EKONOMİ DOSYASI : Kafkasya ve Orta Asya Bağlamında Şanghay İşbir liği Örgütü

KAYNAK : Stratejik Düşünce Enstitüsü

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılması ile dönemin hegemon güçleri oluşabilecek bölgesel aktörleri dizayn etmeye çalışmışlardır. Bu yenidünya düzeninde Rusya, enerji koridoru oluşturmak için güneye, sıcak denizlere inmeyi ve bölgede etkin bir dış politika uygulamayı hedeflemiştir. Orta Asya’da yer alan bu yeni ülkeler Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Kafkaslarda bulunan Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan bağımsızlıklarını kazanarak uluslararası politika sahnesindeki yerlerini almışlardır. Bölge ülkeleri, bağımsızlık sonrasında potansiyel olarak zayıf ve istikrarsız olarak Moskova merkezinden ani kopuşun şaşkınlığını yaşamışlardır. Bundan dolayı, gelecek on-on beş yıl boyunca Hazar havzası devletlerinin güvenlik ve istikrar bakımından modern, milli bir devlet oluncaya kadar hem iç hem de bölgesel tehditler yüzünden zor bir dönem geçirecekleri aşikârdır. Bölgesel ve etnik uyuşmazlıklar dâhil olmak üzere aşırı fakirlik ve ekonomik zorluklar, gelir dağılımında adaletsizliğin artması, az gelişmiş siyasi kurumlar ve sivil toplum örgütleri, milli kimliklerin ve çevre kirlenmesinin yol açtığı sorunlar, siyasi baskı, iktidarın barışçı yollarla transferi için adil mekanizmaların olmayışı, hızlı nüfus artışı, şehre göç, toprak, su, enerji ve doğal kaynaklar üzerinde sorunlar, etnik ayrımcılık ve toplumun her kademesine yayılmış bulunan rüşvet1, bölge ülkelerin ayakta kalabilmeleri açısında Şanghay İşbirliği Örgütü’ne katılmalarını tetiklemiştir. Daha sonra Çin’in bu dünya düzeninde etkisi ve rolü yeni bir stratejik hamle yapmaya sevk etmiştir.

Bölgesel bir aktör olarak varlığını sürdürebilmesi için yumuşak bir geçişle içe dönük politikasını dış dünyaya açmaya başlamıştır. Şanghay İşbirliği Örgütü’nün kurulması ve örgüte üye olan ülkeler aralarında yapmış oldukları anlaşmalar ile daha fazla ekonomik işbirliği yapma fırsatı edinmişlerdir. Çin daha sonra enerji açığı vurgusu yaparak yeni hidrokarbon keşif içeren projeler, rezervler, hidroelektrik kaynaklarının ortak kullanımı ve su ile ilgili anlaşmalara imza atmıştır.

Avrupa Birliği’nin genişleme sürecinin hızlanması, NATO’nun yeni bir stratejik konsept tespiti ve Doğu Avrupa’ya doğru genişleme politikası, Türkiye’nin girişimi ile oluşan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü, Rusya Federasyonu’nun BDT’nin diğer üyeleri ile ilişkilerini güçlendirme çabaları; Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin stratejik ortaklığa varan ilişkileri; BDT içinde Gürcistan, Ukrayna, Özbekistan, Azerbaycan ve Moldavya’nın (GUVAM) ayrı bir birlik oluşturma çabaları; Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın oluşturduğu Şanghay Beşlisi ve bu örgüte 2001 zirve toplantısında Özbekistan’ın katılımı ile adı Şanghay İşbirliği Örgütü’ne dönüşen siyasi ve ekonomik mahiyetteki bir araya gelmeler yukarıdaki sorulara/sorunlara cevap arayan ülkelerin çabalarını göstermektedir.2

Orta Asya, Avrupa, Batı Asya, Güney Asya ve Doğu Asya arasını birbirine bağlayan önemli bir kavşak noktasındadır. Bununla beraber bölgenin net bir tanımı yoktur. Tarihi olarak, bölgeye Persler hâkim olmuş, sonra ise Özbek, Kazak, Kırgız ve Uygur Türklerinin Orta Asya’da yayılmasından sonra bölge Türkistan olarak adlandırılmıştır. Sovyetler Birliği’nin tanımı en dar olanıdır. Onlara göre, Orta Asya sadece Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Kırgızistan’ı kapsar. UNESCO’nun bölge için tanımı daha geniştir. En yaygın olan tanım ise beş cumhuriyettir.

Orta Asya daima zengin doğal kaynakları ve etrafını saran güçlü devletler ve imparatorluklarla önemli bir jeopolitik ve stratejik bölge konumundadır.3 Bu makalede Şanghay İşbirliği Örgütü’nün kuruluşundan günümüze izlemiş oldukları stratejileri ele alınmıştır. Söz konusu örgütün üye devletlerinin politik hamleleri, zirve toplantıları, birbirleri ile olan işbirlikleri, hedeflerine bakılarak, dünya düzeninin yeniden şekil aldığı günümüzde medeniyetler savaşı veya mezhepler savaşında Şanghay İşbirliği Örgütü’nün bölgesel konumu değerlendirilmiştir.

Şanghay İşbirliği Örgütü; 2015 yılının Temmuz ayında Rusya’ya bağlı Başkurdistan Cumhuriyeti’nin başkenti Ufa’da Liderler Zirvesi ile bir araya geldi. Zirvenin ardından liderler 19 anlaşmaya imza attı. Ufa zirvesinde, Hindistan ve Pakistan’ın tam üyelik prosedürlerinin başlatılması, Beyaz Rusya’nın statüsünün gözlemci ülkeye yükseltilmesi ve Azerbaycan, Ermenistan, Kamboçya ve Nepal’e diyalog ortaklığı verilmesi kararı alındı. İran’ın statüsüyle ilgili değişiklik olmadı. Zirvede ayrıca, örgütün 2025 yılına kadar gelişim stratejisi planı ile 2016-2018 yıllarını kapsayan terörle mücadele ve sınır güvenliği konusunda programı kabul edildi.

Pakistan ve Hindistan’ın tam üyelik prosedürlerinin 2016 yılındaki zirveye kadar tamamlanması bekleniyor. Örgüt üyesi ülkeler Ufa’da düzenlenen zirvenin ardından ortak deklarasyonu kabul etti. Ukrayna krizinin çözümünde Minsk mutabakatının yerine getirilmesinin tek çözüm olarak gösterildiği metinde, İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin memnuniyetle karşılandığı belirtildi. Üye ülkeler, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki sorunların “dış müdahale” olmadan çözülmesi konusunda ortak fikir beyan etti. Uluslararası terörizmin artmasından duyulan endişelerin dile getirildiği metinde, bu konuda BM çatısı altından birlikte çalışma çağrısında bulunuldu. Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi ülkeler, tek taraflı hava savunma sistemleri yerleştirilmesinin dünya güvenliğine zarar verdiğini ve istikrarı bozacağını savunarak, küresel güvenliğe ilişkin konuların ilgili tüm devletlerin katılımıyla çözülmesi gerektiğini vurguladı. Son olarak ise Mart 2016 tarihinde Azerbaycan’ın Diyalog partner antlaşması imzalandı. Bu diyalog ortamına Azerbaycan’ın katılması eski Sovyet coğrafyası ve Asya siyaseti için ciddi bir adımdır.

Şangay İşbirliği Örgütü’nün, kurulduğu tarihten itibaren düzenli olarak büyüme sağladığı görülmüştür. Güvenlik esası üzerine kurulan örgüt, sınır bölgelerinde askeri güvenin artırılması ve sınır bölgelerinde askeri güçlerin azaltılması gibi Anlaşmalara imza atmıştır. Siyaset, Ekonomi, Kültür gibi konuları ele alarak kurumsal yapısını oluşturmuştur. Orta Asya’nın güvenliği açısından bakıldığında, Doğu Türkistan’ın güvenliği ile içi içedir ve Çin’in bölgedeki en önemli çıkarlarından birini teşkil etmektedir. Çin Hükümeti’nin son dönemde Doğu Türkistan’da uygulamaya başladığı “Uygur açılımı” ve bölgenin kimlik dokusuna yönelik dil, din, kültür ve demografik yapıyı değiştirme politikaları sonucunda Doğu Türkistan, Çin’in sınır bölgesi konumundan çıkarak iç bölgesine dönüşebilir ve Orta Asya ise Çin’in Batı sınır bölgeleri hâline gelebilir. Tarihte olduğu gibi bugün de Çin’in Orta Asya’ya olan ilgisi yoğundur. Tarihte Orta Asya (Doğu Türkistan dâhil), Çin açısından batıya açılan kapı ya da bir köprü rolünü icra etmiştir. Ekonominin seyrini yüksek tutmak için ticaret (İpek Yolu) ve ticaretten dolayı Çin’in itibarını artırarak Avrasya’da tanınmasına neden olmuştur. Bugün de Orta Asya bu özelliğini kaybetmemekle birlikte, Çin’in stratejik hammadde sahası, Çin mallarının pazarı ve ulusal güvenliğini (ekonomi güvenliği, enerji güvenliği ve sınır güvenliği) ilgilendiren bir arka bahçe niteliğindedir. Çin-Rusya dengesi altında gelişen örgütün kuruluşu daha çok yukarıda da belirtildiği üzere Çin-Rusya arasındaki SSCB sonrasındaki sınır sorunlarını çözmek amacıyla olsa da, örgüt zaman içerisinde üyeleri arasında derinlemesine askeri, ekonomik ve kültürel bağların oluştuğu ABD ve Batı bloğunun karşısındaki ikinci blok güç olarak dikkat çekmiş ve bu yönüyle geçmişteki Varşova Paktı’na ve COMECON’a benzetilmiştir. Örgütün kuruluşunda etkili olan temel unsur sınır sorunları olarak belirtilse de, birçok gözlemciye göre örgütün kurulması Çin’in ekonomik dışa açılımı, artan enerji bağımlılığı ve yeni küresel güç olma hedefli dış politikasının bir sonucudur. Çin-Rusya sınırının silahsızlandırılması ve sınır meselelerinin çözülmesiyle işe başlayan ŞİÖ, yakın bir gelecekte dünyanın en büyük ekonomik gücü olabilir. Böylece Çin, dünyanın en önemli enerji sağlayıcı ülkelerinden olan Rusya sayesinde emin adımlarla büyümektedir. Şanghay İşbirliği Örgütü’nün geleceği konusunda kesin yargılara varmak için henüz erken denilebilir ancak Batı’nın demokratikleştirme politikasının (renkli devrimler) Avrasya’da ters tepki yarattığı ve bölge ülkelerini Rusya ile Çin’e yakınlaştırdığı, böyle bir ortamda da Çin’in ekonomik gücüne paralel olarak ŞİÖ’nün de güçlenmesinin mümkün olduğu söylenebilir. ŞİÖ’nün bu gelişim ve kurumsallaşma hızının da cazibesiyle diğer bölge ülkeleri de üyeliğe sıcak bakmaya başlamışlardır. Bu doğrultuda Hindistan’ın yanı sıra İran, Pakistan, Moğolistan ve Türkiye ŞİÖ’ye katılma niyetinde olduklarını beyan etmişlerdir. Bu özellikle örgütün ana kurucusu olan Çin için bir başarı olarak görülebilir.

M. Fatih Sezgin

SDE Uzmanı

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: