İSRAİL VE YAHUDİLER DOSYASI : Dünya Tarihinde İsrailoğulları İLK KEZ NEDEN VE NEREYE SÜRGÜN Edil di !

Yahudilerin ilk sürgünü…

İSRAİLOĞULLARININ İLK SÜRGÜNÜ

Bu anlatılanlar Eski Ahit’te geçer…

Yahuda Kralı Ahaz’ın krallığının on ikinci yılında Hoşea Samiriye’de İsrail Kralı oldu ve dokuz yıl krallık yaptı. Tanrı’nın gözünde kötü olanı yaptı, ama kendisinden önceki İsrail kralları kadar kötü değildi.

Bu sırada Asur Kralı Şalmaneser Hoşea’ya savaş açtı. Hoşea teslim olup haraç ödemeye başladı. Ancak Asur Kralı Hoşea’nın hainlik yaptığını öğrendi. Çünkü Hoşea Mısır Firavunu So’nun desteğini sağlamak için ona ulaklar göndermiş, üstelik her yıl ödemesi gereken haraçları da Asur Kralı’na ödememişti.

Bunun üzerine Asur Kralı onu yakalayıp cezaevine kapadı. Ardından İsrail topraklarına saldırdı. Samiriye’yi kuşattı. Kuşatma üç yıl sürdü.

Hoşea’nın krallığının dokuzuncu yılında Asur Kralı Samiriye’yi ele geçirdi. İsrail halkını Asur’a sürdü. Onları Halah’a, Habur Irmağı kıyısındaki Gozan’a ve Med kentlerine yerleştirdi.

Artık Samiriye merkezli İsrail Krallığı yıkılmış, Yerüşalim merkezli Yahuda’nın Kralı Hoşea ise hapse atılmıştı…

Asur Kralı İsrailliler’in yerine Babil, Kuta, Avva, Hama ve Sefarvayim’den insanlar getirtip Samiriye kentlerine yerleştirdi. Bunlar Samiriye’yi mülk edinip oradaki kentlerde yaşamaya başladılar. Oralara ilk yerleştiklerinde Tanrı’ya tapınmadılar. Bu yüzden Tanrı aslanlar göndererek bazılarını öldürttü.

Asur Kralı’na haber gönderdiler:

– Sürdüğün ve Samiriye kentlerine yerleştirdiğin uluslar Samiriye ilahının yasasını bilmiyorlar. O da üzerlerine aslanlar gönderiyor. Bu yüzden aslanlara yem oluyorlar. Çünkü ülke ilahının yasasından haberleri yok.

Bunun üzerine Asur Kralı şu buyruğu verdi:

– Samiriye’den sürülen kâhinlerden birini geri gönderin, gidip orada yaşasın ve ülke ilahının yasasını onlara öğretsin.

Samiriye’den sürülen kâhinlerden biri gelip Beytel’e yerleşti ve Tanrı’ya nasıl tapınacaklarını onlara öğretmeye başladı. Gelgelelim Samiriye kentlerine yerleşen her ulus kendi ilahlarını yaptı. Samiriyeliler’in yapmış olduğu tapınma yerlerindeki yapılara bu ilahları koydular.

Babil halkı Sukkot-Benot, Kuta halkı Nergal, Hama halkı Aşima, Avva halkı ise Nivhaz ve Tartak adındaki ilahlarını yaptılar. Sefarvayim halkı ise oğullarını ilahları Adrammelek ve Anammelek’e yakarak kurban ettiler. Bir yandan Tanrı’ya tapındılar, öte yandan tapınma yerlerindeki yapılarda görev yapmak üzere aralarından rasgele kâhinler seçtiler. Böylece hem Tanrı’ya tapındılar, hem de aralarından geldikleri ulusların törelerine göre kendi ilahlarına kulluk ettiler.

Halbuki Tanrı İsrailoğullarıyla antlaşma yapmış ve onlara şöyle buyurmuştu:

“Başka ilahlara tapmayacak, önlerinde eğilmeyecek, onlara kulluk etmeyecek, kurban kesmeyeceksiniz. Yalnızca ulu gücüyle her yere erişen eliyle sizleri Mısır’dan çıkaran RAB’be tapınacaksınız. O’nun önünde eğilip O’na kurban keseceksiniz. Sizler için yazmış olduğu kuralları, ilkeleri, yasaları, buyrukları her zaman yerine getirmeye özen gösterecek ve başka ilahlara tapmayacaksınız. Sizinle yaptığım antlaşmayı unutmayacak ve başka ilahlara tapmayacaksınız. Yalnız Tanrınız RAB’be tapacaksınız. O sizi bütün düşmanlarınızın elinden kurtaracak.[1]

İsrail Kralı Hoşea’nın krallığının üçüncü yılında Hizkiya yirmi beş yaşında Yahuda Kralı oldu veYeruşalim’de yirmi dokuz yıl krallık yaptı. Annesi Zekeriya’nın kızı Aviya’dır. Atası Davut gibi, o da Tanrı’nın gözünde doğru olanı yaptı. Alışılagelen tapınma yerlerini kaldırdı, dikili taşları, Aşera putlarını parçaladı. Musa’nın yapmış olduğu Nehuştan adındaki tunç yılanı da parçaladı. Tanrı’nın Musa’ya vermiş olduğu buyrukları yerine getirdi.

Tanrı onunla birlikteydi. Yaptığı her işte başarılı oldu.

Kral Hizkiya Asur Kralı’na karşı ayaklandı ve ona kulluk etmedi. Gazze ve çevresine, gözcü kulelerinden surlu kentlere kadar her yerde Filistliler’i bozguna uğrattı.

Hizkiya’nın krallığının dördüncü yılında Asur Kralı Şalmaneser Samiriye’ye yürüyerek kenti kuşattı. Kuşatma üç yıl sürdü. Sonunda Samiriye’yi ele geçirdiler ve Samiriye düştü. Asur Kralı İsrailliler’i Asur’a sürerek Halah’a, Habur Irmağı kıyısındaki Gozan’a ve Med kentlerine yerleştirdi.

Ve Hizkiya’nın krallığının on dördüncü yılında Asur Kralı Sanherib, Yahuda’nın surlu kentlerine saldırıp hepsini ele geçirdi. Bunun üzerine Yahuda Kralı Hizkiya, Asur Kralı’na şu haberi gönderdi:

– Suçluyum, üzerimden kuvvetlerini çek, ne istersen ödeyeceğim.

Asur Kralı Yahuda Kralı Hizkiya’yı üç yüz talant gümüş ve otuz talant altın ödemekle yükümlü kıldı. Hizkiya Tanrı’nın Tapınağı’nda ve kral sarayının hazinelerinde bulunan bütün gümüşü ona verdi. Daha önce yaptırmış olduğu Tanrı’nın Tapınağı’nın kapılarıyla kapı pervazlarının üzerindeki altın kaplamaları da çıkarıp Asur Kralı’na gönderdi.

Buna rağmen Asur Kralı büyük bir orduyla Lakiş’ten Yeruşalim’in üzerine yürüdü.

Yeruşalim’e varan ordu Çırpıcı Tarlası yolunda, Yukarı Havuz’un kenarında durdu. Haber gönderip Kral Hizkiya’yı çağırdılar. Saray sorumlusu Elyakim, Yazman Şevna ve devlet tarihçisi Yoah Asurlular’ı karşılamaya çıktı.

Ve Komutan onlara şöyle seslendi:

– Hizkiya’ya söyleyin. Büyük kral, Asur Kralı diyor ki: Güvendiğin şey ne, neye güveniyorsun? Savaş tasarıların ve gücün olduğunu söylüyorsun, ama bunlar boş sözler. Kime güveniyorsun da bana karşı ayaklanıyorsun? İşte sen şu kırık kamış değneğe, Mısır’a güveniyorsun. Bu değnek kendisine yaslanan herkesin eline batar, deler. Firavun da kendisine güvenenler için böyledir.

Yoksa bana, Tanrımız’a güveniyoruz mu diyeceksiniz? Hizkiya’nın Yahuda ve Yeruşalim halkına, yalnız Yeruşalim’de, bu sunağın önünde tapınacaksınız diyerek tapınma yerlerini, sunaklarını ortadan kaldırdığı Tanrı değil mi bu? Haydi, efendim Asur Kralı’yla bahse giriş. Binicileri sağlayabilirsen sana iki bin at veririm. Mısır’ın savaş arabalarıyla atlıları sağlayacağına güvensen bile, efendimin en küçük rütbeli komutanlarından birini yenemezsin! Dahası var: Tanrı’nın buyruğu olmadan mı saldırıp burayı yıkmak için yola çıktığımı sanıyorsun? Tanrı, ‘Git, o ülkeyi yık’ dedi.”

Elyakim, Şevna ve Yoah hepbirden cevap verdiler:

– Lütfen biz kullarınla Aramice konuş. Çünkü biz bu dili anlarız. Yahudi dilinde konuşma. Surların üzerindeki halk bizi dinliyor.

Komutan:

– Efendim bu sözleri yalnız size ve efendinize söyleyeyim diye mi gönderdi beni? Surların üzerinde oturan bu halka, sizin gibi dışkısını yemek, idrarını içmek zorunda kalacak olan herkese gönderdi.

Sonra ayağa kalkıp Yahudi dilinde bağırdı:

Büyük kralın, Asur Kralı’nın söylediklerini dinleyin! Kral diyor ki, ‘Hizkiya sizi aldatmasın, o sizi benim elimden kurtaramaz. Tanrı bizi mutlaka kurtaracak, bu kent Asur Kralı’nın eline geçmeyecek diyen Hizkiya’ya kanmayın, Tanrı’ya güvenmeyin. Hizkiya’yı dinlemeyin. Çünkü Asur Kralı diyor ki, ‘Teslim olun, bana gelin. Böylece ben gelip sizi zeytinyağı ve bal ülkesi olan kendi ülkeniz gibi bir götürene kadar herkes kendi asmasından, kendi incir ağacından yiyecek, kendi sarnıcından içecek.

Yaşamı seçin, ölümü değil. Tanrı bizi kurtaracak diyerek sizi aldatmaya çalışan Hizkiya’yı dinlemeyin. Ulusların ilahları ülkelerini Asur Kralı’nın elinden kurtarabildi mi? Hani nerede Hama’nın, Arpat’ın ilahları? Sefarvayim’in, Hena ve İvva’nın ilahları nerede? Samiriye’yi elimden kurtarabildiler mi? Bütün ülkelerin ilahlarından hangisi ülkesini elimden kurtardı ki, Tanrı Yeruşalim’i elimden kurtarabilsin?

Bu sözler üzerine halk sustu, komutana tek sözle bile karşılık veren olmadı. Sonra saray sorumlusu Elyakim, Yazman Şevna ve devlet tarihçisi Yoah giysilerini yırttılar ve gidip komutanın söylediklerini Hizkiya’ya bildirdiler[2].

Kral Hizkiya olanları duyunca o da giysilerini yırttı, çul kuşanıp Tanrı’nın Tapınağı’na girdi. Saray sorumlusu Elyakim’i, Yazman Şevna’yı ve ileri gelen kâhinleri Peygamber Yeşaya’ya gönderdi. Yeşaya’ya şöyle dediler:

– Hizkiya diyor ki, Bugün sıkıntı, azar ve utanç günü. Çünkü çocukların doğum vakti geldi, ama doğuracak güç yok. Yaşayan Tanrı’yı aşağılamak için efendisi Asur Kralı’nın gönderdiği komutanın söylediklerini belki Tanrı duyar da duyduğu sözlerden ötürü onları cezalandırır. Bu nedenle sağ kalanlarımız için dua et.

Yeşaya, Kral Hizkiya’dan gelen görevlilere şu cevabı verdi:

– Efendinize şunları söyleyin: Tanrı diyor ki, Asur Kralı’nın adamlarından benimle ilgili duyduğunuz küfürlerden korkma. Onun içine öyle bir ruh koyacağım ki, bir haber üzerine kendi ülkesine dönecek. Orada onu kılıçla öldürteceğim.

Bu arada Asur Kralı, Hizkiya’ya yine ulaklar gönderdi:

– Yahuda Kralı Hizkiya’ya deyin ki, Güvendiğin Tanrın, Yeruşalim Asur Kralı’nın eline teslim edilmeyecek diyerek seni aldatmasın. Asur krallarının bütün ülkelere neler yaptığını, onları nasıl yerle bir ettiğini duymuşsundur. Sen kurtulacağını mı sanıyorsun? Atalarımın yok ettiği ulusları ilahları kurtarabildi mi? Hani nerede Hama ve Arpat kralları? Lair, Sefarvayim, Hena, İvva kralları nerede?

Hizkiya Asur Kralı’nın mektubunu ulakların elinden alıp okuduktan sonra Tanrı’nın Tapınağı’na çıktı ve Tanrı’nın önünde dua etmeye başladı:

– Ey Keruvlar arasında taht kuran İsrail’in Tanrısı RAB, bütün dünya krallıklarının tek Tanrısı sensin. Yeri, göğü sen yarattın. Kulak ver de işit, gözlerini aç da gör, ya RAB; Sanherib’in söylediklerini, yaşayan Tanrı’yı nasıl aşağıladığını duy. Ya RAB, gerçek şu ki, Asur kralları birçok ulusu ve ülkelerini viraneye çevirdiler. İlahlarını yakıp yok ettiler. Çünkü onlar tanrı değil, insan eliyle biçimlendirilmiş tahta ve taşlardı. Ya RAB Tanrımız, şimdi bizi Sanherib’in elinden kurtar ki, bütün dünya krallıkları senin tek Tanrı olduğunu anlasın.

Peygamber Yeşaya, Kral’ın huzuruna çıkarak Tanrı’nın cevabını bildirdi:

– İsrail’in Tanrısı şöyle diyor: ‘Ey Asur Kralı, Erden kız Siyon seni hor görüyor, alay ediyor seninle. Yeruşalim kızı ardından alayla baş sallıyor. Sen kimi aşağıladın, kime küfrettin? Kime sesini yükselttin? İsrail’in Kutsalı’na tepeden baktın!.. Yahudalılar’ın kurtulup sağ kalanları yine aşağıya doğru kök salacak, yukarıya doğru meyve verecek. Çünkü sağ kalanlar Yeruşalim’den, kurtulanlar Siyon Dağı’ndan çıkacak. Tanrı’nın gayretiyle olacak bu. Bundan dolayı Tanrı Asur Kralı’na ilişkin şöyle diyor:
‘Bu kente girmeyecek, ok atmayacak. Kente kalkanla yaklaşmayacak, karşısında rampa kurmayacak. Geldiği yoldan dönecek ve kente girmeyecek’ diyor Tanrı. ‘Kendim için ve kulum Davut’un hatırı için bu kenti savunup kurtaracağım’ diyor.’

O gece Tanrı’nın Meleği gidip Asur ordugahında yüz seksen beş bin kişiyi öldürdü. Ertesi sabah uyananlar salt cesetlerle karşılaştılar. İsrailoğullarının yakarışını duyan Tanrı bir melek göndermiş ve Asur Kralı’nın ordugahındaki bütün yiğit savaşçıları, önderleri, komutanları yok etmişti. Asur Kralı utanç içinde ülkesine döndü.

Bir gün ilahı Nisrok’un tapınağında tapınırken, oğullarından Adrammelek’le Şareser, onu kılıçla öldürüp Ararat ülkesine kaçtı. Yerine oğlu Esarhaddon kral oldu[3].

Böylece Tanrı Hizkiya’yla Yeruşalim’de yaşayanları Asur Kralı Sanherib’in ve öbür düşmanlarının elinden kurtararak her yanda güvenlik içinde yaşamalarını sağladı.

Yeruşalim’e gelen birçok kişi Tanrı’ya sunular, Yahuda Kralı Hizkiya’ya da değerli armağanlar getirdi. O günden sonra Hizkiya bütün uluslar arasında saygınlık kazandı[4]. Hizkiya’nın krallığı dönemindeki öteki olaylar, bütün başarıları, bir havuz ve tünel yaparak suyu kente nasıl getirdiği, Yahuda krallarının tarihinde yazılıdır.

Hizkiya ölüp atalarına kavuşunca, yerine oğlu Manaşşe kral oldu[5].

Manaşşe on iki yaşında İsrail Kralı oldu ve Yeruşalim’de elli beş yıl krallık yaptı. Annesinin adı Hefsivah’tı. Tanrı’nın İsrail halkının önünden kovmuş olduğu ulusların iğrenç törelerine uyarak Tanrı’nın gözünde kötü olanı yaptı. Babası Hizkiya’nın yok ettiği puta tapılan yerleri yeniden yaptırdı. İsrail Kralı Ahav gibi, Baal için sunaklar kurdu, Aşera putu yaptı. Gök cisimlerine taparak onlara kulluk etti.

Tanrı’nın, “Yeruşalim’de bulunacağım” dediği Tanrı’nın Tapınağı’nda sunaklar kurdu. Tapınağın iki avlusunda gök cisimlerine tapmak için sunaklar yaptırdı. Oğlunu ateşte kurban etti; falcılık ve büyücülük yaptı. Medyumlara, ruh çağıranlara danıştı.

Tanrı’nın gözünde çok kötülük yaparak O’nu öfkelendirdi. Manaşşe yaptırdığı Aşera putunu Tanrı’nın Tapınağı’na yerleştirdi. Oysa Tanrı tapınağa ilişkin Davut’la oğlu Süleyman’a şöyle demişti:

“Bu tapınakta ve İsrail oymaklarının yaşadığı kentler arasından seçtiğim Yeruşalim’de adım sonsuza dek anılacak. Buyruklarımı dikkatle yerine getirir ve kulum Musa’nın kendilerine verdiği Kutsal Yasa’yı tam uygularlarsa, İsrail halkının ayağını bir daha atalarına vermiş olduğum ülkenin dışına çıkarmayacağım.”

Ama halk kulak asmadı. Manaşşe onları öylesine yoldan çıkardı ki, Tanrı İsrail halkının önünde yok ettiği uluslardan daha çok kötülük yaptılar. Ve Tanrı, kulları peygamberler aracılığıyla şöyle dedi:

“Yahuda Kralı Manaşşe bu iğrenç işleri yaptığı, kendisinden önceki Amorlular’dan daha çok kötülük ettiği, putlar dikerek Yahudalılar’ı günaha sürüklediği için İsrail’in Tanrısı RAB, ‘Yeruşalim’in ve Yahuda’nın başına öyle bir felaket getireceğim ki, duyanların hepsi şaşkına dönecek’ diyor. Samiriye’yi ve Ahav’ın soyunu nasıl cezalandırdımsa, Yeruşalim’i cezalandırırken de aynı ölçü ipini, aynı çekülü kullanacağım. Bir adam tabağını nasıl temizler, silip yüzüstü kapatırsa, Yeruşalim’i de öyle silip süpüreceğim. Halkımdan sağ kalanları terk edeceğim ve düşmanlarının eline teslim edeceğim. Yeruşalim halkı yağmalanıp ganimet olarak götürülecek. Çünkü gözümde kötü olanı yaptılar. Atalarının Mısır’dan çıktığı günden bugüne kadar beni öfkelendirdiler.”

Manaşşe Tanrı’nın gözünde kötü olanı yaparak Yahudalılar’ı günaha sürüklemekle kalmadı, Yeruşalim’i bir uçtan öbür uca dolduracak kadar çok sayıda suçsuzun kanını döktü. Krallığı dönemindeki öteki olaylar, bütün yaptıkları ve işlediği günahlar Yahuda krallarının tarihinde yazılıdır. Manaşşe ölüp atalarına kavuşunca, sarayının Uzza adındaki bahçesine gömüldü[6].

Tanrı’nın Manaşşe’ye öfkesi ve gazabı büyüktü. Bu yüzden İsrailoğulları’nı cezalandıracağını Büyük Peygamber Yeremya aracılığıyla bildirdi. Yeremya Yahudaoğulları karşına çıktı ve Tanrı’nın buyruklarını iletti[7]:

Tanrı bana dedi ki, ‘Musa’yla Samuel önümde durup yalvarsalar bile, bu halka acımayacağım; kov onları önümden, gitsinler! Sana, ‘Nereye gidelim?’ diye sorarlarsa de ki, ‘Tanrı şöyle diyor: ‘Ölüm için ayrılanlar ölüme, klıç için ayrılanlar kılıca, kıtlık için ayrılanlar kıtlığa, sürgün için ayrılanlar sürgüne, Yahuda Kralı Hizkiya oğlu Manaşşe’nin Yeruşalim’de yaptıkları yüzünden bütün yeryüzü krallıklarını dehşete düşüreceğim.

’ Kim acıyacak sana, ey Yeruşalim? Kim yas tutacak senin için?
Hal hatır sormak için kim yolundan dönüp sana gelecek? ‘Sen beni reddettin’ diyor Tanrı, ‘Gerisingeri gidiyorsun. Ben de elimi sana karşı kaldıracak, seni yok edeceğim; Merhamet ede ede yoruldum. Ülkenin kapılarında, halkımı yabayla savuracak, çocuksuz bırakacak, yok edeceğim; Çünkü yollarından dönmediler.’

Bütün bunlar kendilerini Mısır Firavunu’nun boyunduruğundan kurtarıp Mısır’dan çıkaran Tanrı’ya karşı günah işledikleri için İsrailliler’in başına geldi. Çünkü başka ilahlara tapmışlar, Tanrı’nın İsrail halkının önünden kovmuş olduğu ulusların törelerine ve İsrail krallarının koyduğu kurallara göre yaşamışlardı
.

Yaptıkları kötülüklerle Tanrı’yı öfkelendirdiler. Tanrı’nın, “Bunu yapmayacaksınız” demiş olmasına karşın putlara taptılar.

Tanrı İsrail ve Yahuda halkını bütün peygamberler ve biliciler aracılığıyla uyarmış, onlara, “Bu kötü yollarınızdan dönün. Atalarınıza buyurduğum ve kullarım peygamberler aracılığıyla size gönderdiğim Kutsal Yasa’nın tümüne uyarak buyruklarımı, kurallarımı yerine getirin” demişti ama dinlemediler, Tanrı’ya güvenmeyen ataları gibi inat ettiler. Tanrı’nın kurallarını, uyarılarını ve atalarıyla yaptığı antlaşmayı hiçe sayarak değersiz putların ardınca gittiler, böylece kendi değerlerini de yitirdiler.

Tanrı İsrail’i Davut soyunun elinden aldıktan sonra, İsrailliler Nevat oğlu Yarovam’ı kral yaptılar. Yarovam İsrailliler’i Tanrı’nın yolundan saptırarak büyük günaha sürükledi.

İsrailliler Yarovam’ın işlediği bütün günahlara katıldılar ve bunlardan ayrılmadılar. İsrailliler kendi topraklarından Asur’a sürüldüler.

Bugün de orada yaşıyorlar…

ASUR BUGÜNKÜ IRAK, IRAK KUZEYİDİR…

[1] 2. Krallar, Bölüm 17.

[2] 2. Rallar, Bölüm 18.

[3] Tanah/ 2. Krallar, Bölüm 19.

[4] Tanah/ 2. Tarihler, Bölüm 32: 20-23.

[5] Tanah/ 2. Krallar, Bölüm 20: 20-21.

[6] Tanah/ 2. Krallar, Bölüm 21: 1-18.

[7] Tanah/ Büyük Peygamber Yeremya, Bölüm 15: 1- 7.

BİLGETÜRK

Reklamlar

Etiketlendi:, , , ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: