TARİH : 1920lerde Mübadele Anıları

1923 doğumlu Rahmetli Hacı İbrahim Borozan’ın 1925 yılında ve daha sonraki yıllarda yaşamış olduğu mübadele ile ilgili anıları ve büyüklerinden öğrendikleri…

Bulgaristan doğumlu olan ve 2009 yılında vefat eden Hacı İbrahim Borozan, anılarını 2007 yılında yaşamış olduğu Sugören Köyü’nde bir öğretmene anlatmıştır.

Hacı İbrahim: Türkiye’de 1923’te Atatürk tarafından hükümet kuruldu. Bundan sonra Atatürk, Sugören Köyü’ndeki Rumları Yunanistan’a gönderdi. Orada da iki vapur hazırlandı ve Serez Sancağı’na bağlı Demirhisar Kazası’ndan iki vapur insan getirtildi. Oradan kalkan iki vapurdan biri olan Cumhuriyet Vapuru İstanbul’un bir ilçesi olan Yalova’ya getirilmiş, diğeri ise Mersin ve Kozan’a gitmiş. O zamanlarda Yalova’ya iki grup gelmiş ve bunlardan ilki 91 haneden diğeri de 41 haneden oluşmaktaymış. Bu gruplar 1924 yılında gelmişler ve Yalova’nın Çengiler Köyü’nü kurmuşlar. Bunlar Yunanistan’dan gelenlerdir. Bizler 1912’de Balkan Savaşları’ndan sonra Bulgaristan sınırları içinde kalan Devlen Kazası’na bağlı Breze Köyü’nden geldik. Orada halen yaşamakta olan akrabalarımız bulunmaktadır. Bizler oradan vapura bindik İstanbul’a getirildik, haftada bir kalkan Gemlik vapurunu bekledik. İstanbul’dan Gemliğe geçtik oradan öküz arabalarıyla Yalova’ya gelip yerleştik. O zamanlarda Bulgaristan’dan gelenlere Eskişehir’de devlet tarafından nüfus kâğıdı ve arsa veriliyordu. Ancak biz oraya gitmedik, Yalova’ya geldik bir yıl burada kaldık ve daha sonra Karacabey’e gittik orada da 2 yıl konakladık ancak tekrar Yalova’ya dönmek zorunda kaldık. Bizim Bulgaristan’dan gelmemizin sebebi bizlere yapılan zulümdür. Biz buraya geldiğimizde burada çok büyük bir kilise ve yedi adet ipek fabrikası vardı. Bizler hepsini yıkıp yerine çeşme ve yol yaptık, biz buraya geldiğimizde yanmış bir Ermeni Köyü ile karşılaştık. Biz bu arsalara yerleştik ama bize arsa tahsisi 1935 ve 1942 yıllarında ödemek şartıyla tahsis edildi.

Bizler buraya yerleştikten sonra Ermenilerin bıraktıkları kiraz ve dut ağaçlarından geçimimizi sağladık bizim aşağımızdaki köylere yerleşen Arnavutlar ve Kumanova Türkleri ise odun kömürü yapıp ormanlardan geçimini sağlamaya başladı. Oradaki hayvanlarımızın bir kısmına el konuldu. Hayvanlarımızın bir kısmını ve arsalarımızı sattık ya da bıraktık ve buraya geldiğimizde elimizde sadece öküz arabalarımız vardı. Daha sonraları bu bölgeye, Çengiler Köyü’ne yerleştik ve Ermenilerden kalan kilisenin bir kısmını camii yaptık. Ben o zamanlar daha çocuktum. Yerleşim yerini düzene soktuk cami, okul, berber, kahvehaneler yapıldı. Biz bu bölgeye yerleştikten sonra Arnavutlar, Pomaklar ve Yörükler geldi. Bayramlarda veya düğünlerde insanlar arasında ayrılık vardı ve insanların bir kısmında hala ‘‘Atatürk o bölgeyi tekrar alacak ve bizler evlerimize döneceğiz.’’ umudu vardı. 1932’ye kadar insanlar arasında pek bir ilişki yoktu. Ancak biz ilk gelini aldıktan sonra insanlar arasında ayrılık yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladı. (Ayrılık olmasının sebebi ise yine evlerine geri dönme umududur.) Bizim oralardan kasıt ise İskece ve Gümülcine’dir. Drama, Kavala, Breze, Serez, Dedeağaç, Doyran gibi yerlerden insanlar göçüp bu taraflara gelmişlerdir. Samsun’a Niğde’ye yerleşmişlerdir. Bölgede kalanlar ise Atatürk nasılsa buraları alacak ve biz yine anayurtta olacağız diye umut ederek orada kalmışlardır. Bizim zamanımızda düğünler bayram gibi üç gün olurdu ve bayramlarda ise gider gelirdik.

Bizim zamanımızda Yalova, İstanbul’a bağlı 250 hanelik bir ilçe idi. Göçlerde gelenler Arnavut asıllılar, Dağıstanlılar, Romanya Muhacirleri, Pomaklar, Yörükler olmak üzere Atatürk tarafından Yalova’ya yerleştirildiler. Ancak daha sonraları Romanya Muhacirleri başka yerlere göç ettiler. Biz geldiğimizde burada sadece Cihan Köyü mevkiinde yerleşim vardı. Daha sonraları Bosna’dan getirtilenler bölgenin kuzeyine dağlık alanlara yerleştiler. Dağıstanlılar ise batı kısmına yerleştiler. Göç edenler arasında da kavgalar olmuş ve cinayetler işlenmişti. Bu yüzden bölge küçük küçük köylerden oluşmuştur. Göç edenlerden ilk gelenler 1892 yılında Kafkaslardan gelenlerdir. Ayrıca küçük bir gurupta Çeçenlerden ve Gürcülerden ve Boşnaklardan oluşmaktaydı. Biz bölgeye geldiğimizde bölge halkı göç edenlerden çok fazla tedirgin olmuştu. Bölge halkı ile göç edenler arasında ufak kavgalar da olmuştu.

-Atatürk’ün Yalova’ya gelişleri…

Atatürk’ün 1934’te İran Şahı Rıza Şah Pehlevi ile arası çok iyiydi. Atatürk, Yalova’ya sık sık gelip giderdi. Hatta Atatürk, Yalova’ya Savarona ile geliyor diye bir haber çıksa, anlardık ki Bursa’dan taksi ile geliyordu. Ancak, Bursa’dan taksi ile geliyor dendiğinde bilirdik ki; Savarona ile Yalova’ya gelirdi. Ben, Atatürk’ü ilk gördüğümde ayağımdaki çarıkları yaptırmak için pazara gidiyordum. Bize dediler ki; Atatürk, Savarona ile Yalova’ya geliyor. Ancak, o Bursa’dan iki otomobil ile geldi. Birinin adı GAZİ, diğerinin adı ise ANKARA idi. Arabalar biraz ilerledikten sonra durdu. Biz meydana dizilmiştik. Atatürk, arabadan indi ve bize ‘’Gelin evlatlarım.’’ diyerek seslendi. Yanına gittikten sonra bize ‘’Nasıl babanız sizi dövüyor mu? Sövüyor mu? Keyfiniz yerinde mi? Aç mısınız, tok musunuz?’’ diye sorular sordu. ‘’Bir şey olursa bana haber verin ben Ankara’dayım.’’ dedi. Elini öptük ve bize cebinden onar lira para verdi. Atatürk, Yalova’ya çok sık gelirdi. Bir kez Romanya Başbakanı ile bir kez de İran Şahı ile geldi.

BALKAM Araştırma Asistanı Semih Erol

Reklamlar

Etiketlendi:,

ÖZEL BÜRO ///

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: