IRAK DOSYASI : KUVEYT’İN İŞGALİ…

Kuveyt’in işgali, Türkiye’yi karanlık yıllara sürükleyen olayların içerisinde yer alıyor…

SADDAM‘IN KUVEYT‘İ İŞGALİ


Kuveyt
, Osmanlı İmparatorluğu’nun Basra Vilayeti’nin bir parçasıydı. Bu nedenle Irak, Kuveyt’i kendisinin bir parçası olarak görüyordu.

Kuveyt, Avrupa devletlerinin ilgisini ilk kez, Almanların Berlin-Bağdat Demiryolu’nu Kuveyt limanına kadar uzatmak için harekete geçtikleri 19. yüzyılın sonlarında çekmişti.

Almanların tasarılarını engellemeye çalışan Britanya ile Osmanlılara karşı güvence arayan Kuveyt’i yöneten El-Sabah Hanedanı, 1899’da ülkenin dışişlerini Britanyalılara bırakan bir antlaşma imzaladılar.

1914’te Osmanlılarla savaşa giren Britanya, savaşın başlamasının hemen ardından Kuveyt’te protektora yönetimi kurdu.

Savaşın ardından 1922’de imzalanan Ukayr Antlaşması’yla Necd (sonradan Suudi Arabistan) ile Kuveyt Şeyhliği arasındaki ilişkiler düzenlendi ve Tarafsız Bölge oluşturuldu.

1923’te de Kuveyt’in Irak’la olan kuzey sınırı çizildi. Bu antlaşmayla Irak’ın Basra Körfezi’ne yani denize ulaşımı hemen hemen ortadan kalkmıştı. Kuveyt sonraki dönemlerde Irak’ın kendi dezavantajlı konumunu iyileştirecek taleplerini reddetti.

Ağustos 1988’de İran-Irak Savaşı’nı bitiren ateşkes imzalandığında Irak borç batağında, halkı da sosyal patlamanın eşiğindeydi. Irak’ın borçlarının büyük kısmı Suudi Arabistan ve Kuveyt’e idi. Irak iki ülkeden de borçlarının silinmesini istedi, ancak iki ülke de bunu reddetti.

“İŞGALE GİDEN YOL”

Irak ayrıca Kuveyt’i OPEC’in petrol üretimi için belirlediği kotayı aşmakla suçluyordu. Kendisi de bir petrol üreticisi olan Irak üyesi olduğu OPEC’in 18$’lık fiyat politikasına uyulmasını istiyordu. Buna rağmen Kuveyt ile Birleşik Arap Emirlikleri sürekli olarak petrol üretimlerini artırıyordu.

Irak ise en azından İran-Irak Savaşı’ndan İran saldırıları ve bir ekonomik skandal nedeniyle oluşan kayıplarının karşılanmasını istiyordu. Sonuç olarak petrol fiyatlarındaki gerileme -varil fiyatı 10$’a kadar geriledi- Irak için, 1989 yılındaki ödemeler dengesi açığına denk gelen 7 milyar $ kayba neden oldu.

Bu nedenle Irak hükümeti savaş nedeniyle hasar gören altyapısını onarmasının ötesinde, temel harcamalarını bile yapamaz bir haldeydi. Irak’la birlikte Ürdün bu petrol üretim politikasına karşı mücadele etmelerine rağmen çok az başarılı olabildiler.

Irak hükümeti mevcut durumu bir tür ekonomik savaş olarak tanımladı, Kuveyt’i yönlü sondaj yöntemiyle Irak sınırı içindeki Rumeyla petrol sahasından yararlanmakla suçladı.

Temmuz 1990’ın başlarında Irak, şikayetçi olduğu Kuveyt’in kota politikası nedeniyle bu ülkeyi askeri harekatla açık biçimde tehdit etti.

23 Temmuz’da CIA’in Irak’ın Kuveyt sınırına 30.000 asker kaydırdığını raporlaması üzerine Basra Körfezi’ndeki ABD filosu alarm durumuna geçti.

Saddam Hüseyin Irak karşıtı bir komplonun varlığına inanıyordu; Kuveyt İran’la görüşmeler başlatırken, Suriye de Mısır’a bir ziyaret ayarlamıştı.


15 Temmuz 1990’da Saddam hükümeti isteklerini açık biçimde Arap Ligi’nden istedi;
"Bazı Arap hükümdarlarının politikaları Amerikan yanlısı…Onlar Arap çıkarlarının ve güvenliğinin zayıflatılması için Amerika tarafından teşvik ediliyorlar" sözleriyle birlikte Kuveyt ve BAE’den tazminat talebinde bulunup aksi takdirde askeri güç kullanma tehdidini savurdu.

“KUVEYT’İN İŞGALİ"

2 Ağustos 1990’da Irak Kuveyt’in başkenti Kuveyt şehrini bombalayarak işgali başlattı.


1988’de
, İran-Irak Savaşı sona erdiğinde Irak Ordusu 955.000 etkin personel sayısına ek olarak 650,000 kişilik milis güçle dünyanın en büyük dördüncü ordusuydu. En düşük tahminde bile Irak’ın elinde 4.500 tank, 484 muharebe uçağı ve 232 savaş helikopteri vardı.

İşgal sırasında Kuveyt ordusu üçü zırhlı, biri mekanize ve bir tane de yetersiz durumdaki topçu tugayından oluşan 16.000 kişilik bir orduydu.

Kuveyt Hava Kuvvetleri ise 2.200 personel, 80 hava aracı ve 40 helikopterden oluşuyordu. Üstelik işgal tehdidine rağmen ordusunu alarm düzeyine getirmemişti.

Irak komandoları Kuveyt sınırına sızarak, gece yarısında saldırıyı yapacak olan asıl güçler için hazırlık yaptılar. Irak saldırısı iki uçtan gerçekleşti; ilk saldırı gücü Kuveyt şehrine ulaşmak için güney yönünde ilerleyerek ana otoyolunu ele geçirirken, yardımcı bir saldırı gücü de Kuveyt’e daha batıdan girdi, ancak daha sonra Kuveyt şehrinin ülkenin güney yarısıyla olan bağlantısını kesmek için yönünü doğuya çevirdi.

Kuveyt şehrine asıl Irak hücumu, helikopterler ve teknelerle deniz tarafından gelen komandolarla gerçekleştirildi. Kuveyt Emiri Cabir Al-Ahmet Al-Cabir Al-Sabah’ın sarayına yönelik Irak saldırısında Emir’in en küçük kardeşi yaşamını yitirdi.

Irak saldırısının başlamasından sonra 12 saat içinde direniş büyük ölçüde kırılırken, Emir Cabir Al-Ahmet Al-Cabir Al-Sabah, ailesi ve önemli bakanları ülkelerinin yönetimi Iraklılar’a bırakarak karayoluyla Suudi Arabistan’a kaçtılar.

İki gün süren yoğun çatışmalardan sonra Kuveyt Ordusu’nun bir kısmı Irak’ın elit birlikleri olan Cumhuriyet Muhafızları tarafından saf dışı bırakıldı, bir kısmı da Suudi Arabistan’a kaçtı. Irak güçleri Kuveyt şehrinin kontrolünü sağladıktan sonra güneye yönelerek Suudi Arabistan sınırını denetim altına aldılar.

Irak’ın mutlak zaferinden sonra Saddam Hüseyin tarafından önce "Özgür Kuveyt Geçici Hükümeti" adlı bir kukla yönetim oluşturuldu, ardından 8 Ağustos’ta kuzeni Ali Hasan el Mecid’i Kuveyt valisi olarak atadı.

Saddam Hüseyin yönetimi uluslararası çağrılara rağmen ısrarlı bir tutumla Kuveyt’teki kuvvetlerini çekmeyi reddetti ve 28 Ağustos 1990’da Kuveyt’i Irak’ın 19. ili olarak ilhak ettiğini açıkladı.

“İŞGAL SONRASI”

İşgalden hemen sonra, ABD ve Kuveyt delegasyonlarının talebiyle saatler içinde toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) aldığı 660 no’lu kararı ile işgali kınayarak Irak’ın Kuveyt’ten derhal çekilmesini istedi.

Arap Birliği de, 3 Ağustos tarihinde aldığı kararla sorunun Arap ülkeleri arasında çözülmesinin istendiğini ve dış müdahaleye karşı olunduğunu açıkladı.

Yalnız iki Arap ülkesi, Sudan ve Libya Irak’ın Kuveyt’ten çekilmesine dönük bir çözüme karşı olduklarını açıkladılar. Filistin Kurtuluş Örgütü de böyle bir çözüme karşı olduğunu açıkladı. Yemen ve Batı yanlısı olmakla birlikte Irak’la çok yakın ekonomik ilişkileri olan Ürdün ise Arap dünyası dışından gelebilecek askeri müdahalelere karşı olduklarını açıkladılar.

BMGK 6 Ağustos’ta aldığı 661 No’lu kararla uluslararası düzeyde Irak’la ticareti yasakladı.

25 Ağustos’ta da bu kararı takip eden 665 No’lu kararla Irak’a gelen bu ülkeden giden yük gemilerinin aranması amacıyla, Kuveyt Hükümeti’yle işbirliği içindeki ülkeleri göreve çağırdı.

Olayın başından itibaren Amerikalı yöneticiler, Irak’a tanınacak bir imtiyazın bu ülkenin bölgedeki gücünü artıracağından çekinerek Irak’tan işgali Orta Doğu’daki hiçbir sorunla bağdaştırmadan sonlandırmasını istediler.

9 Ocak 1991’de Irak Dışişleri Bakanı Tarık Aziz ile ABD Dışişleri Bakanı James Baker arasında İsviçre’nin Cenevre kentinde son bir görüşme yapıldı. Tarık Aziz’in, ülkesinin katı tutumunu sürdürdüğü ve Kuveyt sorununu, Filistin sorunuyla birlikte ele alınmasını istediği toplantı başarısızlıkla sonuçlandı.

BMGK, 29 Kasım 1990 tarihinde aldığı 678 No’lu kararla Irak’a 15 Ocak 1991 tarihine kadar Kuveyt’i boşaltmaması halinde kendisine karşı zorlama önlemlerinin uygulanacağı, yani kuvvet kullanılacağı bildirdi.

ABD Başkanı George H. W. Bush Irak’ın Suudi Arabistan’ı işgal edebileceği gerekçesiyle "tamamen bu ülkeyi korumak amacıyla" Çöl Kalkanı Harekatı’nın başlatılacağını açıkladı.

ABD’nin Bağdat Büyükelçisi April Glaspie 25 Temmuz 1990’da Saddam Hüseyin’le yaptığı görüşmede "Bu, Arapların kendi aralarındaki bir sorun. ABD’yi kesinlikle ilgilendirmez." demişti.

ABD’nin Bağdat’taki büyükelçisi olan April Glaspie’nin 25 Temmuz 1990’da Irak lideri Saddam Hüseyin’le yaptığı görüşmede, ülkesinin Araplar arasındaki sorunlara karışmak istemediğini belirtmesi, 2 gün sonra da Bağdat’tan ayrılması ve Irak’ın Kuveyt sınırına asker yığdığını bilmesine rağmen ABD yönetiminin ciddi bir uyarıda bulunmaması ABD’nin bilinçli olarak Irak’a yeşil ışık yaktığı şeklindeki değerlendirmelere yol açtı.

Sonuçta Saddam, Kuveyt’ten çekilmedi, bu da bölgeyi 1991 Körfez Savaşına götürdü…

Körfez savaşında Türkiye’ye ABD’yi destekleyecek ancak savaş sonrasında bu destekten dolayı siyasi ve ekonomik anlamda zararlı çıkacaktır…

Bu süreç Türkiye’yi günümüze kadar sürükleyecektir…

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: