TARİH : MEDİNE; Türk Askeri ÇEKİRGE Yiyerek Ölümden Döndü !..

Türk askeri aç kaldı…

Şerif Hüseyin’in İhaneti… Fahreddin Paşa’nın ÇEKİRGE Olayı…

Türk askeri aç kaldı…

Osmanlı Sina’da ve Filistin’de yenilmiştir ama Medine müdafaası, Fahreddin Paşa ve bir avuç askerle kahramanca sürdürülmektedir. Muhasara altındaki Medine’de artık tek korku vardır, açlık! İkmal yolları kesilmiş, yardım gelememektedir.

Allah’ın yüce takdiri bu ya, tam o dönemde Medine’de bir çekirge istilası olur ve Fahreddin Paşa, aç olan askerlerini doyurabilmek için çekirge yemelerini söyler hatta emirname bile yayımlar.

İşte Fahreddin Paşa’nın açlığa karşı aldığı tedbir

“Çekirgenin serçe kuşundan ne farkı var? Yalnız tüysüzdür. Fakat serçe gibi kanatlıdır ve uçar ve yeşilliklerle beslenir.

…Hicaz, Yemen, Asir Araplarının başlıca gıdası çekirgedir. Çekirgeyi, çöllerin en çilekeş hayvanı olan develerle hecinler de pek sever ve büyük bir iştahla yerler. Bütün bu havalide öteden beri inanıldığına göre, dizlerinin bağı çözülenlere, zayıflara, bünyevi hastalıklara pek tesirlidir. Hele romatizma için iksir gibidir.

…Deniz kıyısı olan yerlerde pek makbul olan istakoz ve karides gibi şeylerle hiçbir farkı yoktur. İmam-ı Malik, yenmesine cevaz verilen çekirgenin, başının kopartılmasını veyahut ateş üzerinde kavrulmasını şart kılmış ise de, Hanefi ulemasının, çekirgenin ölüsünü bile helal ettikleri kitaplarda yazılıdır…”

Hele ki Fahredin Paşa’nın çekirgenin pişirme usullerini anlatması, inanın gözyaşartıcıdır;

“Çekirge dört türlü yenebilir:

Toplanan çekirgeler, çiroz gibi güneşe serilir, iki üç gün kurutulur, ayakları ve başı koparılır, kalan gövde kısmı bir parça yağ ile kavrulur ve kavurma gibi yenir.

Sıcak su ile haşlanır, başı ve ayakları temizlenir, hemen pişmek üzere bulunan pirinç ya da bulgur pilavına karıştırılıp yenir.

Haşlanmış çekirgeler tabağa dizilerek konur ve üzerine zeytinyağı ile limon gezdirilir.

Çekirgenin kavrulan kısmı, havan içinde toz haline getirilir ve et tozu konservesi şeklinde kutularda muhafaza edilir. Araplara göre en makbul tarzı budur. Çünkü elde daima ihtiyat durur. Ve gerektiğinde, nerede olursa olsun, açlığı gidermeye yarar. Hele harp zamanlarında, hemen el altında bulunan bir gıdadır…”

Osmanlı dört yılda beş cephede savaştı ve yenildi. Yenilgisi sadece düşman yüzünden olmadı, çünkü içeriden de ihanete uğradı.
Tepedelenli Ali Paşa isyan etmiş olmasaydı,
belki de Balkanlar elimizden bu kadar kolay çıkmayacaktı.

Kavalalı Ali Paşa isyan etmiş olmasaydı, Ruslardan yardım istemek zorunda kalmayacaktık.

Bedirhan Bey, Şeyh Ubeydullah isyanları olmasaydı, Osmanlı hem Ruslara hem de İngilizlere karşı güç kaybetmiş olmayacaktı.
Birinci dünya harbinde Hıristiyan Nesturiler isyan etmiş olmasaydı, Kafkaslarda tutanabilecektik.

Mekke Şerif’i Hüseyin İngilizlerle işbirliği yapıp Osmanlı’ya karşı isyana kalkışmasaydı, Sina ve Filistin’de İngilizlerle kolayca boy ölçüşebilecektik.
Seyit Abdulkadir Koçgiri isyanını tertiplemiş olmasaydı, ardından Barzan aşireti ile Hıristiyan Nesturiler, İngilizlerle işbirliği yapıp isyana kalkışmasaydı,
Özdemir Bey’in Revandiz harekâtı güç kazanacak, Musul bu kadar kolayca elimizden gitmiş olmayacaktı.
Bunlar saymakla bitmez, hep içeriden vurulduk, hep içeriden…

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: