AMERİKA DOSYASI : FLAŞ ! ABD’nin Yalanı Açığa Çıktı !

İşte haber böyle…

Haber şöyle:ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, ABD’nin Suriye’de Kürtler için özerk bir bölge düşünmediğini, Suriye’nin bütünlüğünden ve birliğinden yana olduklarını söyledi.

Kirby, başkent Washington’da düzenlediği basın toplantısında, Suriye’de çatışmaların sonlandırılması anlaşmasının ardından, ülkenin bütünlüğünü sağlayacak bir yönetimin iktidara gelmesi gerektiğini, Kürtler için özerk ya da yarı özerk bir bölge oluşturulmasını istemediklerini belirtti”.

ABD diyor ki, Suriye’de federatif yapı istemiyoruz…

Aynı ABD, 1991 Körfez Savaşı öncesinde de Irak’ta özerk yapı istemiyoruz demişti ama bakınız Irak’ta neler olmuştu… ABD, Körfez’e önce ÇEKİÇ GÜÇ ile geldi…

Uğur Mumcu Çekiç Güç’ün neden geldiğini şöyle açıklıyor:

‘Çekiç Güç’ün Kuzey Irak’ta doğan otorite boşluğunu doldurmak, bölge halkını Saddam’ın kıyımından korumak ve caydırıcı bir güç olarak kullanılmak için oluşturulduğu ileri sürülüyor. Bu amaç, insancıl gerekçelere dayanıyor. Saddam’ın Kürt halkına yönelik Halepçe kıyımı da anımsanırsa, bu gerekçelere hak vermemek kolay değildir.

Madalyonun bir yüzü böyledir. Bir de madalyonun öbür yüzüne bakalım: Madalyonun öbür yüzünde Çekiç Güç’ün asıl amacı görülüyor. Bu amaç bölgede ABD korumacılığı altında bir Özerk Kürt Devleti kurmaktır. Bölgede batı devletlerinin koruması altında bir Kürt devleti kurulması 1’nci Dünya Savaşından bu yana gündemdedir!

Batı destekli Kürt devleti kurma planı, Kurtuluş Savaşı ile bozuldu. Kürtlere batı desteğinde devlet kurma planları 1970’li yılarda da uygulanmak istedi. Başkan Carter döneminde Molla Mustafa Barzani, ABD tarafından para ve silah yardımlarıyla desteklendi. Ancak Barzani, Amerikan korumacılığındaki ayaklanmayı başlatamadı.

Kürtler açısından 1920’lerde Londra, San Remo ve Sevr Anlaşmalarına konu olan ve 1970’li yılların ortasında da Amerikan desteği ile canlanan Özerk Kürt Devleti 1990’larda Çekiç Güç aracılığıyla kurulmuş bulunuyor!

Çekiç Güç, ABD için çekiç, Türkiye ise bu çekicin örsü oluyor.’

Uğur Mumcu kör gözlerin göreceği, sağırların duyabileceği güçlü bir sesle peş peşe haykırıyordu;

“Çekiç Güç’e ‘Evet’ dedikten sonra ‘Kuzey Irak’ta Kürt Devleti’nin kurulmasına karşıyız’ demenin bir anlamı var mı? Kimi inandırır bu sözler? Çekiç Güç’ün amacı, ‘Federe Kürt Devleti’nin kurulması ve kurulan bu devletin Batı askeri gücüyle korunmasıdır. Bu sonuç, Kürtler açısından Kürtlere özerklik veren 1920 Sevr Anlaşması’nın 64’ncü Maddesinin gerçekleşmesidir…”

Uğur Mumcu’nun bu tespitleri yıllar önce Gazi Mustafa Kemal tarafından, 1927’de, Türk Ulusuna açıklanmış ve Büyük Nutuk’a şöyle kaydedilmişti;

‘Saygıdeğer efendiler, bu antlaşma(Lozan), Türk Milleti’ne karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş siyasi bir zaferdir’.

Yıllar sonra bu gerçeği Genelkurmay Başkanlığı kamuoyuna şöyle açıklanacaktır;

‘Birinci Körfez Savaşı’na Türkiye Cumhuriyeti koalisyon güçlerine destek vermiştir. Ancak sonucunda Türkiye zarar görmüştür. Savaş sonunda Saddam’ın Kuzey bölgeye saldırısı sonucunda 100 binlerce insanın Türkiye’nin hudutlarına yığılmıştır. Bunlara en büyük desteği Türkiye verdiği halde Türkiye suçlanmıştır ve o yığılan insanlar ‘burada bir Kürt sorunu var’ diye dünya kamuoyuna mal olmuştur.’

Genelkurmay’ın bu açıklaması günüme Suriye’sini de açıklıyor; IŞİD vahşeti Suriye’deki Kürtleri uluslararası bir sorun olarak ortaya çıkarmıştır.

Yıllar sonra yine Genelkurmay Başkanlığı Körfez Savaşı’na kaybeden tarafından Türkiye olduğunu şöyle açıklayacaktır;

Körfez Savaşı sonrasında 36’ncı paralelin kuzeyinin Saddam’a yasaklanmasıyla, kuzeydeki insanları korumakla birlikte aynı bölgede PKK’ya korunma bölgesi oluşturmuştur ve bugünkü durumu yaratmıştır. Hala da bu durum artarak devam etmektedir. Karakolların basılması, kitle halinde zayiat verdiği dönemler hep bu döneme rastlar.’

Genelkurmay’ın bu tespitleri yine günümüz Suriye’sinde kurulması planlanan güvenli bölgenin ardında yatan tuzakları da açıklıyor…

Sonuç olarak Özal’ın ABD’ye verdiği destekle bir şekilde savaşta yer alan Türkiye’de 1991 Körfez Savaşı şu sonuçlara yolaçmıştır:

.Irak kuzeyinde Barzani yönetiminde Özerk Kürdistan yapısı kurulmuştur. Özal, bu kişiye kırmızı pasaport vermekle bu yönetimi tanımıştır.

.Irak kuzeyinde sayıları 20.000’i aşan ve adı PKK olan Taşnak destekli küresel bir çete kurulmuş ve Türkiye’ye terör adı altında saldırılara başlamıştır.

.Türkiye, ambargo yüzünden 100 milyar dolara yakın bir kayba uğramış ve ABD bu kaybı karşılamamıştır.

Sonuçta Türkiye, Özal’ın dediği gibi “BİR KOYUP ÜÇ ALMAMIŞ” aksine bu savaştan zararlı çıkan taraf olmuştur.

ŞİMDİ ABD DİYOR Kİ SURİYE’DE ÖZERK YAPI İSTEMİYORUZ…

Aynı ABD, 1991’de Irak için de aynı şeyi söylemiş ve Türkiye bundan zararlı çıkmıştı.

Şimdi aynı oyun Suriye’de oynanıyor…

BİLGETÜRK

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: