RUSYA DOSYASI : Suriye Krizinde Rusya’nın Türk Hava Sahası İhlal i

rus-u%C3%A7aklari-t%C3%BCrkiyeye-girdi-ankara-ayaklandi-rusya-sava%C5%9F-u%C3%A7aklari.jpg

Ortadoğu’da birçok diktatör rejimin devrilmesine yol açan Arap Baharı akımının Suriye’deki rejimi de etkilemeye başlamasıyla birlikte Suriye’de rejime karşı mücadele başlatan gruplar ortaya çıkmıştır. Bu karışıklık ya da mücadele esnasında Irak’ta doğarak gelişen IŞİD terör örgütünün Suriye’de etkili olması ve güneyden kuzeye büyük kesimi kontrol altına alması buradaki krizi bambaşka bir boyuta taşımıştır. 4 yılı aşkın bir süredir devam eden Suriye krizinde, IŞİD terörü ile birlikte ülkede belirsizliğin ve iç savaşın giderek şiddetlenmesi sonucu ortaya çıkan mülteci sorunu, uluslararası kamuoyunda tüm dikkatlerin bu bölgeye dönmesine yol açmıştır. Bu dikkat, IŞID’in yok edilmesi sonrasında ülkede kontolü sağlayacak yönetimin kim olacağı üzerinde anlaşmaya varılamaması ve ABD’den sonra Rusya’nın da aktif olarak sahaya inmesi sonrası güç savaşına dönüşmüştür.

Türkiye, ABD, Avrupa ve S.Arabistan bloğunun Suriye’de Esad’sız bir yönetimin kurulması temel hedefiyle muhaliflere verdikleri destek Rusya,Çin ve İran bloğu ile arasındaki en büyük ayrışmazlık olarak ortaya çıkmıştır. Bu ayrışmazlık iki grubun Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi Suriye, Ortadoğu ve Akdeniz’de etkin olma mücadelesine dönüşmeye başlamıştır. Rusya’nın 3-4 Ekim tarihlerinde yaptığı Türk hava sahası ihlali bu mücadelenin eseridir. Bu ihlalin vermek istediği mesajı da ancak Suriye’deki durumu ve Rusya’nın Suriye’deki kazanımlarını kavradıktan sonra anlayabiliriz.

Suriye’deki Mevcut Durum

Suriye’de vukuu bulan iç savaş, muhalefetin parçalı yapısı, yeterli askeri destekten mahrum olması ve Esad rejiminin almış olduğu desteğe rağmen eski gücünü muhafaza edemediği için sonuçlanamamıştır. El-Kaide bağlantılı grupların ortaya çıkması muhalefetin dünya kamuoyundaki imajını zedelemiş, Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) sahadaki etki alanını sınırlandırmıştır. Esad rejimi de el-Kaide bağlantılı gruplara ve PKK/KCK’ya hareket alanı açmış, bu terör örgütlerini dolaylı biçimde muhalefeti zayıflatmak için kullanmıştır. Destek sağlayan ülkelerin farklı grupları öne çıkarma girişimlerinin de etkisiyle Suriyeli muhaliflerin belirginleşen siyasi ve askeri bölünmüşlüğü, muhalefetin Esad rejimi karşısında etkili bir aktöre dönüşmesini engellemiştir. İran, Rusya ve Çin, Esad rejimine verdikleri desteği istikrarlı biçimde sürdürmüş, İran, ÖSO’ya karşı Hizbullah’ı ve Irak’taki Şii milisleri bile seferber etmiştir. Türkiye ise muhalefete sağladığı desteği devam ettirmiş, Ağustos 2011’den beri Beşşar Esad’in iktidardan ayrılması yönündeki politikasını ısrarlı biçimde sürdürmüş, iç savaştan kaçan sığınmacılara sınır kapılarını açık tutmuştur[1].

Ortaya çıkan bu durumun dışında ülkedeki düzensizlikten yararlanarak büyük bir ilerleme kaydeden IŞİD terör örgütü, Suriye’de geniş bir alanı kontrol altına almayı başarmış ve etkili bir güce sahip olmuştur.

Bu bağlamda halen dört grup Suriye’yi kontrol etmeye çalışmaktadır. Hükümet güçleri, Suriye’nin büyük şehirleri ile birlikte merkezini tutarken, muhalif gruplar kuzey ve kuzeydoğuda daha kuvvetlidir. IŞİD ise ülkenin Fırat Nehri koridorunu tutmayı sürdürmekte olup, Kürt güçleri[2] Suriye’nin kuzeyini, Türkiye sınırı boyunca, kontrol etmeye çalışmaktadır[3].

Rusya Niçin Esad Diyor?

Suriye’nin Sovyetler Birliği ve onun devamı olan Rusya için hem jeopolitik konumu açısından hem de ekonomik ilişkiler bakımından önemi çok büyüktür.

Hafız Esad’ın iktidara gelişi ve ülkede Sovyet sistemine benzer sistem oluşturmasıyla ikili ilişkiler gün geçtikçe artmış ve ABD’nin Sovyetleri çevreleme politikası çerçevesinde, Sovyetlerin bu politikayı kırma adına Suriye ile ilişkileri çok önemli olmuştur. Bölgeye giriş açısından anahtar konuma yükselen Suriye, Tartus Limanı’nı Sovyetlere tamir ve yeniden ikmal için kullanmasına müsaade etmesi bu önemi pekiştirmiştir. Nitekim bu liman Rusya’nın şuan için Akdeniz’deki ileri karakolu olarak görev yapmaktadır[4]. Ortadoğu ve Akdeniz’de faaliyetlerini arttıran Rusya’nın Akdeniz’de askeri ve küresel siyasi bir güç olma amacına en çok hizmet edecek projelerden biri olan Tartus Limanı’nın kullanımı, ABD’nin Ortadoğu hakimiyetini dengeleyebilecek stratejilerde Suriye’nin ne kadar önemli bir yer aldığını göstermektedir[5].

Ekonomik ve askeri ilişkiler bakımından ise 2011 yılında 4 milyar dolar civarında imzalanan silah anlaşmasıyla artarak devam eden ilişkiler, Rusya’nın dünya silah ihracatında Suriye’nin payını yüzde 3­7 seviyelerine ulaştırırken, Suriye’nin gerçekleştirdiği silah ithalatındaki Rusya’nın payını yüzde 71 seviyelerine ulaştırmıştır. Rusya Suriye’nin silah ihracatını kontrol etmekle birlikte, askeri araçların yedek parçalarını da karşılamaktadır. Rejimin düşmesi durumunda Rusya, Suriye üzerindeki stratejik üstünlüğünü, bölgedeki varlığını ve silah pazarıyla birlikte Suriye ordusu üzerindeki kontrolünü de kaybetmiş olacaktır[6]. Ayrıca 100 bin civarında Rus vatandaşının Suriye’de yaşamakta olduğu ve Rus şirketlerinin burada 20 milyar dolar civarında ticari bağlantısının olduğu bilinmektedir[7].

Bu jeostratejik ve ekonomik veriler, Rusya’nın kendisine bu imkanı sunan yönetimden vazgeçmeyeceği anlamını taşımaktadır. Ortaya çıkan bu anlam ve kazanımlar, Rusya’nın Türk hava sahası ihlali ile ABD koalisyonunu test etme ve mesaj verme zaruretini ortaya çıkarmıştır.

Türk Hava Sahası İhlalinin Mesajları

Rusya’nın Türk hava sahası ihlali, her ne kadar yapılan açıklamalarda sehven olarak belirtilmiş olsa da aslında Suriye’de varlığının ve etkisinin, Türkiye üzerinden NATO’ya verdiği bir mesajı olarak değerlendirmek gerekmektedir. Çünkü Türkiye’nin 2012 Haziran ayından itibaren değiştirdiği angajman kuralları ile, Güney sınırında herhangi bir taciz hareketini veya sınıra yaklaşan silahlı unsurları tehdit olarak algılaması ve bunları sınırlara yaklaştırmadan önlemesi amaçlanmıştır[8]. Ancak NATO uzmanı Emekli General Ali Er’in açıkladığı gibi 2010 yılında NATO, Lizbon zirvesinde aldığı kararlar neticesinde tüm üyelerinin hava sahasını tek noktadan kontrol eden hava savunma sistemine geçmesi sebebiyle, Rusya’nın ihlal ettiği hava sahasını sadece Türk hava sahası olarak görmek mümkün değildir ve Rus uçakları NATO hava sahasını ihlal etmiştir[9].

NATO’nun, bu ihlalden sonra Türkiye gündemiyle toplanması ve yaptığı açıklamalar ile konuyla bağlantılı olduğunu göstermiştir. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg toplantı öncesinde ve sonrasında yaptığı açıklamalarda yapılan ihlalin kabul edilemez olduğunu, Rusya’nın NATO hava sahasına saygılı olması gerektiğini belirtmiş ve NATO üyelerinin Türkiye’ye desteğinin tam olduğunu, Rusya’yı NATO hava sahasını ihlal ettiği için kınadıklarını bildirmiştir[10].

Rusya’nın Suriye’nin geleceğinin belirlenmesinde sahadaki konumunu güçlendirecek çok sayıda girişimde bulunacağı aşikardır. Bu girişimde bulunabilecek yeterli kazanımlara ve avantajlara sahiptir. Öncelikli olarak, her ne kadar zayıflamış olsa da Suriye’de kabul edilebilir tek güce sahip ve Rus askeri kültürüyle aynı özellikleri taşıyan Esad’ın ordusunun varlığı, İran ve Hizbullah’ın kara harekatına verdiği destek ve en önemlisi de Lazkiye gibi açık bir limana sahip oluşu Rusya’nın lojistik, manevra ve hız yeteneklerini perçinlemektedir[11].

Bu avantajların varlığıyla Rusya, yaptığı ihlal ile öncelikli olarak NATO’ya, sonra da muhalifler ve diğer gruplara hava sahasının kendisine ait olduğu göstermektedir ve Suriye’de işlerin artık tamamen kendi kontrolü altında ilerleyeceği mesajını vermektedir. Nitekim yaptığı hava sahası saldırılarında, IŞİD ile birlikte Amerika koalisyonunun desteklediği muhalifleri de vurması bunu açıkça göstermektedir.

Bunun yanı sıra Türkiye’nin savunduğu güvenli bölge tezinin artık bir değerinin kalmadığını ve uçuşa yasak bölgenin olmayacağını göstermiştir. Bu ise Türkiye’nin hızla kendi sınırında vukuu bulan olaylardan dışlanmasına yol açabilecek gelişmelere hayat verecektir. Güvenli bölge tezinin sonlandırılması, IŞİD terör örgütünün boşaltacağı Suriye’nin kuzey hattının kim tarafından doldurulacağı sorusunu ortaya çıkarmaktadır ki, eğer Kürt grupları tarafından doldurması gerçekleşirse Türkiye’nin Irak ve Suriye güney sınırının tamamen Kürt gruplarından oluşmasına sebep olacaktır.

Ayrıca Rusya, NATO’ya karşı artık güç olduğunu göstermek ve Rusya’nın dünya kamuoyunda itibarının yükseltmek amacını da hedeflemiştir. Bu bağlamda müttefiki Suriye’ye yaptığı yardım ve gösterdiği güç, kendi yanında olan diğer yönetimlere onların her türlü yardımlarına koşacağının mesajını vermektedir.

[1] Irak ve Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’ye etkileri, Bilge Adamlar Kurulu Raporu, Rapor No:65, Bilgesam Yayınları, Ankara, Nisan 2015, ss. 16.

[2] Kürt güçleri olarak ortaya çıkan güç, PKK’nın kuzey Suriye’de örgütlenme ve burada meşrutiyet kazanma çabaları olarak şekillendirdiği PYD yapılanmasıdır. PKK terör örgütü, kuruluşundan itibaren Suriye’nin kuzeyini Orta Doğu’da planladığı bağımsız devletin sınırlarına dâhil etmeyi hedeflemiş, Hafız Esad iktidarının sağladığı himaye örgütün bu ülkede faaliyet göstermesini sağlamıştır. Örgüt, 1990’lı yıllarda özellikle finansman ve militan elde etmek için Suriyeli Kürtlere yönelik yoğun bir propaganda yürütmüş, dağ kadrosunun bir kısmını bu bölgedeki çocuk ve gençlerden oluşturmuştur. 1999’da Öcalan’ın yakalanmasının ardından yapısal değişikliklere giden PKK, 2002’deki 8. Kongresinde teröristbaşının avukatları aracılığıyla gönderdiği talimatlar doğrultusunda Suriye’de örgütlenme kararı almıştır. Örgüt bu kararın ardından 17 Ekim 2003 tarihinde PYD’nin (Parti Yekitiya Demokrat-Demokratik Birlik Partisi) kuruluşunu ilan etmiş, müteakip günlerde örgüte müzahir medya ile örgütün Türkiye ve Avrupa’daki uzantıları PYD’nin kuruluşuyla ilgili propaganda amaçlı yayınlar yapmıştır. Bu dönemde Ankara-Şam ilişkilerindeki olumlu gelişmelere rağmen örgüt, Suriye’nin kuzeyindeki faaliyetlerini PYD adı altında sürdürmeye devam etmiştir. Bilgi için bakınız: Irak ve Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’ye etkileri, Bilge Adamlar Kurulu Raporu, Rapor No:65, ss.25.

[3]U.S.and Russian Air strikes in Syria Show Divergent Strategies, http://www.nytimes.com/interactive/2015/09/30/world/middleeast/syria-control-map-isis-rebelsairstrikes.html#compare-strikes.

[4] Ishaan Tharoor, Why Russia is in Syria, www.washingtonpost.com/news/worldviews/wp/2015/09/11/why-russia-is-in-syria/

[5] Muhittin Ataman, Suriye’de İktidar Mücadelesi: Baas Rejimi, Toplumsal Talepler ve Uluslararası Toplumlar, ss. 23.

[6] Seda Türkoğlu, Suriye, Rusya için neden önemli?, http://www.sozcu.com.tr/2015/dunya/suriye-rusya-icin-neden-onemli-952597/

[7] Ishaan Tharoor, Why Russia is in Syria.

[8] 2012 yılında değiştirilen angajman kuralları neleri kapsıyor?, http://t24.com.tr/haber/2012-yilinda-degistirilen-angajman-kurallari-neleri-kapsiyor,303829

[9] Zeynep Gürcanlı, NATO uzmanı emekli generalden çarpıcı yorum, 6 Ekim 2015, http://www.hurriyet.com.tr/gundem/30244715.asp.

[10] NATO Secretary General expresses solidarity with Turkey following Russian air space violation, http://www.nato.int/cps/en/natohq/opinions_123395.htm.

[11] Nihat Ali Özcan, Suriye ve ‘askeri haritada’ yer kapma, Milliyet Gazetesi, 06.10.2015.

Reklamlar

Etiketlendi:, , , , ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: