KÜRESEL GÜÇLER DOSYASI /// Bostan Korkuluğu : Birleşmiş Milletler

Davut Bingöl

Birleşmiş milletler kısacası BM ilk olarak 24 Ekim 1945 yılında kurulmuş dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür. Birleşmiş Milletler kendini adalet ve güvenliği. Sosyal eşitliği, ekonomik kalkınmayı uluslararasında tüm ülkelere sağlamayı amaç edinmiş blok bir kuruluştur. Uluslararası ilişkilerde güç kullanımını ilk olarak evrensel düzeyde yasaklayan ilk antlaşma Birleşmiş Milletler sözleşmesi olarak kabul görülür.

Örgüt ilk kurulduğu yıllarda 51 olan üye sayısı şuan itibarıyla üyeliği kaldırılan Vatikan ve daha sonra değiştirilen Çin Halk Cumhuriyeti ve son olarak Karadağ’ın da katılımıyla 192 sayısına ulaşmıştır. Türkiye kurucu üyeler arasında yer almaktadır. Örgütün genel merkezi New York ‘ta bulunur. Ve üye ülkeler her yıl düzenlenen toplantılarını bu genel merkezde yürütür.

Birleşmiş milletlerin kuruluş amaçlarında söz ederken en göze çarpanı ve şuan bulunduğumuz atmosfer dolayısı ile en dikkat çekeni, en ihtiyaç duyduğumuz olan ilkesi ‘’dünya barışını ve uluslararası barış ve güvenliğini, anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözümü ve ortak etkin önlemler yoluyla korumak’’ maddesidir. Bu ,ilke örgütün amaçları arasında olmasına rağmen dünya gündeminde toplumsal ve uluslararası çatışmaların hat safhaya ulaşmış olmasının eksik olmaması elbette ki kurulu olan bu örgütün varlığını sorgulamak haklı bir gerekçe olarak önümüze çıkar. Birleşmiş Milletler’in karnesine bakıldığında birçok kötü notları hanesinde görmek mümkündür. Adeta tembel bir öğrenciden farksız bir tablo mevcut. En belirgin olan ve yakın tarihimizde dünya tarihine kara bir leke olarak geçecek birçok olaya göz yumarak sebep oldu. Başta Bosna Soykırımında dünyanın gözü önünde silinmeyecek vahim olaylar oldu. Bugün halen devam eden Filistin sorununda da aynı şekilde dünya tarihine bir utanç tablosu olarak geçti. Tüm bunlar yaşanırken amacı dünya barışını korumak olan Birleşmiş Milletler bu vahşetin neresinde sorusunu kafalara getirmiştir. Yine Ortadoğu’da bugün yaşanan problemlerde hiç kuşkusuz Birleşmiş Milletler’in acizliğinin başta mevcut coğrafyaya ve bunun da ötesinde dünyaya mal etmenin en belirgin faturasını görmekteyiz.

Özelikle Suriye dramının çözüme kavuşturulmamasının sonucu olarak tüm dünyayı etkilen mülteci problemine kapı aralamıştır. Ortadoğu’da başlayan bu problem artık Suriye, Ortadoğu, Türkiye’yi etkilen bir problem olmaktan çok uzaklaşarak küresel bir problem olmanın ötesini geçmektedir. Tüm dünya özellikle emperyalist ülkeler hem Suriye’deki vesayet savaşında karlı çıkmak hem de savaştan kaçan adeta bir tsumani dalgasıyla dünyaya ve özellikle de kıta Avrupa’sına akın eden mülteci probleminden uzak durmanın hesabı peşinde. Bunun amacını en belirgin şekilde ifade eden devlet Almanya oldu. BM, problem bu kadar büyümeden etkin bir şekilde varlığını ortaya koysa idi. Bugün dünya gündemi mülteci problemini tartışıyor olmak bir yana konuşuyor olmaktan uzak ve baas rejiminin son diktatörü sıfatının taşıyacak olan esadsız bir Suriye’yi nasıl inşa edeceklerini konuşuyor olurlar. Fakat bugün gelinen nokta itibar ile Suriye bir devlet olmaktan çok uzakta terör örgütü fabrikası halini almış durumda. Ve her geçen gün klavyedeki tüm harfler bir kombinasyon hesabı kullanılarak terör örgütleri türetiliyor. Bölgede varlık sürdüren bu terör örgütleri emperyalistlerin vesayet savaşlarını yürüten kiralık katiller niteliği taşımaktadır. Tüm bunlar bölge haklı üzerinde derin etkiler bırakmaktadır. Cereyan eden bu olaylar birkaç nesil boyunca coğrafya halkı üzerinde izlerini sürdürecektir. Koca bir nesil BM’nin acizliğinin cezasıyla bir günahkar gibi büyümeye mahkum edilmiştir… Tüm bunlar yaşanıyor iken dünya barışını ütopik bir kavram olarak nitelendirilirken barış gibi önemli ve evrensel bir kavramın savunuculuğuna üstlenen Birleşmiş Milletler’in korkuluk olmaktan bile uzak varlığının sorgulamadan geçmek olmaz.

BM’nin varlığının adeta felsefik bir kavram haline gelmesi elbette birçok soruyu da beraberinde getirmektedir. BM görevinde alıkoyan etken ne? BM neden görevini yerine getiremiyor? Suriye konusunda neden gereken yapılmadı? Bu soruların birçok cevabı var ama en belirgin cevap elbette ki daimi üye olan ülkelerin emperyalist ülkeler olması ve aynı zamanda dünyanın en çok silah üreten, pazarlayan ülkeler olması ve bu ülkelerin Suriye’deki vesayet savasında birebir savaş aktörleri olmasıdır.

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: