DİN & DİYANET DOSYASI : Medeniyetler Çatışmasından Arap Baharına İslamofobi

Neden İslamofobi?

İslamofobi kelime anlamı olarak “İslam Korkusu” olarak tanımlanır. Tarihsel kökeninin İslam Devleti Emeviler’in Endülüs’ü fethine kadar inmesine karşılık popülerliğini 20. yüzyılın sonunda kazanmıştır. Dünyada 1991’de kullanılmaya başlanan bu kavram Samuel Huntington’un Medeniyetler Çatışması’nda da önemli bir yer almıştır.

Etki Alanları

Özellikle 11 Eylül saldırısıyla birlikte ABD’de ve hümanist görüntü içerisinde olan AB’de etkili olmuştur. Her ne kadar Uzak Doğu, Asya ülkelerinin çoğu için medeniyetler, inançlar kapsamında bakıldığında direkt etki görülmese de küresel tepkilerin odağında olduğu için bu devletlerin dış politikalarında da etki bırakmıştır.

Tahrir olayları, Suriye’deki insanlık suçları, ezcümle İslam ülkelerinin kana bulandığı son yıllarda Küresel güçlerin sessizliği bunun etkisinin halen devam ettiğini bize göstermektedir ki bize bu noktada bir görev de düşmektedir.

Amacı nedir?

Öncelikle Avrupa’da ve ABD’de İslamofobi adı altında yapılan nefret söylemleri yasalarla korunmaktadır. Yani bir Avrupa ülkesinde böyle bir saldırıya maruz kalan bir Müslümanın yasal yolları denemesi bir işe yaramıyor. Suçu işleyen taraf “İslam”dan nefret etmediğini, sadece yapılan saldırılar, İslami terör örgütlerinin etkinlikleri beni İslam’dan soğutuyor, ondan korkmama neden oluyor diyerek bunun bir nefret suçu olmadığını belirtiyor. Bu durum yasalarla güvence altına alınırken toplum içinde Müslümanlar onların istediği kıvama(Ilımlı) gelmediği sürece ikinci sınıf muamele görüyor.

İslam Dünyasına Düşen Görev

Yapılması gereken şey kavram karmaşasına son vermektir. İslamofobiyi anti-semitizme dönüştürmek suçluların cezasını bulabileceği bir ortamı bize sağlayacaktır. Ama bunu yaparken saldırgan bir tavır almak yeni 11 Eylülleri doğurabileceğinden asla tercih edilmemelidir. Kaldı ki yaklaşık 1000 yıl dünya üzerinde bir güç olarak varlığını korumuş İslam medeniyetine vereceği zarar çok büyüktür.

İslamofobi kılıfını uydurup, medeniyetler çatışması diyerek dinleri birbirine düşürenler bugün İslam’ı mezhepsel politikalara yöneltip, toplumsal hassasiyetleri kullanarak İslam’ı da bölmek istemektedir.

Arap Baharı ile başlayan değişim rüzgarı bugün milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanmış, adeta bir fiyasko olmuştur. Demokrasi diye gelenlerin mezhepsel diyalog adı altında ülke insanlarını birbirine düşürmesi İhvan ve diğerleri örneği ile mevcuttur.

İslam ülkelerine düşen görev ne ılımlı ne saldırgan olmaktır. Realiteye uygun, kendi içerisinde çelişmeyen, iç işlerini dış politikada malzeme etmeyen bir tavır takınmaktır. Demokratik meşruiyet anlayışını teslimiyete dönüştürmek isteyenlere fırsat verilmemelidir.

Oğuzhan Sandıkcıoğlu

Kadir Has Üniversitesi

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: