığıyla bilinen Gennady Timçenko’nun sahibi olduğu Stroytransgaz’ın, taşeron Hesco şirketi aracılığıyla söz konusu bölgede yeniden inşaat faaliyetlerine başladığına, Rus mühendislerin tesise döndüğüne dair haberler medya ve internete yansımış durumda(!)

Rusya’nın gerçekte DAEŞ’e karşı herhangi bir ciddi mücadele içerisinde olmadığı, Suriye’de kendisi için bir alan açmaya ve sıcak denizlere inmeye çalıştığı zaten herkesin malumu. Nitekim Rusya’nın DAEŞ mevzilerini vurmak yerine gerçekte muhalifleri ve Türkmenleri vurduğunu, Putin’e göz kırpıp yeşil ışık yakan ABD dışişleri de itiraf etmek mecburiyetinde kalmıştır. ABD, bir taraftan Esed rejimine karşı gibi görünüp muhalifleri desteklediğini iddia ediyor, diğer taraftan Rusya’nın yanında muhaliflere karşı savaşan PYD’yi müttefik ilan edip ona açıkça silah desteği veriyor, muhalifleri bombalayan Rusya’ya karşı hiçbir adım atmıyor(!) Yine ABD ve Batılı devletlerin, Rus uçaklarının Suriye halkını bombaladığı bir sırada İran kuvvetlerinin Esed kuvvetleriyle beraber muhaliflere saldırısı karşısında, söz konusu saldırıya bir tepki koymayıp İran’ı ödüllendirir gibi ambargoyu kaldırmalarını nasıl yorumlamak gerekir? Bütün bu uygulamalarda pragmatist ve Makyavelist politikaların en somut örneklerini görebiliyoruz. Bütün dünyanın gözü önünde yalan söyleniyor(!) Rusya’nın Suriye’de yürütmekte olduğu işgal ve katliam programına sözde tepki gösterilmesine rağmen, mezkûr katliama son verilmesi konusunda ABD, BM, NATO ve Batılı devletler tarafından şimdiye kadar ciddi bir adımın atılmamış olması son derece manidardır. Suriye’deki iç savaşa siyasi çözüm bulmak için yapılan Cenevre görüşmelerine rağmen şimdiye kadar bir sonucun alınamamış olması, savaşın devam ettirilip derinleşmesine seyirci kalınması, yüz binlerce masum insanın bombalarla katledilip tehcir ettirilmesine göz yumulması hiçbir şekilde iyi niyetle açıklanamaz.

DAEŞ vizesi ile Batılısı-Doğulusu birçok devlet Suriye’ye giriyor, ama DAEŞ yerine Ilımlı muhalifler, Türkmen, Arap, Kürt masum Suriye halkı vuruluyor, katliama maruz bırakılıp tehcire zorlanıyor(!) Bu emperyalist plan için birtakım taşeron örgütler kullanılıyor. Açıkçası, ortada yedi düvelin dâhil olduğu bir savaş var. Totaliter yapıların desteklenmesiyle etnik ve mezhebi farklılıklar üzerinden yürütülen bu kutsal(!) savaşla, Sykes-Picot anlaşması doğrultusunda Orta Doğu coğrafyasının bölünüp parçalanması ve yeniden paylaşılması amaçlanmaktadır. Ülkemize karşı yürütülen terör oyunu da tamamen bu kutsal(!) savaşın bir parçası ve uzantısı. Çünkü Türkiye, tarihiyle, devlet tecrübesiyle, geçmişinden aldığı ruh ve medeniyet tecrübesiyle emperyalist aktörler tarafından bölgesinde oynanmak istenen bu oyunları ve ihanet planlarını boşa çıkaracak, mazlumların sığınağı büyük bir ülke. Gizli ve kirli ittifaklarla Suriye’nin dizayn edilip yeni haritaların oluşturulmasına yönelik hesapların yapıldığı bu dönemde, ülkemizin terörle meşgul edilmesi, iç enerjisinin tüketilmesi, Suriye masasında tamamen devre dışı bırakılıp Sünni dünyanın etkisizleştirilmesi hedeflenmektedir. Türkiye, istiklal ve istikbalini ortadan kaldırmaya yönelik bu oyunu bozmalıdır.

Türkiye ve müttefikleri tehditleri bertaraf etme, bölgesel güvenliği, sınırları, iç barışı ve bütünlüğü koruma noktasında meşruiyet sınırları içerisinde konuya müdahil olmak durumundadırlar. Bunun için hedeflerin doğru tespit edilmesiyle ekonomik ambargo ve petrol silahının kullanılması dâhil politik ve iktisadi bütün imkânların seferber edilmesi gerekebilir. Suriye’deki rejime destek için Rusya tarafından muhaliflere karşı yürütülen, masum ve sivil halkın katledilip tehcir edilmelerine neden olan bombalamaların hiçbir meşruiyeti yoktur. Yapılanlar insan haklarına ve hukuka açıkça tecavüzdür. Yüzbinlerce insan yerinden yurdundan ayrılıp göç yollarına düşmüştür. Batılı devletleri de ciddi manada etkileyip sarsacak bu trajedinin önüne geçilmediğinde, bunun faturası herkes için çok ağır olabilir. Batılı müttefiklerimizin(!), NATO ve Birleşmiş Milletler’in; yani uluslararası koalisyonun yapması gereken şey, Rusya ve İran’ın DAEŞ’le mücadele yalanıyla Suriye rejimine sahip çıkan, orada kendileri için alan açmaya ve demografik yapıyı değiştirmeye yönelik bütün faaliyetlerini durdurmaları, onlara karşı ciddi bir duruş sergilemeleridir. Suriye’de doğrudan sivilleri ve masum halkı hedef alan bütün saldırı ve bombalamalar acilen durdurulmalı, bütün tarafların adalet ve denge içerisinde yer alacağı çoğulcu ve demokratik bir yapının oluşturulması için ciddi adımlar atılmalıdır. Bunu göçmenlerin tekrar asli yurtlarına döndürülmesi, yaraların sarılması, ihlallerin gerektirdiği tazminatların ödenmesi, makam ve pozisyonu ne olursa olsun katliam ve vahşete imza atan sorumluların hukuk önüne çıkarılıp yargılanmaları izlemelidir. Bu yapılmadığı takdirde, global aktörlerin İslam coğrafyasına müdahalelerine meşruiyet kazandırmak için öne çıkardıkları “demokrasi götürme”, “hukuku ikame etme”, “hak ve özgürlükleri koruma” iddialarının sadece sömürüye kılıf geçirmek için uydurulan yalanlar olduğu iyice teyit edilmiş, kendilerine duyulan güven tamamen kaybedilmiş olacaktır.

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: