RUSYA DOSYASI : Uçağın Düşürülmesinin Ardından Rusya’nın Tu tumu

1(18).jpg

Rus savaş uçağının düşürülmesini müteakip yapılan açıklamalara bakıldığında, hem Türkiye ve hem de Rusya tarafından verilen beyanatlarda bir taraftan yumuşama sinyalleri verilirken diğer taraftan da kendi haklılıklarını ileri süren iddialara şahit olmaktayız. Bu açıklamalarda Türkiye’nin uluslararası kural ve diplomasi adabına uygun bir yaklaşım sergilediği açıkça görülmesine rağmen, Rusya’nın hiç hazırlıklı olmadığı bir durumla karşılaşmanın şaşkınlığıyla ne yapacağını bilemez halde, birbiriyle çelişen ve her dakika yeni bir yaklaşım ortaya koyan açıklamaları dünya kamuoyunda kaygı ile izlenmektedir.

Aşağıdaki değerlendirmede konu düşürülme hadisesinden sonra Rusya’nın yaklaşımı açısından ele alınacaktır.

Uçağın düşürülmesinin ardından Rusya tarafından yapılan açıklamalarda uçağın hava sahasını ihlal etmediği iddiası NATO ve ABD’nin ihlal olmuştur teyidi ile gündemden düşmüş ve yerini yumuşama sinyalleri ile birlikte bir takım talep ve buna bağlı tehditlere dönüşmeye başlamıştır.

Rusya ilk aşamada Türkiye’yi ISID’ı destekleyen bir ülke olarak suçlamış ve ilk tepki olarak Türkiye Suriye sınır kapısındaki yardım TIR’larını bombalayarak hırsını almaya çalışmıştır. Bu harekat ile Türkiye’nin ABD ile tesis etmeye çalıştığı 98 km.lik “güvelik bölgesinin” kendisi tarafından dikkate alınmadığını vurgulamak istemiştir. ABD ise bu darbeye karşı herhangi bir tedbir göstermekten uzak bir tutum izlemiştir. Bunun hemen sonrasında Moskova kendisini mağdur konuma sokarak, çıkan krizi fırsata dönüştürmeyi bilmiştir. Fırsattan süratle istifade ederek, Lazkiye yakınındaki hava limanına S-300, S-400 karadan-havaya savunma sistemlerini ve Tartus limanına yine bu füzelerin yüklü olduğu gemileri konuşlandırmıştır. Ayrıca havalimanına ilave bombardıman ve savaş uçakları getirmek suretiyle bölgedeki varlığını güçlendirmiştir. Görüldüğü kadarı ile Rusya Suriye’de ki varlığını oldukça güçlendirmiş ve bölgede ABD’nin sahip olmadığı ciddi bir askeri güç haline gelmiştir. Bu ana kadar ABD ve AB’den herhangi bir tepki gelmemesi özellikle ABD ve Rusya arasında gizli bir mutabakatın varlığı konusunda şüphe oluşturmaktadır.

Bu durum Türkiye açısından ciddi açmazlar yaratacak gibi görünmektedir. Bunlardan en önemlisi yukarıda bahsettiğimiz “güvenlik bölgesinin” tesisinde ciddi çatlak oluştuğu konusudur. Bu aşamada ABD olaya el atarak, Türkiye ile birlikteliğini ilan etmez ise, Ankara’nın bu girişimi teşebbüs olmaktan ileri gidemeyecektir. Bundan sonraki dönemde ise, Türkiye’nin ılımlı muhalif ve Türkmenlere yardım TIR’larını göndermesi oldukça zora girecektir.

Bütün bu olanlara seyirci kalan ABD’nin oyunda gittikçe devre dışı kalan bir konuma düştüğü görülmektedir. Rusya Suriye’ye yaptığı fiili müdahale ve Esad rejimini destekle bir taraftan ADB ve AB meydan okurken, diğer taraftan dikkatleri Ukrayna krizinden çekmeyi başarmış ve Kırım işgalini meşru bir konuma sokmuştur. Bütün bunların yanında ABD’ne ve dünyaya Rusya’nın büyük devlet olduğu, ambargolardan etkilenmeyeceği imajını vermeye çalışmıştır.

Bütün bu haleti ruhiye içinde olan Rusya uçağın düşmesi ile şaşkınlık içine düşmüştür. Gelinen noktada Türkiye ile krizi tırmandırmayacağını belirtirken, Devlet Başkanı Putin özür ve tazminat beklediklerini ifade etmiştir. Bu ifadeler Moskova’nın hiçbir şekilde kendi haksızlığı konusunda ikna olma niyetinde olmadığının açık bir yansımasıdır. Diplomatik olarak, ambargo uygulanmayacağı açıklanmasından bir süre sonra, müşterek faaliyetlerin dondurulacağı, askıya alınacağının belirtilmesi devlet adabına uymayan bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Ayrıca Moskova Türk Büyükelçiliği’nin taşlanması ve Türk iş adamlarının enterne edilmesi, alıkonulması ve kötü muamele yapılması Moskova’nın söyledikleri ile yaptıklarının birbiriyle uyumdan son derece uzak olduğunu, zorbalığın devlet adabına hakim olduğunu vurgulamaktadır.

Gelinen aşamada Rusya’nın Suriye’de yeni silah sistem, uçak ve gemileri konuşlandırmasıyla Orta Doğu’da geri dönüşü olmayan bir toprak işgaline niyetli olduğunu belirtmek tarihi gerçekler değerlendirildiğinde yanlış bir yaklaşım olmayacaktır. Bu suretle yeniden iki kutuplu yapılanma dünyanın enerji kaynakları üzerinde olarak Rusya’nın süper güç konumunu kazandığı iddiasıyla gerçekleşme yoluna girmiştir. Bu yapılanma sırasında ABD ve Avrupa’nın tutumu çok önemlidir. Bu konuda ilk karşı çıkış Türkiye’den hava sahası ihlali karşılığı olarak gelmiştir.

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: