TERÖR DOSYASI /// DAVUT BİNGÖL : Fransız İhtilali İle Başlayan Toplumsal Terörizm

Davut Bingöl

Dünya tarihine baktığımızda masum başlıklar adı altında sürekli oyunlar, tezgahlar dizayn edilmiştir. Sinsice kurulan planlar sürekli güzel bir slogan ile kamufle edilerek taraftar bulunmaya çalışılmıştır.

Dünya tarihindeki büyük çaplı toplumsal hareketlere bakıldığı zaman bu durumu görmek mümkündür. Öncelikle toplumsal olayların başlangıç kabulü ve toplumsal terörün başlangıcın kabulü olan Fransız ihtilaline baktığımızda amaç monarşinin devrilmesi ve yerine cumhuriyetin getirilmesi gösterilebilir. Ve yine bu dönemde ilk kez sağ ve sol kavramları ile toplum iki kutuplu yapılara bölündü. Ve böylece toplumları birbirinden ayırt eden kültürel, dini ve mezhepsel kavramlar bir alt kimlik özelliğine indirgendi. Bu durum da toplumda sağ ve sol taraflardan oluşan siyasi bir düşünce zihniyet ortaya çıkışı yaşandı. Bunun bir üst sonucu ise herkes bir hak arayışına sürüklenmeye başladı. Ve böylece kişisel ya da grupsal olarak ifade edebileceğimiz adalet anlayışları oluşmaya başladı. Herkes farklı bir adalet peşine düştü toplumlarda farklı adalet kültürüne sahip gruplar arasında yaşanan çatışmalar milletlerde ve ülkelerde kurulan siyasi partilerin kuruluş amaçlarını da şekillendirmeye gücü yetmeye başlandı. Günümüzde de bunun örneklerini görebilmek mümkündür. Çok iyi biliyoruz ki siyasi partiler kuruluş amaçları ne olursa olsun hepsi nefretin bir türevinden meydana gelmektedir. Kurulan her siyasi parti başka bir partinin nefret söylemini tamamlamaya çalışmıştır.

Tekrardan Fransız ihtilalinin çıkışına baktığımızda en özet haliyle sloganları adalet, eşitlik, özgürlük kavramları üzerine çıkmıştır. Bunlar üzerine ayaklanan Fransa halkı bir anda toplumsal bir direnişe sürüklendi. Fransız halkının bir kısmının Fransız halkının başka bir kısmına terör uygulamasını meşru kılan en önemli sebep, karşı devrimci güçlerin oluşturduğu tehlike ve kullandıkları zor olarak ortaya konuldu. Terör taraftarlarına göre karşı devrimci güçler, vatan hainleri, kral yandaşları, terörü hali hazırda uygulamakta ve halkı aç bırakmaktadır. Konvansiyon’un uygulayacağı şiddet, mevcut şiddete karşılık vermek ve onu bastırmak için olmuştur. Eğer Konvansiyon teröre başvurmaz ve karşı devrimcileri durdurmazsa, karşı devrimciler cumhuriyete son verecekler. Tüm bunlar Fransa’da yasal terör dönemi olarak kabul edilen 4-5 Eylül 1793 olayları sırasında cereyan etmiştir. Adalet, özgürlük, eşitlik üzerine kurulan ihtilal bir anda yasan kabul görülen toplumsal terör statüsüne kavuştu. Fransa bu durumda henüz kabul gördüğü anayasayı yürürlüğe koymadı çünkü bu anayasanın tehlikeye gireceği manasını taşımaktaydı. Terör ve olağanüstü durum sürdürülmek isteniyorsa tehlikeyi yeniden tanımlamak aşikardır. 1793 Eylülüne tekrardan baktığımızda Fransa’yı tehdit eden tehlikenin artık dışarda değil içerden geldiği kabul edilir.

İki blok oluşturuldu; vatan hainleri ve karşı devrimciler. Bu iki kavram Fransız devriminden sonra tüm toplumsal olaylarda kendini göstermiştir. Hemen hemen her toplumda bu iki blok bulunur. İsimleri değiştirilse de aslında aynı amaç çerçevesinde çatışan bu iki grup hep bulundu. Bu iki blok Türkiye toplumunda da varlık göstermektedir. Bizdeki en net tanımıyla sağ ve sol kavramlarını varlık sürdürmektedir. Fakat biraz daha eskiye gidecek olursak bu iki kavramın daha özel kavramsal olarak tabiri ile bir yandan sosyalistler ve diğer taraftan da ABD’nin bunlara cephe olarak ve SSCB’nin coğrafya üzerindeki etkinliğini azaltmak için inşa ettiği dindar kesim olan yeşil kuşak olarak adlandırılan bir blok görmekteyiz. Ve yine bu iki grup da sürekli olarak çatışma halinde varlık sürdürdüler. Türkiye’deki üniversite terörünün ana etkenini bu iki grup arasındaki çatışmalar olarak kabul görülür. Coğrafya olarak daha geniş bakıldığı zaman Ortadoğu coğrafyasındaki ülkelerde de bunu görmek mümkündür. Baas rejminin hüküm sürdüğü Irak ve Suriye toplumunda özelikle devlet terörü olarak adlandırılan toplumsal terör olayları ve toplumsal kıyımlar meydana gelmiştir. Saddam ve Hafız Esad rejimlerinin yapmış oldukları kıyımlar bir toplumsal terör neticesinde meydana gelen devlet terörü olarak kabul etmek mümkündür.

Tüm bu bloklar arası çatışmaların sorumlusu olarak Fransız devrimi ve onun neticesinde ortaya çıkan yanlış bir kavram haline getirilen adalet anlayışının yanlış benimsenmesi ve yanlış izah edilmesinden doğmkatadır.

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: